DOLAR 5,8774
EURO 6,5319
ALTIN 294,3
BIST 120.946
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Hafif Yağmur

HDK Eş Sözcüleri: Halkla zayıflayan bağlarımızı güçlendireceğiz

15.01.2020
A+
A-

İSTANBUL – Son genel kurulda HDK Eş Sözcülüğüne seçilen Sedat Şenoğlu ve İdil Uğurlu, kongrenin yeni dönem stratejisini anlattı. Genel kurulda özeleştirel yaklaşımların ortaya çıktığını belirten İdil Uğurlu, halkla zayıflayan bağların güçlendirileceğini söyledi. 

Ankara’da 5 Ocak’ta 10’uncu Genel Kurulu’nu gerçekleştiren Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcülüğüne seçilen Sedat Şenoğlu ve İdil Uğurlu, Kürt sorununda gelinen nokta, tecrit, Ortadoğu politikası, ekoloji, kadın cinayetleri ve gündemdeki bir çok konuyla birlikte HDK’nin yeni dönemde izleyeceği yol haritasını Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.
 
HDK’nin kurulduğu dönemde kendi programının en başında Kürt sorununun çözümünü koyduğunu hatırlatan Eş Sözcü Sedat Şenoğlu, Kürt sorununun Türkiye’deki demokrasi sorununun ana ekseni olduğunu, Kürt sorununun demokratik, adil, onurlu bir barışla çözülemediği koşullarda Türkiye’deki siyasal yapının da değişmeyeceğini dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin eşitlikçi ve özgürlükçü bir şekilde kurulmadığını ifade eden Şenoğlu, Kürt ve diğer halkların haklarının bastırılması üzerine kurulduğunu ve bunun 100 yıldır devam ettiğini ifade etti. Şenoğlu, “HDK olarak biz Kürt sorununun çözümünün Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da yaşanan diğer sorunların halkası olarak görüyoruz. Dolayısıyla savaş siyasetine karşı etkin bir barış siyasetini hakim kılmak ve bunun için her türlü olanağı değerlendireceğiz” dedi.
 
‘ÖCALAN’IN KOŞULLARI DÜZELTİLMELİ’
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 20 yıldır tecrit altında tutulduğunu 2015 yılından itibaren de mutlak bir tecrit altında olduğunu vurgulayan Şenoğlu, “2015 yılından sonra başlayan açlık grevleri ve ölüm orucu direnişlerinden sonra Sayın Öcalan’la avukat görüşü gerçekleşti. Öcalan’la yapılan görüşmeden sonra ‘Ben bu sorunu bir haftada çözerim kendime güveniyorum’ dedi ve ‘Devlet aklını da rasyonel davranmaya davet ediyorum’ dedi. Sayın Öcalan ‘Savaş politikasından dönülmezse Türkiye ve Ortadoğu’da çok daha ağır sonuçlar doğuracak’ şeklinde uyarılarda bulundu. Sayın Öcalan’ın oynayacağı politik rolü elinden tekrar alındı ve yeniden mutlak bir tecrit uygulanmaya başlandı. Türkiye’de Kürt sorununun çözümü Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasından geçiyor. Sayın Öcalan ile görüşmeler gerçekleştirildiği dönemde toplumda ciddi rahatlamaların olduğunu ve Sayın Öcalan’ın toplum içinde çok büyük bir karşılığı olduğunu gördük. Tecrit kendi başına ya da diplomatik ilişkiler ile kırılmaz toplumun demokratik çözümü sahiplenmesi barış mücadelesini sahiplenilmesi ile devletin barış karşıtı politikası geriletilebilir. O bakımdan Sayın Öcalan’ın rolünü oynayabilmesi uygun koşulların yaratılması gerekiyor” değerlendirmesi yaptı. 
 
