DOLAR 5,7098
EURO 6,4316
ALTIN 259,9
BIST 97.098
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Halkların birarada yaşam modeli: Rojava

17.07.2018
A+
A-

Suriye iç savaşı, 7 yılda 100 bini sivil, 340 binden fazla insanın ölümüne, 13 milyon insanın topraklarından göç etmesine yol açtı. Ortadoğu’da tıkanan kapitalist sisteme alternatif olarak 19 Temmuz 2012’de Kuzey Suriye’de fitili ateşlenen kadın öncülüklü demokratik ulus projesi ise insanlığın kazanımı oldu.

Mezoptamya Ajansı muhabiri Nazım Daşdan devrimin yıldönümünde Rojavayı mercek altına aldı. Ortadoğu’da “Arap Baharı” olarak Tunus’ta başlayıp, Libya, Yemen, Mısır ve Suriye’ye uzanan süreç, bölge coğrafyasının kan deryasına dönmesine neden oldu. Suriye’de 2011 yılında fitili ateşlenen iç çatışmalar, bugün hala Kuzey Suriye ve Akdeniz kıyıları haricindeki tüm kentlerde devam ediyor. İktidarda olan statükocu Arap Sosyalist Partisi (BAAS) rejimine karşı, kapitalist dış güçlerin hedef ve destekleri doğrultusunda ayaklanan gruplardan ayrı olarak “Rojava” olarak tanımlanan Kuzey Suriye coğrafyasında yaşayan Kürtler, Demokratik Suriye’yi oluşturma arayışına girdi.
Rojava kentlerinden Kobanê, öncesinde yaşanan isyanlarla birlikte ilk örgütlü isyan bayrağını 18 Temmuz 2012’de çekti.
DEVRİMİN İLK ADIMI ATILDI: 18 TEMMUZ 2012 
O gece Kobanê ileri gelenlerinden 15 kişi, düzenledikleri toplantı ile rejim güçlerini kentlerinden çıkarma kararı aldı. Saatler gece 23.00’ü gösterdiğinde plan dahilinde eş zamanlı olarak harekete geçilerek rejime ait birçok binaya yönelik eylemler gerçekleştirildi. Bunların arasında BAAS’ın parti binası, ziraat binası, gümrük binası, sınır kapısı vardı.
19 Temmuz sabahı ise Kobanê halkı bir bütünen ayaklanmış ve tüm kenti rejim güçlerinden temizlemişti. Yaşam yerlerini bir bir rejimden kurtaran halk, daha sonra kontrol noktaları oluşturarak, güvenliğini sağlamaya başladı. Aynı zamanda Efrîn ve Dêrik gibi kentlerde de halk, Demokratik Halk Hareketi (TEV-DEM) bayraklarını dalgalandırıyordu. 19 Temmuz Kobanê Zaferi’nin sonuçları domino etkisi yaptı ve diğer Kürt kentlerinde yaşayan halk bir bir topraklarını özgürleştirdi.
ÖSO’NUN DURUMU
Diğer Suriye kentlerinde ise Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adı altında bir araya gelen selefi gruplar, bazı kentlerin kontrolünü ele geçirdi. ABD, Avrupa ülkeleri, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar tarafından finanse edilen bu güçler, Minbic, Hesekê, Rakka, Dera, Kuneytra, Girê Spî, Eyn İsa, İdlip, Cerablus, Ezaz ve Bab başta olmak üzere birçok kentte yönetime el koydu.
ÖSO içindeki etkin olan en büyük grup ise şimdilerde Heyet Tahrir El Şam ismini alan El Nusra olarak biliniyordu.
REJİMİN POZİSYONU
Silahlı selefi gruplar savaşın ilk başlarında büyük bir alanı kontrol altına almıştı. Suriye rejiminin elinde kalan merkezler ise Şam, Lazkiye, Tartus, Halep’in bir kısmı, Banyas, Süveyda, Hama ve Humus’tu.
Bir yanda ABD, Avrupa, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın desteklediği ÖSO ve türevleri, diğer yanda Rusya, İran ve kısmi olarak Çin’in destek verdiği rejim güçleri arasında cereyan eden çatışmalarda rejim güçleri zaman zaman ellerindeki bu şehirlerde de geriledi.
