DOLAR 6,7368
EURO 7,3003
ALTIN 350,71
BIST 89.553
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Kuvvetli Sağanak

Hediye Yusuf: İdlib’de Türkiye’nin önünde iki yol var

20.03.2020
A+
A-
ŞEHBA – Ertelenen İdlib krizinde Türkiye’nin önünde iki seçenek olduğunu belirten PYD Yürütme Kurulu Üyesi Hediye Yusuf, “Ya Rusya ile bir savaşa girecek ya da geri adım atacak. Geri adım attığında orada bulunan çetelerin hepsinin yönünü Türkiye’ye vermesiyle Suriye krizi Türkiye’ye taşınmış olur” dedi.
 
Türkiye ve desteklediği grupların Kuzey ve Doğu Suriye’nin Efrîn Kantonu’na girmesinin üzerinden 2 yıl geçti. Türkiye’nin Efrîn’in ardından İdlip, Gire Spî, Serêkaniyê ile devam eden Suriye topraklarındaki yayılma serüveni, sonunda Suriye rejimi ve onun hamisi konumundaki Rusya ile İran’ı karşısına dikti. Bu güçler arasındaki kapışmanın şimdiki adresi Efrîn’in arka cephesi olarak bilinen İdlib. 
 
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Yürütme Kurulu üyelerinden Hediye Yusuf, Suriye sahasındaki gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.
 
Suriye’deki krizin Türkiye’ye sıçramasının yakın olduğunu söyleyen Yusuf, İdlib’in bir çözülüş yeri olacağını ve Türkiye’nin iki seçenek ile karşı karşıya kalacağını ifade etti.
 
EFRÎN ÖNCESİ VE SONRASI
 
Suriye’deki savaşı, Efrîn öncesi ve sonrası şeklinde değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Yusuf, Türkiye ve destekli grupların Efrîn’e girmeden önce Suriye rejiminin güçsüz olduğunu ve kendilerini ‘Suriye muhalefeti’ olarak adlandıran grupların ülkenin birçok yerinde etki sahibi olduğunu kaydetti. Bu durumun Suriye rejiminin işini zorlaştırdığını belirten Yusuf, Suriye’deki rolü başta çok görünmeyen Rusya’nın ‘Fırat’ın batısı’ olarak tabir edilen bölge üzerinden sahaya girmeye başlayıp, gün geçtikçe etkisini arttırdığına dikkat çekti.
 
RUSYA’NIN TÜRKİYE İLE KURDUĞU İLİŞKİ 
 
Rusya’nın bu politikasını Türkiye ile bölge üzerinden anlaşma ve ilişkilenmeye başlayarak yaptığını söyleyen Yusuf, “Özellikle Rusya uçağının düşürüldüğü ve Türkiye’de darbe girişimi sırasında gerçekleştirilen hamle ile farklı bir ilişkiye gittiler. Bu süreç Astana ile başladı. Bu kapsamda ‘çatışmasızlık bölgeleri’ ilan edildi. Şam başta olmak üzere birçok yerden Türkiye’nin desteklediği gruplar sınır bölgelerine doğru kaydırıldı. Rusya, Türkiye’nin eliyle muhalefet denilen grupları içeriden çıkararak, hem rejimin elini güçlendirdi hem de etkisini arttırdı. Bu durum ekonomik anlaşmalardan S-400’lerin alınmasına kadar vardı. Bununla birlikte Türkiye’ye Efrîn’i işgal etme yolu da açıldı. Efrîn’e yapılan saldırılara ABD ve NATO güçleri de dahil oldu. Öyle ki Efrîn’i 3 saate düşürmeyi planlıyorlardı. Ancak tarihi bir direniş sergilendi. Sonrasında ise Efrîn işgal edilerek, Dera, Kuneytra, Guta ve Kalamun gibi yerlerden getirilen çete ve aileleri buraya yerleştirildiler. Efrîn’in işgal edilmesi ile Suriye rejimi ve Rusya’nın pozisyonu da farklı bir aşamaya geçti” dedi. 
 
POZİSYONLAR DEĞİŞTİ
 
Rusya’nın attığı bu adımlar ve geliştirilen Astana görüşmeleri ile Suriye’de çok etkili bir güç haline geldiğini belirten Yusuf, Astana’nın Cenevre’ye karşı başlatıldığını ve neredeyse Cenevre’nin etkisini kıracak düzeye vardığını söyledi. PYD yöneticisi, Şam, Halep ve İdlip bölgesine hakim olmanın da Rusya’nın elini güçlendirdiğini ekledi.
Bu durumun olumsuz sonuçlarını ise Efrîn halkının yaşadığına dikkat çeken Yusuf, eşi benzeri görülmemiş saldırılarla 300 binden fazla insan yerinden, yurdundan edilse de Efrin halkının direnişini halen sürdüğünün altını çizdi. 
 
İDLİB’DE İŞLER İSTENDİĞİ GİBİ GİTMEDİ
 
Efrîn sonrasında yapılan Astana ve Soçi anlaşmaların gereklerinin yerine getirilmediği üzerinde duran Yusuf, şunları söyledi: “İdlib bölgesinde Türkiye destekli grupların M5 ve M4 uluslararası yollarında çekilmesi gerekiyordu. Ancak bunlar gerçekleşmedi. Bu, bazı şeylerin önünü açtı. HTŞ başta olmak üzere diğer gruplar, Türkiye’nin yürüttüğü politikaların giderek kendilerini zayıflattığını gördü. Bir de İdlib Türkiye’nin şu anda Suriye’de desteklediği grupların merkezi olarak görülüyor be gruplar buradan güç alıyor. İdlib orada savaşan her güç için stratejik bir öneme sahip. Akdeniz’e açılan kapı olarak görülüyor. Türkiye de orası üzerinden geliştirdiği siyaset ile Osmanlıcılık hayalini peyderpey hayata geçirmeye çalışıyor. Bunu Rusya’yı karşısına almadan, biraz da resmi bir duruma getirerek yapmaya çalıştı. Ancak İdlib’te işler istendiği gibi gitmedi. Efrîn’den sonra da kriz giderek derinleşti.”
 
