DOLAR 8,5588
EURO 10,0825
ALTIN 496,01
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pts 32°C
Sal 32°C
Çar 33°C
Per 34°C

‘Her insan bir kere ölür, Kürtleri iki kere öldürdüler’

17.12.2019
A+
A-

BİTLİS – Garzan Mezarlığı’ndan kaçırıldıktan 2 yıl sonra Hizan’ın Kayadiller köyünde defnedilen Behzat Yıldırım’ın annesi Berkize Yıldırım, “Her insan bir kere ölür ama oğlum ve oğlum gibileri sırf Kürt diye ikinci kere öldürüldüler. İkinci kez ciğerimizi yaktılar” dedi.

Bitlis’teki Garzan Mezarlığı’ndan 2017 yılında çıkarılarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) gönderilen ve 2 yılı aşkın süre sonra DNA eşleşmesi sonucu Kilyos Kimsesizler Mezarlığı’ndan çıkarılarak ailesine teslim edilenlerden 10 cenazeden, Bitlis’te defnedilenlerden biri de Behzat Yıldırım’a (Kani Garzan) ait. İstanbul’a götürülen 267 cenaze arasında bulunan ve ailesinin aylardır almayı beklediği Yıldırım’ın cenazesi 14 Aralık gecesi getirildiği Hizan Kayadiller köyünde  toprağa verildi. 1996’da Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Kolludere köyünde doğan Yıldırım ailesi, Behzat Yıldırım daha 3 aylıkken İstanbul’a göç etti. Kürtlere yönelik baskılara tanıklık eden Yıldırım, çok genç yaşlarda PKK’ye katılır. 2014 yılında DAİŞ’in Kobanê’ye saldırısı üzerine kente gelen Yıldırım, yaralanır. Urfa’da Suruç hastanesine getirilen Yıldırım yaşamını yitirir.
 
‘BU KEZ UZUN UZUN KEMİKLERİNE BAKTIM’ 
 
2 yılı aşkın süre bekledikten sonra oğlunun plastik kutuya konulan kemikleriyle Bitlis’e dönen anne Berkize Yıldırım, yaşadıklarını anlattı. Köylerini yakıldığı için göç etmek zorunda kaldıklarını anlattı. Baskı ve zorlama sonucu memleketlerinden göç ettiklerini dile getiren anne Yıldırım, oğlunun 14 yaşında Şırnak’a gittiği gerekçesiyle 8 ay Silivri Cezaevi’nde tutuklu kaldığını belirtti. 15 gün hücrede kalan oğlundan uzun bir süre haber alamadıklarını belirten anne Yıldırım, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Oğlum 8 ay tutuklu kaldığı sürece hiç açık görüş yapmadık. Kapalı görüşlerde aramızda cam vardı ve telefon ile iletişim kuruyorduk. Cezaevi koşullarından dolayı hasta oluyordu. Durumunu görünce ağlıyordum. Oğlum elinde mendilini sallayıp ‘Anne ağlama, göz yaşlarını sil, elim sana yetişmiyor, ağlama ben geleceğim’ diyordu. Mendili cama dokundurarak gözyaşlarımı siler gibi yapardı. Çıktıktan 10 gün sonrada gitti. 18 yaşında Kobanê’de yaralanıp Suruç Hastanesi’nde getirildi. Doktorlar yarasına bakmadığı için öldü. Oğluma baktığımda kan yüzünde, vücudu kurumuştu. Kucağıma aldım uzun uzun yüzüne baktım. Bu kez de kemiklerine baktım uzun uzun.”
 
