DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,54
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Az Bulutlu

HDP’den ‘anti-faşist blok’ hamlesi

18.09.2020
A+
A-
İSTANBUL – Türkiye’de tesis edilmek istenen ‘Apartheid rejimi’ne karşı HDP olarak en geniş anti-faşist bloğu oluşturma mücadelesini başlattıklarını duyuran HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Bu gidişattan rahatsız olan herkesi anti-faşist mücadele bloğu içerisinde yer almaya, demokratik bir ülke yaratma girişimine omuz vermeye çağırıyoruz” dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, dün İstanbul’da gerçekleştirdikleri Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası partilerinin İstanbul İl Örgütü binasında basın toplantısı düzenledi. 
 
‘KÜRTLERE KARŞI SALDIRILAR AZGINLAŞTI’
 
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günay, “Hepinizin yakından takip ettiği son dönemlerde Kürt halkına, diline, kültürüne, değerlerine, varlığına karşı gittikçe azgınlaşan ve sistematik hale gelen bir ırkçılıkla muhatap oluyoruz. Sakarya’da mevsimlik tarım işçilerine yapılan saldırının ardından Afyon’da Kürt inşaat işçisi ırkçı saldırı sonucu katledildi. Aynı anlayış Van’da Kürt dilini yasaklayarak Kürtçe tabelaları söktü. Kürdün diline tahammül edemeyen de varlığına saldıran da aynı zihniyetin ürünüdür. Bu ülkenin başına bela olmuş en büyük sorundan ırkçılıktan başlamak istiyorum. Evet, Türkiye’de ırkçılık örgütlü bir yapıdır ve devlet tarafından bu anlayış özenle korunuyor. İktidarlar değişir ama ırkçılık zehri değişmez. Yüzyıl boyunca dünyada rejimler değişti, iki dünya savaşı yaşandı, üçüncüsü yaşanıyor; AB, BM veya AİHM gibi yapılar kuruldu ama ırkçılık zihniyeti hala değişmedi. Türkiye’de ırkçılık kendini gizleme derdi ve kaygısı taşımıyor” dedi.
 
‘DÜNYA KOVİD İLE BİZ IRKÇILIK İLE UĞRAŞIYORUZ’
 
Kürt oldukları için dillerini yasaklayan, seçilmişlerini rehin alan, emekçilerini faşist duygular ile öldürten ve cezasız bırakan, Kürtçe yer isimleri değiştiren, Hasankeyf gibi insanlığın ortak mirasını betona gömen bir iktidar olduğunu belirten Günay, “İşte bu rejimin adı faşizmdir, mayası da ırkçılıktır. Dünya Kovid belasıyla uğraşırken, bizler bu virüsten daha tehlikeli ve insanlığın zehirli ideolojisi olan ırkçılıkla uğraşıyoruz ona karşı mücadele veriyoruz.  Ve ne yazık ki Türkiye’de cezasızlık sistemi ve devletin ırkçılığı koruyan, kollayan kodları değişmediği sürece ırkçılık yaşam şansı bulmaya devam edece ve hatta büyüyecektir. Bu yüzden 1915’te Ermeni Soykırımını 1938 Dersim Soykırımı izledi. Bu nedenle Roboski katliamını Cizre, Sur katliamları izledi. Bu nedenle Ceylan Önkol’un, Uğur Kaymaz’ın, Şerzan’ın, Medeni’nin katledilmesini daha önceki gün Afyon’da Özkan’ın katledilmesi izledi” diye konuştu.
 
‘AKP-MHP KÖTÜLÜKLERİN KAYNAĞIDIR’
 
Partisi Sözcüsü Günay, sözlerinin devamında kandan, kinden, nefretten ve ölü bedenlerin varlığından beslenen ve her şeyi devletin bekası için yaptığını iddia eden ‘katiller’ yaratıldığını da ifade etti. Günay, “Türkiye’de açık bir ‘Apartheid rejimi’ tesis ediliyor. İnsanlığımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Bunun önüne geçmenin yegane yolu ‘demokrasi bilinci’ ile antifaşist bir blok etrafında kenetlenmektir. Irkçı saldırıları yapanları iyi tanıyoruz, bunlar birkaç saldırgandan ibaret değildir. Eğer bu saldırıların arkasında kimin olduğu merak ediliyorsa, insanlık suçu olan ırkçılığı koruyan Valilik açıklamalarına, iktidar sözcülerinin söylemlerine, milliyetçi gazete manşetlerine, tekçiliği savunan yasalara, adaleti tanımayan ve saldırganları aklayan yargıya bakmak da yarar var. Bireylerin değil, toplumun zehirlenmesini arzulayan bir sistemi var eden devlet ve devletin şimdiki yürütücüleri AKP-MHP bloğu, bahsettiğimiz kötülükleri üreten temel kaynaklardandır” ifadelerini kullandı.
 