ÖZERK YÖNETİMLER OLUŞTURULDU
Adım adım kentlerini rejimden kurtaran halklar ise, oluşturdukları komitelerden sonra Cizîr, Kobanê ve Efrîn kantonlarını ilan etti. Oluşturdukları yeni sistem ile statükoya ve kapitalist devletçi sisteme kafa tutan halklar, 19 Temmuz Devrimi ile beraber dünyaya yeni bir model sundu. Ortadoğu’nun kanlı cenderesinde ilk kez bir araya gelerek, demokratik ulus formunda örgütlenen halklar, kadından kültüre, eğitimden savunmaya, gençlikten siyasete her alanda yaşamlarını yeniden inşa etmeye koyuldu.
EL NUSRA VE SERÊKANÎYÊ SAVAŞI
Statükoyu durumu sarsan bu inşa, hem uluslararası hem de bölgesel güçler tarafından hazmedilemedi. Yeni sisteme ilk büyük saldırı Serêkanîyê’de gerçekleştirildi. El Nusra öncülüğünde gerçekleştirilen bu saldırılara, savunma gücü olarak oluşturulan YPG/YPJ savaşçıları karşılık verdi. Verilen ortaya konulan mücadele ile El Nusra’nın prestiji yıkıldı.
Özellikle Serêkanîyê’de verilen askeri mücadelenin zaferle sonuçlanmasının etkisi büyük oldu. Savaşın diğer muhatapları nezdinde kısa zamanda yansımaları oldu.
DAİŞ SAHNEYE ÇIKTI 
EL Nusra ile bir sonuç elde edemeyen güçler, bu kez DAİŞ ile sahneye çıktı. 2013 yılında sahaya sürülen DAİŞ, sadece Suriye’de değil, Irak’ta da birçok kenti işgal etti. Musul’dan Rakka’ya hat çizen DAİŞ, adım adım Suriye’nin en stratejik kentleri olan Rakka, Minbic, Bab, Cerablus, Girê Spî’yi ÖSO’nun elinden aldı. Kuzey Suriye’nin de birçok kentini işgal eden DAİŞ, sadece Irak ve Suriye halkları için değil, tüm dünya için büyük bir tehdit oluşturmaya başladı.
KOBANÊ ZAFERİ
DAİŞ, zaman içerisinde Suriye’de farklı mensubiyetteki halkların bir araya gelebildiği tek yapıya yönelmeye başladı. Devrimin ilan edildiği Kobanê’ye, Temmuz ve Eylül 2014 tarihinde saldırılara girişildi. Tank, top ve havan saldırılarında bulunan DAİŞ, burada dünyanın tahmin edemediği eşine az rastlanır bir direniş ile karşılaştı. Serêkanîyê’de filizlenip dal veren YPG/YPJ direnişi, Kobanê’de rüştünü ispatlayarak halkları DAİŞ’in pençesinden kurtardı. Devrime darbe vurmak isteyen güçler, burada da yenilgiye uğrarken, Kobanê zaferi Suriye savaşının seyrini de değiştirdi. Suriye’deki halklar, DAİŞ’e karşı Demokratik Suriye Güçleri (QSD) çatısı altında toplandı. Tüm dünyada ilgi ile izlenen yeni yaşama, dünyanın dört bir tarafından akışlar oldu. Uluslararası güçler, askeri ilişkilerin yanı sıra diplomatik ve siyasi ilişkiler de geliştirerek, Kürtlerin öncülüğünü yaptığı sistem ile ittifaklar gerçekleştirdi.
KANTONLAR BİRLEŞTİ 
QSD çatısı altında bir araya gelen güçler, sahada DAİŞ’e karşı savaşabilecek tek güç olduğunu ispatlarken, DAİŞ’in işgal ettiği yerlerden temizlenmesi için birçok güç QSD güçleri ile temas kurdu. Bunların başında ABD öncülüklü koalisyon güçleri geldi. Yine Suriye sahasındaki diğer kimi güçler de QSD ile masaya oturdu. DAİŞ’e karşı oluşturulan koalisyon gücünün desteği ile QSD güçleri aşama aşama stratejik yerleri DAİŞ’ten arındırdı. Kobanê’den sonra Girê Spî’yi alan güçler, Cizîr ve Kobanê kantonlarını birleştirdi.