KAZINAN MEZARLAR 3 YIL BOYUNCA BOŞ KALDI 
 
Garzan mezarlığına saldırı olduğunu ilk duyduklarında harekete geçtiklerini söyleyen anne Yıldırım, oğlu için kazıdığı mezarın 2 yılı aşkın süredir boş durduğunu dile getirdi. Cenazelerin mezarlıktan çıkarılarak torbalara konulduğunu ve bu torbaların uzun bir süre Bitlis’te bir bodrumda bekletildiğini söyleyen anne Yıldırım, “Bitlis’e geldiğimizde, ‘İstanbul’a gidin’, İstanbul’a gittiğimizde de ‘Urfa’ya gidin’ diyorlardı. Nereye gideceğimizi şaşırmıştık. Avukatlarımıza da doğruyu anlatmıyorlardı. Hepimizi kandırıyorlardı. Başvurularımızı, resmi işlemlerimizi bitirdikten sonra bize ‘Bir hafta içinde cenazeleriniz teslim edilecek’ denildi. Ben de Bitlis’in Kolludere köyünde Yusuf Döner’in oğlu Ahmet Döner ile oğlumun mezar yerini yan yana yaptırdım. Fakat bir hafta geçti, 2 ay geçti, 2 yıl geçti yine de cenazelerimiz verilmedi. 3 yıl boyunca mezarlar boş kaldı. Cenazelerimizi aldığımızda bile büyük problemlerle karşılaştık. Bu yaptıkları hiçbir kanuna, kitaba sığmaz. Çocuğumuzu 3 yıl boyunca aradık. Garzan mezarlığı talan edildiğinde cenazeleri torbalara koyulup Bitlis’te bir bodruma atmışlardı. Daha sonra İstanbul Adli Tıp’a gönderildi ve bir yıl bekletildi. En son plastik kutuların içinde Kilyos Mezarlığı’na götürüyorlar. Cenazeleri aldığımızda kutuların içi su dolmuş ve üst üste koyulmuştu. Resmen utanç tablosuydu” diye konuştu. 
 
‘ÇOCUKLARIMIZIN KEMİKLERİNDEN DAHİ KORKUYORLAR’ 
 
Cenazelerin 3 kere kendilerinden kaçırdığını ifade eden anne Yıldırım, kemiklere dahi işkence yapan bir zihniyetle karşı karşıya kaldıklarını vurgulayarak, “Çocuklarımızı yan yana defnedilmesine dahi izin verilmedi. Ben oğlum ve arkadaşını yan yana gömmek isteyince polisler ‘Hayatta olmaz’ dediler.  İkinci defa oğlumu defnettim. İstanbul’a gidince ikinci kere taziyesini kuracağım. Bu işkence değil de nedir? Ölü bir insanı ikinci kere öldürdüler. Her insan bir kere ölür; ama oğlum ve oğlum gibileri sırf Kürt diye ikinci kere öldürdüler. İkinci kere ciğerimizi yaktılar. Ben çocuğumun cenazesini tekrar elime aldığımda sanki yeni ölmüş gibi hissettim. İkinci kere ciğerlerimizi yaktılar. Ölülerin kime ne zararı olabilir ki? Toprağın atındaki kemiklere bile tahammülleri yok. Bu yapılanlar karşısında kelimeler kifayetsiz kalıyor. Ölüden ve çocuklarımızın kemiklerinden bile korkuyorlar.  Çocuğumuzun toprağını bile görmedik. Tabutlarına sarılamadık. Sabah 04.00’te telefonlarımızın ışıklarını açarak çocuklarımızı toprağa verdik” dedi. 
 
AİLELERE ÇAĞRI 
 
Daha birçok cenazenin İstanbul’da olduğuna dikkati çeken anne Yıldırım ailelere, “Çocuklarının cenazelerini alsınlar. Kemikler su içinde kalmış çürüyüp gidiyor. Mutlaka kardeşleri, ağabeyleri, baba ve anneleri gidip işlemlerini yapsınlar. Ben kendi çocuğumun cenazesini aldım ama hala vicdanım rahat değil. Hiçbir cenazenin yok olmaması için aileler mutlaka en kısa zamanda cenazelerini alsınlar” şeklinde çağrı yaptı. 
 
 
 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.