‘IRKÇILIĞA KARŞI MÜCADELE HAKTIR’
 
Irkçılığa karşı mücadelenin meşru, hak ve hatta görev olduğunu vurgulayan Günay, şöyle devam etti: “Suç olan ırkçılıktır, farklı olanın varlığına kast etmektir. Kürtler bu ırkçı politikalara karşı bugüne kadar kendilerine, dillerine, kültürlerine, bedenlerine sahip çıktı bundan sonra da sahip çıkacaktır. Bu ırkçı güruhları buradan uyarıyoruz, devletin ekmeğe muhtaç ettiği, yerinden yurdundan sürdüğü Kürt emekçiler sahipsiz ve yalnız değildir. Bu halk öyle bu ırkçı zihniyetlerle, saldırılarla özgürlük ve demokrasi taleplerinden geri adım atacak bir halk da değildir. Bu halk özgürlüğün şafağındadır ve her ne pahasına olursa olsun, bunu mutlaka elde edecektir. Irkçılıkla bu topraklarda mücadelemiz bitmeyecektir. Sadece tekil olaylara odaklanan bir mücadele değil, bu sistemi koruyan tüm iktidar ve devlet pratikleriyle hesaplaşmayı ve onlara karşı mücadeleyi yükseltmeyi sürdürmeyi görev biliyoruz, varlık sebebimiz sayıyoruz.” 
 
‘IRKÇILIK ESAS OLARAK KADINLARI HEDEF ALIYOR’
 
Zorunlu göç, işsizlik, baskı ve inkâr politikaları, koruculuk ve olağanüstü hal uygulamalarıyla palazlanan ırkçılığın esas olarak kadınları hedef aldığını ifade eden Günay, “38’de Dersim Tertelesi’nde Kürt kadınlarını ve kız çocuklarını kaçıran, cinsel saldırıda bulunan zihniyet bugün Kürdistan’da genç kadınlara tecavüz cüreti gösteriyor. Her alanda direnişten zerre ödün vermeyen örgütlü kadın mücadelesi bu zehirli zihinlerin asla var olmasına müsaade etmeyecektir. Bu örgütlü kötülüğün ve ırkçılığın bir diğer önemli sonucu ise ne yazık ki yıkımlara, toplu ölümlere ve kıyımlara yol açan savaştır. AKP-MHP savaş bloğu özellikle 2015 sonrası milliyetçi politikalar ile Kürt halkını düşman ilan etti. Bu ırkçı politikalar ile kendisini var etmeye çalıştı. Şimdi herkesle savaş diliyle konuşuyorlar, bütün diplomatik ve uluslararası ilişkileri askeri ilişkilere dönüştü” dedi.
 
TÜRKİYE YALNIZLAŞTI
 
Günay, AKP’nin izlediği dış politikayı da eleştirdi. Günay bu konuda şunları söyledi:  “Türkiye son birkaç aydır dış politikasını ağırlıklı olarak askeri hamleler üzerinden yürütüyor. Savaş gemileri bir yerlerden başka yerlere gönderiliyor, NAVTEX ilanları yapılıyor. Gövde gösterisi olsun diye milyonlarca liralık maliyetleri olan askeri tatbikatlar gerçekleştiriliyor. Suriye’de ve özellikle İdlip’te yeni bir savaş kapıdayken Ege ve Akdeniz hattında yeni bir cephe açmaya çalışılıyor. Kısacası, Erdoğan’ın ve kabinesinin attığı her adım, bu ülkeye ağır bir fatura olarak dönüyor. HDP olarak Meclis’te bu yanlış dış politikalar hakkında duruşumuzu net bir biçimde ortaya koymuştuk. Libya’da Trablus hükümeti ile yapılan deniz sınırı yetki anlaşmasına şerhimizi vermiştik. Askeri anlaşmalara ve tezkerelere karşı olası risklere karşı uyarılarımızı yapmıştık ve ne yazık ki bugün itibariyle bahsetmiş olduğumuz tüm riskler gerçekleşiyor. Türkiye AKP politikaları sonucu yalnızlaştı. AKP sayesinde AB ve ABD tarafından ciddi yaptırımlarla karşı karşıya. İktidarın savaş ve düşmanlık politikalarının bu ülkeye ve bölge haklarına hiçbir faydası yok, aksine çözümsüzlüğü ve yıkımı derinleştiriyor.” 
 
