DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Gök Gürültülü
İstanbul
26°C
Gök Gürültülü
Pts 23°C
Sal 23°C
Çar 22°C
Per 25°C

HDP’den ‘kadın katliamlarına’ ilişkin araştırma önergesi

05.12.2019
A+
A-

ANKARA – HDP’li Nuran İmir, kadına yönelik şiddet ve katliamlara ilişkin araştırma önergesi vererek, kadın katliamlarına dair bir veri tabanının oluşturulmasını istedi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Nuran İmir, kadına yönelik şiddet ve kadın katliamlarına ilişkin Meclisi Başkanlığı’na araştırma önergesi sundu.

İmir, sunduğu araştırma önergesinde, kadın katliamlarının sürekli artış gösterdiğini, tüm yaşam alanlarında cinsiyet ayrımcılığına, her türlü şiddet, baskı ve anti-demokratik uygulamaların ciddi bir biçimde ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Kadın katliamlarına dair bir veri tabanının oluşturulması gerektiğinin altını çizen İmir, yasaların tam ve etkin uygulanmadığı koşullarda kadın katliamlarının sebeplerinin araştırılması, önleyici politikaların geliştirilmesi, yasaların ve uluslararası sözleşmelerin etkin bir biçimde uygulanması amacıyla Meclis araştırmasının yapılması gerektiğini belirtti.

Önergede şu ifadelere yer verildi: 

“Dünyada toplumsal cinsiyet eşitliği istatistikleri sıralamalarında Türkiye’nin her yıl biraz daha geriye gitmesi, kadına yönelik şiddet, ayrımcılık ve baskının artarak devam etmesinin en önemli nedenlerinden biri kadınlar ile erkeklerin her alanda eşit olabileceği fikrinin bir devlet politikası olarak işletilmemesi ve eşitliğe aykırı bir siyaset pratiğinin açığa çıkmasıdır. 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldığı için ‘İstanbul Sözleşmesi’ ismiyle anılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni imzalayan ve onaylayan ilk ülke Türkiye oldu. Bu sözleşme esas itibariyle ‘Kadınlar ve erkekler arasında yasal ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesinin kadınlara yönelik şiddeti önlemede anahtar unsur’ olduğunu vurgulamaktadır. Türkiye’nin çekincesiz olarak taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi, imzacı ülkeleri şiddet eylemlerinde gereken özeni göstererek önlenmesini, soruşturulmasını, cezalandırılmasını ve tazmin edilmesini sağlamak üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri almayı yükümlü kılar.

‘KAMUOYUNDA NEFRET DİLİ ÜRETİLMEYE ÇALIŞILMAKTA’

Kadınların vermiş olduğu mücadele sonucu yürürlüğe giren 6284 Sayılı Kanun’a yönelik ise kamuoyunda nefret dili üretilmeye çalışılmakta ve ‘Aile yıkan yasalar kalksın, İstanbul Sözleşmesi iptal olsun,6284 Sayılı Yasa Kalksın’ şeklinde ifadelerle bu kazanım hedef alınmaktadır. Bu yasaların tam olarak uygulanmaması, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin hukuk mekanizması aracılığıyla cezasız bırakılması şiddeti teşvik etmenin yanı sıra şiddete maruz kalan kadınların maruz kaldığı şiddet karşısında sessiz kalmasına neden olmaktadır. 15 Kasım 2019’da gerçekleştirilen Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi toplantısında İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2019 yılındaki kadın cinayeti sayısı 299 olarak açıklanırken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2019’un ilk 11 ayında 430 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kasım ayında katledilen kadın sayısı 39 olup, 11’i şüpheli ölüm olarak kaydedilirken, 19 kadının neden öldürüldüğü tespit edilmemiş, 4’ü ekonomik bahaneyle, 5’i boşanmak istemesi, barışma isteğini reddetmesi, arkadaşlık isteğini reddetmesi gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürülmüştür.

 ‘KATLİAMLARDA DEVLETİN  SORUMLULUĞU BELİRLEYİCİDİR’

11 Ekim 2019 tarihinde eşi tarafından saldırıya uğrayan ve 44 gün komada kalan Ayşe Tuba Arslan, şiddet gördüğü eşi hakkında 23 kez suç duyurusunda bulunmuş,10 suç duyurusu ‘delil yetersizliği gerekçesiyle’ takipsizlikle sonuçlanmış, saldırgan zorlayıcı hapis cezasına çarptırılmamıştır. Ayşe Tuba Arslan’ın Eskişehir Aile Mahkemesine yaptığı son başvuru dilekçesinde ise ‘Bu şahıstan ölüm tehdidi alıyorum’, ‘Benim ölümüm gerçekleşince mi bana yardım edeceksiniz?’ dediği ortaya çıkmıştır. Kadın cinayetleri ve kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadelede devletin sorumluluğu son derece açık, önemli ve belirleyicidir. Kadın cinayetlerinin sürekli artış gösterdiği, tüm yaşam alanlarında cinsiyet ayrımcılığına, her türlü şiddet, baskı ve anti-demokratik uygulamaların ciddi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Yine, kadın cinayetlerine dair bir veri tabanının oluşturulması, yasaların tam ve etkin uygulanmadığı koşullarda kadın cinayetlerinin sebeplerinin araştırılması, önleyici politikaların geliştirilmesi noktasında yasaların ve uluslararası sözleşmelerin etkin bir biçimde uygulanması amacıyla bir araştırma komisyonu kurulması elzemdir.”

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.