ABD VE RUSYA İLİŞKİSİ
 
İdlip’in bugün neredeyse devletler savaşına sahne olacak merkez haline geldiğinin altını çizen Yusuf, ABD, NATO ve Avrupalı güçlerin de dahil olduğu İdlib’te herkesin açıktan birbirini tehdit etmeye başladığını ifade etti.
Yusuf, 2019’da başlayan bu sürecin 2020’de artarak devam ettiğini belirterek, “Her ne kadar çelişki ve krizler devam etse de, Rusya ve ABD burada biraz anlaşmalı duruyor. Özellikle İsrail’de gerçekleşen Rusya ve ABD görüşmesinde Suriye özelinde anlaşmaya varıldı. Koalisyonun DAİŞ’ten sonra bölgede hayata geçirdiği politika İran’nın bölgedeki gücünün azaltılması ve Sunni bir koalisyon oluşturmak oldu. Türkiye’nin Rusya ile girdiği kimi ilişkiler sonucunda ABD bazı tedbirler almaya başladı. Arap devletlerini bir araya getirerek, Suudi Arabistan öncülüğünde bir koalisyona gitti ve İran’a karşı hamleler geliştirildi” diye konuştu.
 
ANLAŞMA VE PLANLAR VAR MI?
 
Yusuf’a göre; ABD, İran’a karşı yürüttüğü politikada Rusya ile ortaklaşmış durumda. Yusuf, bu savını sahada karşılaştıkları şu gelişmeler üzerinden dile getirdi: “Rusya’nın Suriye sahasında yapacağı bazı hamleler ve politikalarına karşı bu duruma gidildi. Bu anlaşma aslında Türkiye ile Rusya arasında bazı anlaşmaların yapılmasını ve yapılacak anlaşmalara da koalisyonun sessiz kalmasını sağlandı. Yine Türkiye Fırat’ın doğusuna yöneldiğinde Rusya’nın İdlib’te sessiz kalması da kararlaştırıldı. Bunun sonucunda Türkiye taraflardan aldığı onay ile bölgeye saldırdı. Türkiye’nin saldırısı ile aynı zamanda Suriye rejimine bağlı güçlerin de bölgeye girmesi sağlanarak, güçlendirilmeye çalışıldı. Bunun bir anlaşma dahilinde olduğu ihtimali yüksektir. Türkiye’nin sorun çıkarmaması ve planlarının işleyebilmesi için kısmi olarak Türkiye’ye göz yumdular. Türkiye, Girê Spî ve Serêkanîye’ye girdi. Bu devletler arası bir plandır. 9 Ekim komplosunun vücut bulmuş başka bir şeklidir.”
 
İRAN VE TÜRKİYE’YE KARŞI.. 
 
İdlip özelinde ve Suriye genelinde yaşanan gelişmelere dair bir başka okumanın ise Türkiye’yi zayıflatmak olduğunu belirten Yusuf, Türkiye’nin İdlib üzerinden Libya’ya gönderildiğini ileri sürdü. Böylece Türkiye’nin her geçen gün teşhir edildiğini söyleyen Yusuf, “Rusya aslında Astana anlaşması ile tüm dünyaya Türkiye’nin bu çeteleri desteklediğini resmi olarak kanıtladı. Türkiye’yi suç işleyen konuma düşürdüler. Bunun birçok ayrıntısı var. Ortadoğu’nun iki farklı aktörü olan İran ve Türkiye’yi birlikte zayıflatıyorlar. Bu durum daha da devam edecek. Türkiye bunun önünü alamaz. Suriye hava sahasını Türkiye’ye kapatıp, askerlerini vurdular. Buna müdahale edemezler. Bir yandan İdlib, bir yandan Libya, bir yandan Efrîn, bir yandan da Serêkaniye ve Girê Spî’de Türkiye çembere alındı. Bu büyük bir çıkmazı getirdi” ifadelerini kullandı.
 
İDLİB SURİYE KRİZİNİ TÜRKİYE’YE TAŞIYABİLİR
 
Rusya ve Türkiye tarafından İdlip’e dair adına ‘ateşkes’ denilen, ancak inandırıcılığı olmayan bir durum yaratıldığını vurgulayan Yusuf, bu durumun çok uzun sürmeyeceğini kaydetti.Her iki tarafın da savaşa hazırlandığı bilgisini veren Yusuf, “Rusya ve Suriye rejimi M5 yolunu aldı. M4 yolunda ise yapılan yeni anlaşmaya göre Rusya ve Türkiye ortak devriyeleri olacak. İlki gerçekleşmedi bile. Orada bulunan gruplar psikolojik olarak kırıldılar. Türkiye’ye artık güvenmiyorlar. Bu aşamadan sonra kriz artık direk Türkiye’nin içine sirayet edecek. Türkiye hava sahasını kullanmadığı için ya sessiz kalıp elinden İdlib gidecek ya da savaşa girerse bu durum içine de yansıyacak. Bu durumda Türkiye iki seçenek ile karşı karşıya. Ya Rusya ile bir savaşa girecek ki bu durumu istemiyor ya da geri adım atacak. Geri adım attığında orada bulunan çetelerin hepsi yönünü Türkiye’ye verecek. Türkiye’ye geçtiklerinde ise, o zaman Suriye krizi Türkiye’ye taşınmış olur” dedi.
 
MA / Nazım Daştan

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.