DOLAR 8,5492
EURO 10,0853
ALTIN 495,44
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 32°C

Gültekin’in oğlu: Babam hiçbir zaman mücadelesinden vazgeçmedi

08.05.2021
A+
A-

MERSİN – Tüm girişimlere rağmen “Ayakta tedavi edilebilir” raporuyla tahliye edilmediği için cezaevinde yaşamını yitiren kanser hastası tutuklu İsa Gültekin’in oğlu Aziz Gültekin, babasının onca yaşananlara rağmen hiçbir zaman mücadelesinden vazgeçmediğini söyledi.

Cezaevindeki hasta tutukluların durumu yıllardır gündemde olmasına rağmen hala büyük bir sorun olarak duruyor. Tutukluların yaşadığı hak ihlalleri bir yana hasta tutukluların durumu ise ayrı bir trajedi. Her yıl onlarca hasta tutuklu iyi şartlarda tedavi edilmediği ve tahliye edilmediği için cezaevlerinde yaşamını yitiriyor. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre; Türkiye cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere en az bin 605 hasta tutuklu bulunuyor. 2021 yılının ilk 3 ayında 13 hasta tutuklu yaşamını yitirdi. Cezaevinde hayatını kaybeden bu hasta tutuklulardan biri Mersin Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan pankreas kanseri hastası İsa Gültekin’di. 28 yıldır tutuklu kalan Gültekin’in cezaevine yakalandığı hastalık yanlış teşhis sonucu geç fark edildiği için ilerledi. Ailesi ve avukatının tedavisinin cezaevi koşullarında güçleşmesi nedeniyle tahliyesi yönünde bulunduğu girişimler “ayakta tedavi edilebilir” denilerek, girişimler sonuçsuz bırakıldı. 
 
Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından yargılanan ve müebbet hapis cezası verilen Gültekin, 28 yıllık tutukluğu süresince birçok farklı cezaevinde kaldı. Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Sığırlı (Kezwin) köyünde dünyaya gelen Gültekin, evlenip köyünde yaşamını sürdürdü. Köydeki “ağa”nın baskı, şiddet ve zulmünü kabul etmeyen Gültekin, 1970’te köyden göç ederek, Mersin’e yerleşiyor. Mersin’de bir yanda hayat mücadelesi yürüten Gültekin, bir yandan da siyasi çalışmalarda yer alır. 
 
AJANLIK DAYATMASI 
 
Çukurova’da uzun yıllar siyasi çalışmalar yürüten Gültekin, 1988’de gözaltına alınıp, 45 gün boyunca ağır işkencelere maruz kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Gördüğü onca işkencelere rağmen siyasi çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdüren Gültekin, 1993 yılında Antep’te tekrar gözaltına alındı. Günlerce işkence gören Gültekin’e “Ya ajan olursun ya da ömür boyunca cezaevinde kalırsın” denildi. Ajan olmayı kabul etmeyen Gültekin, daha sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp, müebbet hapis cezası verildi.
 
TAHLİYE EDİLMEDİ
 
Tutuklandıktan sonra farklı cezaevlerinde kalan Gültekin, Tarsus 3 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yakalandığı pankreas kanserine yenik düştü. Cezaevi yönetiminin ve doktorların ihmali sonucu hastalığı geç fark edilen Gültekin’in hastalığı zaman içerisinde tüm vücuduna yayıldı. 13 Nisan’da cezaevinde geçirdiği iç kanama sonucu kelepçeli olarak Tarsus Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım servisine kaldırılan Gültekin, 23 Nisan’da yaşamını yitirdi. Gültekin’in son günlerini ailesinin yanında geçirmesi için hem İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi hem de ailesinin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Gültekin’in oğlu Aziz Gültekin (42), babasının hayat mücadelesini, hastanedeki son günlerini anlattı.
 
MÜCADELEDEN VAZGEÇMEDİ
 
Babasının hiçbir zaman haksızlığı, zulmü kabul etmediğini anlatan Gültekin, “Babam köyden Mersin’e geldikten sonra limanda çalışmaya başladı. Ama onun gönlü hep Kürt davasından yanaydı. 1980’de Kürt hareketiyle tanışan babam, siyasi çalışmalara başladı. Gözaltına alındıktan sonra işten de atıldı ama o mücadeleden hiç vazgeçmedi” diye konuştu. 
 
