DOLAR 5,7176
EURO 6,2935
ALTIN 276,4
BIST 102.590
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

HDK ve İHD 6-7 Eylül’de yaşamını yitirenleri andı

06.09.2019
A+
A-
İSTANBUL – HDK ve İHD İstanbul Şubesi, 6-7 Eylül olaylarının yıl dönümü dolayısıyla, yaşamını yitiren Rum ve gayrimüslimleri anarak, saldırıları bir kez daha lanetledi. 
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Komisyonu, üzerinden 64 yıl geçen 6-7 Eylül olaylarının yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklama da, Cumhuriyet tarihinden 6-7 Eylül 1955 tarihine dek Rum ve diğer gayrimüslim yurttaşlara yaşatılanları tarih ve ayrıntılarıyla tek tek hatırlatıldı. 
 
‘TÜM MAL VARLIKLARINA EL KONULDU’
 
1923 ve 1929’da İstanbul’da Bostancı’nın doğusunda yaşayan yurttaşların mübadeleye bahanesiyle yurtlarından sürüldüğünün belirtildiği açıklamada, “İkamet yerleri İstanbul olmasına rağmen İstanbul’u geçici olarak terk edenlere geri dönme izni verilmeyerek tüm mal varlıklarına el konuldu. Kamu ve devlet sektöründe ve yabancı şirketlerde çalışan Rumlar işlerinden uzaklaştırıldı, 104 öğretmen cezalandırıldı, 52 öğretmen ise uygunsuzluk gerekçesiyle azınlık okullarından uzaklaştırıldı” denildi.
 
‘40 BİN RUM’UN PASAPORTUNA EL KONULDU’
 
Yine aynı dönemde yaklaşık 40 bin İstanbullu Rum’un vatandaşlık haklarının ellerinden alınarak pasaportlarına el konulduğunun altının çizildiği açıklamada “İstanbul’a dönmeleri yasaklandı. Türkiye, Lozan Antlaşması ve protokollerinde yeri bulunmadığı halde tek taraflı olarak İstanbullu Rumların 1918 öncesinden itibaren Türkiye’de olmalarını şart koştu. 4 Ekim 1923’te halkının yüzde 90’ı Rum olan İmroz (Gökçeada) ve Tenedos (Bozcaada) adalarına jandarma, sahil polisi, yargı makamları vs. yerleştirilerek antlaşma gereği yerel özerklik feshedilip seçimle gelmiş belediye yönetimi üyeleri ‘istenmeyen adam’ ilan edildi ve malvarlıklarına el konuldu” ifadelerine yer verildi.
 
‘DEVLET HAZİNESİNE GEÇİRİLDİ’
 
İmroz’dan 1500, Tenedos’tan 64 kişinin ülkeyi terk ettiğini ve baroya kayıtlı 162 Rum avukattan 120’sinin barodan atıldığının hatırlatan Komisyon, “1 Mart 1925’te Dışişleri Bakanı Şükrü Kaya Patrikhanenin Türkiye kurumu olduğunu ve kimsenin karışamayacağını beyan etti. Türk öğretmenlerin maaşı ikiye katlandı, hatta Heybeliada Ticaret Lisesi kapatıldı. Apostolidis Özel Dil Okulu kapatıldı, 25 Haziran 1925 te İmroz ve Tenedos adalarının özerklik durumu feshedildi. Adalarda azınlık dil eğitimi yasaklandı. 1926 yılında Rum vakıflarının yeni gayrimenkullere sahip olmaları yasaklandı ve Patrikhanenin tüzelkişiliği düşürülerek büyük değere sahip gayrimenkuller devlet hazinesine geçirildi” diye belirtildi.
 
YALAN HABERLERLE LİNÇ BAŞLADI
 
Takvimler 6 EYLÜL 1955 gösterdiğinde ise, radyolardan ve gazetelerden servis edilen asılsız haberlerle Rumlara karşı top yekun bir linç başladığının belirtildiği açıklamada, “Çoğunluğa mensup olanların en karanlık çehreleri, en hoyrat refleksleri de bir daha unutulmamak üzere şehrimizin hafızasında yer almıştır. 37 can kaybı, 30 yaralama,  yüzlerce tecavüz olayı, 5317 yağmalama, ev ve işyerlerine saldırı, 2 manastır, 73 kilise, 26 okul ve mezarlıklar lara zarar verilmiştir. Bütün bu tahribat, galeyana getirilerek sokaklara dökülen yüzlerce kişi tarafından gerçekleştirilmiştir” ifadelerine yer verildi.
 
‘KATLİAMLAR VE SALDIRILARLA YÜZLEŞİLSİN’
 
Açıklamada son olarak binlerce Rum’un 1955-1964 yılları arasında evini, işini, şehrini ya da yaşadığı ülkeyi terk etmek zorunda kaldığına değinilerek şunlar belirtildi: “Hatta İsmet İnönü başkanlığındaki hükümet 13  Ağustos 1964 yılında Yunan uyruklu tüm Rumları sınır dışı etme kararı alıp 12000 Yunan vatandaşı Rum vatandaşı ile birlikte 30.000 Türkiyeli Rum ayrıldı. Yanlarında 20 kiloluk valiz ve cüzi miktarda para ile yurtlarını terk ettiler. Nihayetinde dev mozaik çatladı ve tarihimizde yüzleşemediğimiz kara bir leke olarak kaldı. Halkları birbirine düşman eden anlayış, bu saldırılar ve katliamlarla yüzleşemediğimiz müddetçe yeniden yaşayabileceğimiz gerçeklikler olarak yolumuzun üstünde duruyor. Yeni bir yaşamı kurmanın yolu acılarımızı dindirmekten, katliamlarla yüzleşmekten geçiyor. Yaşasın hakların kardeşliği”
 
37 ÖLÜM 400 TECAVÜZ VAKAASI YAŞANDI
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon’un  da yaptığı yazılı açıklama ile saldırıları kınadı. Olaylar sırasında resmi rakamlara göre öldürülen kişi sayısının 37, tecavüz vakalarının ise 400 civarında olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, “Bazı kadınlar tecavüz edildikten sonra öldürüldü. 90 yaşındaki rahip Hrisantos Mantas diri diri yakıldı. En az birkaç rahip bıçakla ve zorla sünnet edildi. Onlarca kişi linç edildi.  Yalnızca İstanbul’da değil, İzmir ve Ankara’da da benzer olaylar yaşandı. Üstelik Urfa, Mardin, Midyat’ta da Süryanilere saldırıldı. 4 bin 214 ev, 73 kilise, 26 okul, 1 sinagog, işyeri ve mağaza benzeri toplam 5 bin 317 mekân yakıldı, yıkıldı, yağmalandı” ifadelerine yer verildi.
 
SALDIRILARI ÖZEL HARP DAİRESİ ÖRGÜTLEDİ
 
6-7 Olaylarının örgütleyicisinin Özel Harp Dairesi olduğuna işaret edilen açıklama şu sözlerle devam etti:  “Bu olayların başlatıcıları Özel Harp Dairesi olsa da bu fiileri gerçekleştirenler bizim içimizdendirler, bizim çevremizdendiler başka bir deyişle vahşetin faili bir avuç özel harpçiden ibaret değildir; aynı zamanda içimizdeki ırkçılıktır. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak  6-7 Eylül 1955 Pogromunu mümkün kılan ve soykırımcı geleneğin bugün de varlığını sürdürmesine olanak tanıyan içimizdeki ırkçılıkla mücadele etmenin, en az Özel Harp operasyonlarının hesabını sormak kadar önemli olduğuna inanıyor, tüm hak savunucularını bu mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz.”
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.