DOLAR 5,7285
EURO 6,3084
ALTIN 276,0
BIST 102.590
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

HDK: Tecride karşı topyekün mücadele şart

16.04.2019
A+
A-
İSTANBUL –HDK hafta sonu gerçekleştirdiği Genel Meclis toplantısının onuç bildirgesini açıklayarak, “HDK olarak çağrımız Adalet Bakanlığı’na veya iktidara değil, doğrudan doğruya topluma yöneliktir. Tecride karşı topyekûn bir mücadele hattı inşa edilmelidir” dedi.
 
Halkların Demokratik Kongresi  (HDK), 13-14 Nisan’da İstanbul’da yaptıkları 9’uncu Dönem 2’nci Genel Meclis Sonuç Bildirgesi’ni açıkladı. Genel Meclis, 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçlarının da önemli bir unsurunu oluşturduğu yeni dönemin koşullarını, ihtiyaçlarını ve mücadele imkanlarını tartıştı.
 
Bildirgede, “AKP-MHP faşist bloku, etkilerini şimdiden ciddi biçimde göstermeye başlamış olan iktisadi krizi gözlerden kaçırmaya ve ötelemeye çalışarak toplumu 31 Mart yerel seçimlerine götürdü. Halkın kriz sebebiyle gösterebileceği tepkiye karşı seçim sürecini ‘beka’ söylemiyle domine etmeye gayret etti. Toplumu terörize ederek, savaş kışkırtıcılığı ve tehditlerle, bütün muhalifleri terörist olmakla suçlayarak ve kirli bir dille seçim kampanyası yürüttü. İktidarın faşizmi kurumsallaştırma çizgisine ‘Kürdistan’da kazanmak; Batı’da kaybettirmek’ stratejisiyle cevap veren HDP, bu yönelişiyle siyasetin oyun kurucusu olduğunu; faşizme doğru ilerleyiş sürecinde bir kırılma yaratan siyasi güç olduğunu ortaya koydu” denildi.  HDP’nin politikası sayesinde tablonun değiştiğine değinildi.
 
‘YAPILAN BİR DARBEDİR’
 
YSK, seçim kazanmış HDP’li başkan ve meclis üyelerine emniyet ve MİT fişlemelerine dayanarak veya KHK’li olmalarını bahane ederek mazbatalarını vermeyi reddettiği belirtilen sonuç bildirgesinde, “AKP’nin itirazlarının hemen hemen hepsi işleme konulurken, HDP’nin itirazlarının hiçbiri kabul edilmedi. YSK bu tutumuyla kurum olma vasfını yitirmiştir. Yapılan, bu anlamda bir darbedir. Keza cumhurbaşkanının seçime ilişkin yargı işleyişine müdahale etmesi ve bu amaçla çeşitli toplantılara katılması, darbenin diğer bir tezahürüdür” denildi.
 
‘SONUÇLARIN ARKASINDA DIRACAĞIZ’
 
“İstanbul’da da başkanlığı seçilmiş olana vermek yerine; süreci hukuk dışı gerekçelerle seçimi iptal kararına taşıma politikası, ülkenin ve dünyanın gözü önünde yaşanan büyük bir skandaldır” dilenen bildirgede, “Bu sürecin sonucu ne olursa olsun, AKP-MHP ittifakı seçim sonuçlarını tanısa da tanımasa da kaybetmiştir. Bu süreçte beka meselesi olarak tarif edilen, genel ahlakın bekasıdır ve AKP’nin yaşadığı gerileme aynı zamanda bir kadın başarısıdır. 31 Mart seçimlerinde ortaya çıkmasını sağladığımız sonuçların arkasında duracak ve bu sonuçları koruyacağız” diye belirtildi.
 
“Krize karşı ‘reform paketi’ olarak kamuoyuna açıklanan kararlar, krizin bankacılık sektörünü de içine aldığının itirafı olmuştur” diye belirtilen bildirgede, krizin yanı sıra yurt içi ve yurtdışında gelişen olaylarla ilgili başlıklara yer verildi.
 
‘ÇAĞRIMIZ TOPLUMADIR’
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması talebiyle devam eden açlık grevlerine de yer verilen bildirgede, şu ifadelere yer verildi: “AKP-MHP rejiminin toplumsal hayatın her alanına dayattığı tecridin kırılması, barış ve demokrasi mücadelesinin önünün açılması için; tecridi sonlandırmak üzere neredeyse 6 aya yaklaşan bir süredir açlık grevini sürdüren Leyla Güven’e ülke içinden ve yurtdışından, bedenlerini açlığa yatırarak destek olan yoldaşlarımıza, 1 Mart’tan bu yana cezaevlerinden de binlerce tutsak katıldı. Rejimin buna cevabı sessizlik duvarları örmek ve feda eylemi gerçekleştiren direnişçilerin cenazelerinin defin hakkını engellemek oldu. Bu noktada Halkların Demokratik Kongresi olarak çağrımız Adalet Bakanlığı’na veya iktidara değil, doğrudan doğruya topluma yöneliktir. Tecride karşı topyekûn bir mücadele hattı inşa edilmelidir. Bedelleri göze almadan tecride karşı mücadele alanında ilerleme sağlamak mümkün değildir. Bu doğrultuda tecride karşı direniş Kongremizin her bir delegesinin esas gündemi olmalıdır. Türkiye’de tecride karşı direniş sürerken 400 Filistinli tutsak da İsrail zindanlarında İsrail devletinin tecrit politikalarına karşı koşullarının iyileştirilmesi talebiyle bedenlerini açlığa yatırmıştır. AKP rejimi ve İsrail’in zulüm ve işkence politikalarının nasıl birbirine benziyorsa Filistinli açlık grevi direnişçileriyle Türkiye’deki zindanlarda tecride karşı mücadeleyi sürdürenlerin direnişleri de birbirlerine benzemektedir.”
 
‘VAR OLACAĞIMIZI GÖSTERECEĞİZ’
 
Bildirgenin sonunda şöyle denildi: “Halkların Demokratik Kongresi olarak görkemli 8 Mart ve görkemli Newroz’dan sonra özgürlüğe, barışa ve demokrasiye olan tutkumuzu 1 Mayıs’ta da ortaya koyacağız. Tecride karşı mücadelenin yükseltildiği, açlık grevi direnişçilerinin taleplerinin yankılandığı, emeğin haklarına dönük artan saldırılara karşı mücadelenin yükseltileceği 1 Mayıs’ı alanlarda kutlayacak ve her türlü zorbalığa rağmen var olduğumuzu ve var olacağımızı göstereceğiz.” 

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.