DOLAR 5,6959
EURO 6,3011
ALTIN 269,9
BIST 108.010
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sisli

Hediye Levent: Ortadoğu’da süreç bıçak sırtı ve oldukça sert geçecek

18.04.2019
A+
A-
Ortadoğu’da yaşanan Arap ayaklanmasıyla birlikte dengeler günlük değişiyor. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) İstanbul’da hafta sonu düzenlediği Ortadoğu Konferansı’na katılan gazeteci Hediye Levent, bilinmezliklerin ve değişimlerin çetin pazarlıklara bağlı olduğunu dile getirdi. 
 
‘BIÇAK SIRTI BİR SÜREÇ’
 
Ortadoğu’da her geçen gün yeni bir sorunun gün yüzüne çıktığını vurgulayan Levent, bu sorunlarla birlikte hakları kısıtlanan azınlıklar biraz daha görünür hale geldiğini ifade etti. Bu coğrafyada hakları en çok kısıtlanan kesimlerin kadınlar ve Kürtler olduğunu hatırlatan Levent, “Burada kadınlar ve özellikle Suriye’deki Kürtler dönemin şartlarına bağlı olarak hakları kısıtlanan kesimlerdir. Arap ayaklanmasıyla birlikte bu kesimlerin hakları biraz daha görünür hale geldi. Ama Arap ayaklanması da henüz sona ermedi. Sadece silahlı çatışma dönemi büyük ölçüde sona erdi. Ancak arkasından ne getirecek hiç kimse kestiremiyor. Bölgede Suriye başta olmak üzere bütün ülkeler arasında çok ciddi bir vekalet savaşı da var. Bu durum illaki bahsettiğimiz azınlık kesimlerin de pozisyonunu belirleyecek. Bu kesimler bir taraftan da kendi hakları için veya daha fazla savaş verecekler. Diğer taraftan da politik düzlemde belli bir denge gütmek zorundalar. Bu çerçevede oldukça bıçak sırtı bir süreç var. Birçok grup için özelde de Kürtler için 2011 öncesine dönüş mümkün değil. Ama bundan sonra Arap ayaklanması döneminde elde edilen kazanımların korunması güvence altına alınması çetin pazarlıklara bağlı. Oldukça sert geçecektir” diye belirtti.
 
‘HERKESE GÖRE DEĞİŞKENLİK GÖSTERİYOR’
 
Suriye’de istikrar tartışmalarına da değinen Levent, oradaki istikrar kavramının her ülkeye göre değişkenlik gösterdiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “İstikrar oldukça farklı bir kavram. Gerçekten göreceli bir kavram. Rusya’ya göre Suriye’de istikrar nedir? Çatışmaların sona ermesi demektir. İkincisi Şam’da Rusya’nın çıkarlarını koruyacak birlikte maksimum verimle çalışacakları bir yönetimin olması demektir. Aynı zamanda mümkünse tekrar ülkenin çok ciddi büyük bir savaşa yuvarlanmadan yaşamını kurması demektir. İran için biraz daha farklı. Türkiye için daha farklı. İran ve Türkiye orada kalıcı olmaya çalışıyor. Yine ABD orada kalıcı olmaya çalışıyor. Kürtler şuan itibariyle tam olarak bir model belirlememiş olsalar da haklarını ya da kazanımlarını güvence altına almaya çalışıyorlar. Ama yanı zamanda Rusya ve Şam arasına sıkışmış durumdalar. Bundan nasıl çıkacakları, çok belirsiz. Yine sıradan insan için konuşacak olursak mümkünse işine gücüne dönmesi, kayıplarını en aza indirmesi anlamına geliyor. Mevcut şartlar çerçevesinde nispeten normal sayılan bir hayata kavuşması demektir. Ama bunun sağlanması çok kolay değil. Çünkü ekonomik olarak şartlar kolay değil. Toplum çok ağır travmatik süreçler yaşandı. Yine vekalet savaşının devam ediyor olması ülkeyi bir çok riske açık hale getiriyor. Buda inşaları endişelendiren faktörler arasında yer alıyor.”
 
‘KADINLAR AĞIR BEDELLER SONUCU KAZANDI’ 
 
Süreçte en ağır bedelin kadınlar tarafından verildiğini sözlerine ekleyen Levent, kadınların uğradığı katliam, taciz ve tecavüze dikkat çekti. DAİŞ’in kadın kırımını anımsatan Levent, devamla şunları dile getirdi: “Ama Arap ayaklanması sebebiyle bir takım olumlu gelişmelerde oldu. Savaş insanlarda bir dayanışma ruhunu da ortaya çıkardı. Savaş döneminde eşler arasındaki karı, koca ilişkisi dayanışma ilişkisine dönüşebiliyor. Kadın bu süreçte daha fazla toplumsal hayata ya da ekonomiye katıldığını söyleyebiliriz. Mesela Şam’da 2011 senesinde genç bir kadının kafelerde garsonluk yaparken göremezdiniz. Ama şimdi öyle değil. Şimdi yer yerde çalışıyorlar. Yine kadınlar aile içinde daha görünür hale geldiler. Yine daha önce kız çocuklarının okutulması sorunu vardı. Çünkü bazı yerlerde aşiret mantığı oldukça baskın. Ya da çocuk yaşta evlendirilmesi söz konusuydu. Ama toplum en kötüsüyle yüzleştiği için bu nispeten esnemeye başladı. Toplum radikalizmle tanıştı bu onlar için daha kötüydü. Şuanda kız çocuklarının eğitim haklarının nispeten iyileştiğini görebiliyoruz. Kadınlar ağır bedeller öderken, kazandığı bir takım şeylerde oldu.” 
 
‘YPJ’NİN BULUNDUĞU BÖLGELERDE OLUMLU GELİŞMELER VAR’
 
Savaş süresince kadınların üstlendiği sorumluluk ilk başta tepkiyle karşılandığını ancak daha sonra toplumun bakış açısının değiştiğini anlatan Levent, gözlemlerini şöyle aktardı: “Özellikle Rojava’da YPG içindeki kadın gücü olan YPJ’nin muhafazakar bölgelerde koruma görevi ya da savaş sorumluluğu üstendikleri zaman ilk başta tepkiyle karşılaşabiliyor. Daha sonra insanların bakış açıları nispeten değişebiliyor. Ancak bütün bu gelişmelere rağmen hala bazı bölgelerde kadının çalışması namus, namussuzluk kavramları üzerinden tanımlanıyor. O açıdan YPJ bulundukları bölgelerde olumlu etkileri var. Ancak topyekun savaşın yarattığı etki kadını biraz daha görünür kılıyor. Kadınlar çok ağır bedeler ödediler ama nispeten olumlu gelişmelerde var.”

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.