MİNBİC’İN ALINMASI 
Siluk ve Eyn İsa kasabalarını DAİŞ’ten temizleyen güçler, yine DAİŞ’in uluslararası geçiş hattı olarak kullandığı Minbic’e operasyon başlattı ve kenti özgürleştirdi. Rojava’nın yanı sıra Kuzey Suriye’deki kentlerin alınmasıyla, devrim farklı bir aşamaya geçti ve Kuzey Suriye yönetimi oluşturuldu. Suriye’nin diğer alanlarına etki eden devrim, Arap coğrafyasında da karşılık buldu.
Minbic’in alınması, Fırat’ın batısına etki ederken, kentin özgürleşmesinden en çok Türkiye rahatsız oldu. O günden bugüne bu tavrını her fırsatta gösteren Türkiye, kentin desteklediği selefi gruplara bırakılması için birçok askeri, siyasi ve diplomatik yola başvurmaya devam ediyor.
RAKKA’YA UZANAN YÜRÜYÜŞ
Öte taraftan Suriye sahasının bir diğer hareketli alanı olan Halep ve çevresinde de ÖSO, YPG ve rejim çatışmaları sürüyordu. Rusya, Türkiye’nin desteklediği grupları bu alandan çıkararak Bab ve İdlip gibi yerlere gönderdi. Suriye’deki dengeler bir bir değişirken, QSD güçleri ise DAİŞ’in halifeliğini ilan ettiği Rakka’ya operasyon başlattı. Kent kırsalı ile başlayan operasyon, Tabqa’dan sonra kent merkezine yöneldi. Aylar süren çatışmalardan sonra Rakka, DAİŞ’ten özgürleştirildi. Böylece Suriye’de bir devir kapanırken, 19 Temmuz ruhu Suriye devrimi olma yolunda büyük bir aşama kaydetti.
Rakka’nın alınması, Irak’tan Ürdün sınırına kadar uzanan Suriye’nin güneyini de etkileyerek, bu alanda yeni gelişmelere kapı araladı. Şimdilerde Ürdün sınırında ABD eli ile Suudi Arabistan ve Mısır, Suriye denklemine dahil edildi.
VE EFRÎN  
Suriye’de gelişen yeni yaşamın en büyük karşıtlarından olan Türkiye, devrimi boğmak için izlediği politikalardan geri durmadı.Devrimi geriletmek için Suriye iç savaşında tek kurşunun sıkılmadığı, sığınmacıların huzur kenti olarak adlandırdığı Efrîn, Türkiye’nin hedefi oldu. Aralarında El Nusra, DAİŞ artıklarının da bulunduğu selefi grupları önüne katarak hava ve kara bombardımanı eşliğinde 20 Ocak tarihinde başlatılan ve 58 gün süren saldırılar sonucu insanlığın gözü önünde yüzlerce sivil öldürüldü.
“Çağın direnişi” şiarı ile amansız bir mücadele veren QSD güçleri, 58’inci günde kentte yaşanabilecek bir soykırımın önüne geçmek için kenti boşalttı. Yüzbinlerce Efrînli sürgün edilerek, yaşam yerlerine el konuldu. Sivilleri güvenli Şehba Kantonu’na taşıyan QSD güçleri, Efrîn topraklarında direnişi vur-kaç taktiği ile sürdürmeye başladı. Talan, kaçırma, tecavüz ve öldürülmelerin eksik olmadığı Efrîn’i dünya izlemekle yetinirken, yapılanlara karşılık Kuzey Suriyeliler direnişi bırakmadı. Efrîn’de gelişmeler bu yönlü devam ederken, devrimin ilan edildiği kent Kobanê’de ise devrimin yıl dönümü için hazırlıklar yapılıyor.
DÊRA ZOR
Efrîn’e saldırılar ile ara verilen Rakka’nın özgürleştirilmesinin sonlarına doğru Suriye’de DAİŞ’in elinde kalan son kent olan Dêra Zor’a başlatılan “Cizre Fırtınası” adlı operasyonlar yeniden başlatılarak, devrimin etkileri Suriye’nin güneydoğusuna taşındı.
Operasyon kapsamında ülkenin en zengin petrol yatakları da QSD’nin eline geçti. Halen devam eden operasyon kapsamında birçok stratejik bölge alınırken, bu alanda Irak Ordusu ile koordineli hareket ediliyor.
19 Temmuz Devrimi kutlamalarının bu yıl ki mesajının “Efrîn’e Özgürlük” olacağı ve etkinliklerin Efrîn’e atfedileceği kaydedildi.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.