YAYILMACI DIŞ POLİTİKA ELEŞTİRİSİ
 
Günay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi dün Cumhurbaşkanı, bazı sorular sorarak güya kendi politikasını meşrulaştırmaya çalışıyor. ‘Türkiye Suriye’den çekilirse, Suriye bir anda huzura, özgürlüğe mi kavuşur? Libya’da darbeciler köşelerine mi çekilir?’ şeklinde bazı sorular yöneltmiş ve bunlara ‘evet’ diyecek kimsenin olmadığını iddia etmiş. Şimdi siz bırakın bu sorularla kafa bulandırmayı, önce Irak’ta, Suriye’de, Libya’da; başkalarının topraklarında, ülkelerinde ne işiniz olduğunu açıklayın. Siz önce IŞİD artıklarıyla kol kola girmenizin hesabını verin. Sorularınıza gelince, evet siz bu ülkelerden çıkarsanız bu ülkelere huzur ve özgürlük gelecek. Fransa’yı, ABD’yi uluslararası güçleri gerekçe yapmayın, hepiniz o ülkelerdeki yıkımların sebebisiniz; hepiniz kol kola girerek bu ülkelerden çıkın, halklar arası çatışmayı körüklemeyin, ateşe benzin dökmeyin.”
 
MUHALEFETE MİLLİ MENFAAT ELEŞTİRİSİ
 
Koltuklarına yapışmış, ülkenin bütün kaynaklarını peşkeş çekmiş iktidar ve ortaklarının, iktidarda kalmak için bu palavraların arkasına sığınmasını, herkesi düşman ilan etmesini bir yere kadar anlayabildiklerini söyleyen Günay, “Ama bu palavralar her ortaya atıldığında ‘milli menfaat’ gazına gelip bu kötülüğün yanına dizilen muhalifleri anlamamız mümkün değil. Muhalefete çağrımız ‘milli menfaat’ lafını her duyduğunuzda gaza gelmeyin. Aynı hatayı milyon kez yapmayın, aynı oyuna milyon kez gelmeyin. Sanmayın ki toplum bu palavralara inanıyor” diye belirtti.
Günay, “Ülkenin kaynakları da bitti, halkın gözyaşları da. Artık barışı konuşmalıyız. Barışa katkısı, geçmiş deneyimlerle sabit olan en önemli aktör Sayın Öcalan’dır. Barışın ihtimali belirdiğinde tüm toplumsal sorunların nasıl kolay konuşulur olduğunu, birbirimizi nasıl daha rahat anlayabildiğimizi Sayın Öcalan’ın da içinde olduğu süreçte deneyimledik. Barışın sağlanamadığı her günse bu ülkenin sorunları çığ gibi büyüdü, buna da hep beraber tanıklık ettik. Tam da bu yüzden Öcalan’ın barışa katkı sunmasının önündeki engellerin kaldırılması, İmralı’daki tecridin sonlanması belki de Kürtlerden çok Türklerin talebidir. Çözüm isteyen herkesin talebi olmalıdır” diye konuştu.
 
 SOYLU’NUN TEHDİTLERİNE CEVAP
 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun AYM Başkanı’nı hedef alan sözleri üzerinde de duran Günay,, “Rant çatışmasının göbeğinde yer alan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, herkese karşı öylesine ölçüsüzleşmiş ki, en son tarafsız ve bağımsız olması gereken AYM’yi, AYM Başkanını tehdit etti. AYM’nin ‘Şehirlerarası karayollarında gösteri ve yürüyüş düzenlenemez’ hükmünü iptal etme kararına karşı AYM Başkanı Arslan’a neredeyse had bildirdi. Madem özgür bir ülkeyiz, ana caddelerde, sokaklarda özgürce yürüyüş hakkının ortadan kaldırılmasını onayladınız. Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım’ gibi tehditkar ifadeler kullandı. Ülkedeki insanların güvenliğinden sorumlu kişi, ülkede güvenliğin olmadığını itiraf ediyor. Aynı zamanda herkesi yarattıkları bu çürümüşlüğün parçası olmaya zorluyorlar. ‘Ya bizim yanımızda yer alır ve seni yaşatırız ya da karşımızda yer alırsın ve yaşam hakkın olmaz’ diyorlar. Tehdit edilen sadece AYM başkanı değil ki. Hemen her gün bir kesime parmak sallıyorlar. Çünkü tek bildikleri tehdit dili, siyasetten anladıkları güç gösterisidir, çünkü fikirleri yok, çünkü haksızlar, çünkü tehdit etmeden bu ülkeyi bir saat yönetemeyeceklerinin farkındalar” ifadelerini kullandı.
 
