DOLAR 8,2738
EURO 9,6687
ALTIN 497,50
BIST 10,7108
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

Hak savunucuları: Vahşete karşı demokratik iradeye ihtiyaç var

23.09.2020
A+
A-

Van’da helikopterden atıldıkları hastane raporuyla kanıtlanan Osman Şiban ve Servet Turgut’a yapılanları “vahşet” olarak tanımlayan insan hakları savunucuları, buna karşı demokratik bir iradeye ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Van’ın Çatak ilçesinde operasyona çıkan askerlerce 11 Eylül’de gözaltına alınan Osman Şiban ve Servet Turgut, 2 gün sonra hastanede ortaya çıktı. Helikopterden atıldıkları hastane raporuyla doğrulanan 8 çocuk babası Osman Şiban (50) taburcu edildikten sonra dün Mersin’e götürülürken, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren 7 çocuk babası Servet Turgut’un hayati tehlikesi sürüyor.

Köylülerin gözaltına alınması ve hastane raporuyla helikopterden atılmalarına tepki gösteren insan hakları savunucuları, “vahşet” olarak tanımladıkları bu olaya “dur” diyebilecek demokratik bir iradeye ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

BİRDAL: DEVLET SESSİZ KALMAMALI

İnsan Hakları Derneği Onursal Başkanı Akın Birdal, insanlığa karşı suç işlendiğini söyledi. Köylülerin helikopterden atıldıklarının hastane raporuyla kanıtlandığına dikkat çeken Birdal, Van Valiliği’nin yaptığı açıklamanın bir karşılığının olmadığını ifade etti. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun acilen Van’a giderek gerekli incelemeleri yapması gerektiğinin altını çizen Birdal, devlet kurumlarının yanı sıra uluslararası insan hakları kuruluşlarının bölgeye heyet göndermesi ve incelemelerde bulunması ve sonuçları kamuoyuyla paylaşması gerektiğini kaydetti.

Devletin sessizliğinin işkence uygulayanları cesaretlendirdiğini dile getiren Birdal, dolayısıyla sessizliğin bozulması gerektiğini söyledi. Arjantin’de insan hakları savunucuları ve muhalefet temsilcilerinin devlet yetkilileri tarafından helikopterden atılmasını anımsatan Birdal, olayın yıllar sonra ortaya çıkmasına rağmen faillerin yargılandığını belirtti. buna Birdal, “O nedenle bugün bunu yapanlar da bir gün mutlaka bağımsız mahkemelerde yargılanacaklardır” dedi.

İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENİYOR

Yaşam hakkı başta olmak üzere temel insan hakkı ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığını vurgulayan Birdal, “Bu suç Türkiye halklarına karşı ve bütün insanlık onuruna karşı yapılmış bir suçtur. O nedenle o acıyı hepimizin hissetmesi gerekiyor. Ve buna dur diyecek demokratik bir muhalefetin çığlığını yükseltmek gerekiyor” çağrısında bulundu.

1990’LARI HATIRLATTI

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, yaşanan olayın 1990’lı yılların uygulamalarını hatırlattığını belirterek, tüm toplumsal kesimlerin hassasiyetle yaklaşması gerektiğini dile getirdi. Türkiye’de uzun yıllardır ciddi insan hakkı ihlalleri yaşandığına dikkat çeken Yoleri, “Mesele Kürt olunca yaşananlar çok çabuk görmezden geliniyor” diye konuştu.

YAŞAM HAKKI KUTSALDIR

Olayın takipçisi olunmaması durumunda benzer olayların hayatın her alanında yaşanacağı uyarısında bulunan Yoleri, “Belki herkesi helikopterden atmayacaklar ama hepimizin hayatında şiddet içeren travmatik birçok olay yansıyacak. İnsan hakları örgütleri, hukuk kurumları ve tüm toplumsal dinamiklerin bu olayı yakında takip etmesi gerekiyor” diye belirtti.

Yaşam hakkının herkes için kutsal olduğunu vurgulayan Yoleri, “Kişi örgüt üyesi olabilir, köylü olabilir, fark etmiyor. Yaşam hakkının bu şekilde ihlal edilmesi kabul edilemez. Savaş ya da çatışma ortamlarında özellikle sivillerin zarar görmemesi adına Türkiye’nin imzaladığı bir takım uluslararası sözleşmeler var. Dolayısıyla sivillerin burada açıktan zarar görüyor olması, imzalanan uluslararası sözleşmelerin ihlal edildiği anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

TOPLUMSAL DUYARLILIK

İşkence olayına karşı çıkılması gerektiğini, aksi durumda tüm ülkeye yayılacağını söyleyen Yoleri,“Bu tür olaylara karşı toplumsal bir duyarlılığa ihtiyacımız var. İnsan hakları örgütleri, hukuk kurumları, siyasetçiler, sendikaların bu tür olayların engellenmesi için ortak bir mücadeleyi büyütmeleri gerekiyor” çağrısı yaptı.

İŞKENCENİN DOZAJI ARTIYOR

Bölgede yaşananalar karşısında uygulanan cezasızlık politikasının işkence olaylarında artışa neden olduğuna işaret eden Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Başkanı Ayşe Acinikli, failler yargılanmadığı için işkence dozajının da artığını kaydetti. Ülkede bir hukuk sistemi değil, şiddet sistemi oluştuğunu ifade eden Acinikli, şunları söyledi: “Artık bir hukuk devletinden bahsetmemiz imkansız. Türkiye’de hukukun ve demokrasinin olduğu bir sistem işletilmiyor. Polisin istediğini yapabildiği bir sistem işletiliyor. Van Çatak’ta yaşanan bu olay bunun sonucudur. Bir insanın helikopterden atılmasını tarif edebilecek bir sözcük bulamıyorum.”

SORUMLULAR CEZALANDIRILMALI

Acinikli, “Bir insanı tutup helikopterden atan bir kişiden insan diye bahsedemeyiz. Sorumluların acilen cezalandırılması gerekiyor” dedi.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.