ORTADOĞU SAVAŞ BATAKLIĞINA ÇEVRİLDİ
 
Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılar, İdlib operasyonu, Libya tezkeresi ve son olarak ABD ile İran arasında Kasım Süleymani suikastı ile başlayan gerilimi de değerlendiren Şenoğlu, Ortadoğu sahasında emperyalist güçlerin yüz yıllık hesaplaşmalarının yaşandığını söyledi. Bir bakıma yaşanan savaş ve yıkımların Ortadoğu’nun kaderiymiş gibi dayatıldığını ifade eden Şenoğlu, “Birinci, ikinci dünya savaşları ve soğuk savaş döneminde de bu politikalar sürdürülüyordu. 21. yüzyılda Ortadoğu bölgesi bir savaş bataklığına çevrildiğini görüyoruz” dedi. 
 
HALKLARA İŞGAL VE SAVAŞ DAYATILIYOR
 
Ortadoğu’da yaşanan savaşların birinci derece sorumlusunun ABD ve diğer emperyalist devletler olduğunu, 17 yıllık AKP iktidarının da bunun bir parçası olduğunu sözlerine ekleyen Şenoğlu, Suriye’de TSK güçlerinin varlığının işgal olduğunu dile getirdi. İktidarın yeni Osmanlıcılık mantığı ile başta Suriye olmak üzere, Irak ve Libya’yı kendi toprağı olarak gördüğünü ve bunu da işgal ve savaşla halklara dayattığını vurgulayan Şenoğlu, ABD, Rusya ve diğer güçlerin Ortadoğu üzerinde büyük hesapları olduğunu belirtti ve “Ortadoğu demek, petrol, para, jeo-stratejik olanak demek. Bunun için de göze alamayacakları hiçbir şey yok” dedi.
 
‘DİRENİŞLER DE BİTMEDİ’
 
Ortadoğu sahasında savaş ve yıkımların hiç bitmediğini ancak buna karşı halk direnişlerinin de hiç bitmediğini anımsatan Şenoğlu, Kuzey ve Doğu Suriye’de kurulan model ile emperyalist güçlerin planlarının çeliştiği bir noktada yeniden müdahalelerin yaşandığını ifade etti. DAİŞ gibi örgütlerin ortaya çıkmasının, İran ve ABD arasında yaşanan gerilim ve Libya meselesinin tüm bu yaşananlardan bağımsız ele alınamayacağını dile getiren Şenoğlu, Kuzey Suriye’de yaşananlara bakıldığında Ortadoğu’da yaşanan çözümsüzlüğe karşı halkların çözümünü geliştirildiğini, Ortadoğu’nun kaderi için “Hayır böyle olmayabilir. Başka bir dünya inşa edebiliriz” diyerek ciddi mücadelelerin verildiğini söyledi. 
 
‘ÖZELEŞTİREL BİR KURUL OLDU’
 
HDK’nin son genel kurulunda alınan kararları ve Türkiye’de yaşanan sorunlara karşı nasıl bir rol üstlenecekleri üzerine durduklarını ifade eden Eş Sözcüsü İdil Uğurlu ise özeleştirel yaklaşılan ve kadın tartışmalarının çok güçlü geçtiği bir genel kurul gerçekleştirdiklerin söyledi. Hem katılım açısından hem de tartışmalar açısından verimli bir genel kurul olduğunu aktaran Uğurlu, “Kadınların kazanılmış haklarına dönük AKP-MHP blokunun saldırılarına karşı güçlü bir mücadele hattının oluşması için HDK kadın meclislerinin örgütleyici olması, en geniş kadın birliğinin sağlanması için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmemiz noktasında kararlar alındı. Artan kadın cinayetleri, kadına karşı nefret söylemlerinin arttırılması, kadının toplumsal ve çalışma yaşamdan uzaklaştırılmaya çalışılması buna karşı kadın mücadelesinin hem Türkiye’de hem dünyada örgütlendirilmesi ve kadın direnişinin artırılması yönünde karalar alındı” diye konuştu.
 