‘TTB’NİN YANINDAYIZ’
 
Yine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türk Tabipler Birliği’ni (TTB) hedef alan sözlerine tepki gösteren Günay, “Dün iktidar ortağı Bahçeli’nin Türk Tabipleri Birliğini hedef alan söylem de bu aynı mantığın ürünüdür. Bahçeli, pandemi sürecinde canını dişine takmış, salgınla mücadele eden, büyük bedeller ödeyen hekimler örgütünü hedef alarak “hemen kapatılmasını” emrediyor. Kapattıkları her kurum, çöreklendikleri her siyasal alan onlar için rant alanıdır. TBB (Barolar) yasasında değişiklik yaptılar, yandaş barolara kapı araladılar şimdi gözlerini TTB’ye dikmiş durumdalar. Öncelikle TTB’yi tehdit eden bu zihniyet haddini bilmelidir. Siz kim oluyorsunuz da pandemi ile mücadelede birçok üyesini kaybetmiş bir meslek örgütünü böyle sokak kabadayısı ağzıyla tehdit ediyorsunuz. O insanlar canı pahasına salgınla mücadele ederken siz salgınla işbirliği halindesiniz. Sizin öfkeniz TTB’nin toplumun bildiği bir gerçeği dile getirmesinedir. Evet, açıkladığınız veriler yalandır, toplum sağlığı gibi bir derdiniz yoktur ve bunu sadece hekimler değil bütün ülke biliyor. Gerçeği söyleyenleri giyotine de gönderseniz gerçeği değiştiremezsiniz. Buradan söylüyoruz, TTB ve bu ülkenin hekimlerinin yanındayız, bu sokak kabadayılığına da eyvallah etmeyiz” diye konuştu.
 
 34 MİLYON YURTTAŞ AÇLIK TEHTİDİ ALTINDA
 
Ekonomide de durumun içler acısı olduğunu dile getiren Günay, “DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasının yayımladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 2 bin 401 TL, yoksulluk sınırı ise 8 bin 304 TL olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’de 16 Milyon yurttaş yoksul, 18 milyon yurttaş ise yoksulluk sınırında yaşamaktadır. Yani 34 milyon yurttaşımız açlık tehdidi altındadır. İşte bu rakamların devasallığı tek başına ekonomi politikalarındaki acziyet ve yönetememe halini göstermektedir. TÜİK; son olarak 15 ve yukarı yaşlarda olan işsiz sayısını 4 Milyon 101 bin olarak açıkladı. Bu rakam yüzde 13,4 oranına tekabül ediyor. Ancak TÜİK’in adeta hokkabazlık marifetiyle hesaplama niteliği dışında, gerçek işsiz sayısının bugün 17 milyon civarındadır. 34 milyon yoksul ve 17 milyon işsiz yurttaşı gösteren bu karanlık tablonun mimarı AKP-MHP ittifakıdır. Bu karanlık, ancak ittifakları dağıldığında, demokratik yenilgiye uğradıklarında bitecek, HDP ile aydınlık günler gelecektir” diye belirtti.
 
EN GENİŞ ANTİ-FAŞİST BLOK HAMLESİ
 
Ülkede bir avuç azınlık dışında herkesin tehdit altında olduğuna dikkat çeken Günay, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Herkes bütün bu saldırıların muhatabıdır. Saldırı da giderek azgınlaşmakta ve genişlemektedir. Bunun önüne geçmenin tek yolu, ortak mücadeledir, birlikte hareket etmektir, anti-faşist bir mücadele bloğu yaratmaktır. Bütün gelişmeler ve yaşananlar bunu bir görev olarak önümüze koymuştur. Bugünden tezi yok biz HDP olarak en geniş anti-faşist bloğu oluşturma mücadelesini başlatıyoruz. Bütün halkımızı bu gidişattan rahatsız olan herkesi de anti-faşist mücadele bloğu içerisinde yer almaya, demokratik bir ülke yaratma girişimine omuz vermeye çağırıyoruz. Kazanan mutlaka biz olacağız, halklarımız olacak, ezilenler ve emekçiler olacaktır.”
 
 
 
 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.