Babasının tutuklandığında 14 yaşında olduğunu belirten Gültekin, “Babam tutuklanana kadar sık sık evimize polis baskın yapardı. O zaman küçük olduğum için bana bir şey demiyorlardı ama ağabeyimi evden çıkarıp döverlerdi ve tehdit ederlerdi. Annemi, tehdit ederlerdi” dedi. 
 
GEÇ TEŞHİS 
 
Babasının tek hayalinin kalan ömrünün ailesiyle geçirmek olduğunu kaydeden Gültekin, “Babam onca yıl cezaevinde kaldı. Ama son günlerini aramızda geçiremedi. O üzgündü biz de üzgünüz, ama yaşam bir şekilde devam ediyor” dedi. Babasına ilk olarak diyabet hastalığı teşhisi konulduğu aktaran Gültekin, “Doktor, babama ‘Ya sen Hebatit B’sin ya da diyabet’ demiş. Babamın görüşüne gittiğimde, babam bana ‘şeker ilacını kullanıyorum şekerim düşmesi gerekir ama yükseliyor” demişti. Zaman geçtikçe babamın durumu daha da ağırlaşmaya başladı. Bunun üzerine Tarsus Devlet Hastanesi’ne gidiyor. Oradaki doktor ise ‘Kim sana bu teşhisi koymuşsa o doktor hakkında dava aç. Senin hastalığın başka bir hastalıktır’ demiş. Babam, artık yemek yiyemez duruma geldi ve gittikçe zayıfladı. Daha sonra hastaneye tekrardan kaldırılıyor ve kanser hastalığı teşhisi konuluyor” diye belirtildi. 
 
ÖLÜME GÖNDERDİLER
 
Annesinin de pankreas hastalığından kaybettiğini dile getiren Gültekin, “Anneme erken teşhis konulduğu için 5 yıl yaşadı. Ancak, babama erken teşhis yapılmadığı ve çok kısa bir süre içinde yaşamını yitirdi. Hastanede teşhis konuldu ve 45 gün hastanede tedavi gördü. Daha sonra cezaevine geri götürüldü. Cezaevinde kendine gelmişti ve iyiye doğru gidiyordu. Ancak, babama kanser hastası olduğunu söylememiştik. Bunun üzerine girişimlerde bulunduk, ancak girişimlerimiz sonuçsuz kaldı” şeklinde konuştu. Babasının tahliye edilmesi için Adli Tıp Kurumu’nun raporunu beklediklerini; ancak kurumun süreyi uzattığını aktaran Gültekin, “Babamı bilinçli olarak ölüme gönderdiler. Eğer, ihmal olmamış olsaydı babam belki de şu an aramızdaydı” dedi.
 
‘BABAMI BIRAKMADILAR’
 
Pandemi sürecinde cezaevlerindeki adli tutukluların bırakıldığını; ancak siyasilerin bırakılmadığını hatırlatan Gültekin, “Babamı da bırakılacağını düşündük ama bırakmadılar. Son bir yıl olsa da aramızda olmasını istiyorduk. Babam, bizim için bir lamba gibiydi. Yanımızda olurdu, önümüzü aydınlatırdı. Ama olmadı…” ifadesini kullandı. “Türkiye’de hukuk olmuş olsaydı babam şu an yaşıyor olacaktı” diyen Gültekin, “Hep ötelendik ve dışlandık. Hastalığa ilişkin bu kadar rapor ve belge vardı. Ama bize söylenen ‘ayakta tedavi edilebilir’ denildi. Yapılanlar insanlık ile alakası yok. Bu uygulamalar faşizan uygulamalardır. Babam, onların gözünde düşmandı. Ama hiçbir ilahi dinde böyle bir şey yok” diyerek, tepkisini dile getirdi.
 
‘HERKES BİR ŞEY YAPSIN’
 
Babasını kaybettiğini; ancak cezaevlerindeki hasta tutukluların yaşamını yitirmemesi için toplumun elini daha fazla taşın altına koyması gerektiğini söyleyen Gültekin, “Babamı kaybettik, çok üzgünüz ama diğerlerin başına gelmesini istemiyoruz. İçimiz yandı, ama başkalarının içi yanmasın. Hasta tutuklular için herkes bir şeyler yapsın. Ateş nereye düşerse orayı yakar” diyerek, duyarlılık çağrısında bulundu.
 
MA / Ömer Akın – Mehmet Şah Oruç
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.