VAR OLUŞ FİKRİYATINA DÖNÜŞ
 
Son yapılan genel kurulda HDK’nin varoluş fikriyatına dönmesi yönünde tartışmaların yürütüldüğünü aktaran Uğurlu, şöyle devam etti: “Daralması gittikçe küçülen bir kongre haline gelmesi, halkla olan bağlarının zayıflaması yapılan en önemli özeleştirilerden biriydi. Var olan meclislerin işlevli kılınması ve daha çok yaygınlaşması yönünde tartışmalar yürütüldü. HDK’nin 40’tan fazla bileşeni var ancak buna uygun bir çalışmadan söz edemeyiz. Yaşanan tüm bu eksiliklerin farkında olarak bir tartışma yürüttük ve bundan sonrasında HDK kendi fikriyatına dönmesi yönünde hemfikir olundu.” 
 
EKOLOJİK YIKIMA KARŞI MÜCADELE 
 
Türkiye ve bölgede yaşanan ekolojik tahribatlara da değinen Uğurlu, Nükleer Santral, Hidro Elektrik Enerji Santralleri (HES), madenler, İstanbul’da yapılmak istenen Kanal İstanbul ve Kürt illerinde yapılmak istenen güvenlik barajlarına karşı güçlü bir mücadele hattının örülmesi için acilen çalışmalara başlayacaklarını kaydetti. Dünyada yapılmak istenen doğa karşıtı her projenin emperyalist bağına bakılması gerektiğini dile getiren Uğurlu, “Mersin’de yapılmak istenen Nükleer Santral, HES projeleri, Kanal İstanbul, Hasankeyf ve Kaz Dağları birbirleri ile bağlantılıdır. Tüm bunların doğru bir şekilde bağını kurup ve mücadeleyi buna uygun büyütmemiz gerekiyor. Çünkü geleceğimiz söz konusu” diye belirtti. 
 
KİTLESEL BİR İVME KAZANAMADI
 
Çocuk istismarları ve kadın cinayetlerinin durdurulması için mücadelenin çok daha fazla büyütülmesi gerektiğine işaret eden Uğurlu, 2019 yılında 474 kadının katledildiğine dikkat çekti. Özgecan Aslan, Emine Bulut gibi kadınların vahşi bir şekilde katledildiğini anımsatan Uğurlu, şöyle dedi: “Kadın bedeni üzerinden tecavüzcü erk anlayışının uygulanması Şule Çet yada Balıkesir’de bir babanın kendi kızını katletmesi ve bunu annesinden intikam almak için yaptığını söylemesi bu örnekler arttırılabilir. Ne yazık ki Türkiye’de kadın örgütleri kitlesel bir ivme yakalayamadı. Bunda Türkiye’de yaşanan koşulların da etkisi var ama bu bunu açıklamaya yeterli değil. Zaman zaman kitlesel eylemler oluyor ancak bu yeterli olmuyor. Kadına dönük şiddeti IŞİD zihniyetinden ayrı tutamayız ve dünyanın neresinde olursa olsun kadın cinayetlerine karşı çok güçlü ses çıkarılmalı. Bu anlamda en fazla mücadele etmesi gereken kurumlardan biri de HDK’dir.”
 
‘HALKLA BAĞIMIZI GÜÇLENDİRECEĞİZ’
 
Yeni dönemde meclis çalışmalarını güçlendireceklerini sözlerine ekleyen Uğurlu, değerlendirmelerini şöyle tamamladı: “Meclis tarzı örgütlenmeler ile sokağa inmek ve yaşam alanlarında var olmak ve bu sadece temsili düzeyde değil daha çok halkı katmak ve halka daha çok HDK’yi anlatmak ve toplumsal yaşamın içerisinde olmak, kongrede alınan kararlarımızı da en iyi şekilde ete kemiğe büründürmek çalışmalarımız içerisinde olacak.”
 
MA / Erdoğan Alayumat

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.