DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Paz 26°C
Pts 23°C
Sal 23°C
Çar 22°C

İHD Genel Sekreteri İşçi: İmralı’da görüşmeler derhal başlamalı

28.04.2019
A+
A-
MERSİN – İHD Genel Sekreteri Osman İşçi, tecridin büyük bir sorun olduğuna vurgu yaparak, “İktidara da muhataplara da gereken dikkatlerin alınması konusunda çağrıda bulunduk. İmralı hapishanesiyle görüşmeler derhal başlamalıdır” dedi. 
 
Mersin Cezaevleri İzleme Platformu ile İnsan Hakları Derneği  (İHD) Mersin Şubesi, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı ve tüm cezaevlerine yayılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla “Tecrit ve Yaşam Hakkı” adlı panel düzenledi. 
 
Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Merkezi’nde düzenlenmesi planlanan panel, valilik tarafından yasaklanınca etkinlik İHD Mersin Şube binasında yapıldı. Moderatörlüğünü Hasan Gülbahar’ın yürüttüğü panele, İHD Çukurova Bölge Temsilcisi Avukat Yasemin Dora Şeker, İHD Genel Sekreteri Osman İşçi ve Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen konuşmacı olarak katılırken, çok sayıda partili ve STK temsilcisi de panelde izleyici olarak yer aldı. 
 
‘OHAL’E KARŞI BİR ARADA OLMALIYIZ’
 
Etkinlik öncesi Mersin Valiliği’nin yasak kararına ilişkin kısa bir açıklama yapan İHD Mersin Şube Eşbaşkanı Hakkı Demir, açlık grevlerinin ulaştığı kritik aşamaya dikkat çekerek, “Bizler, insan hakları savunucularıyız, demokratik kitle örgütü üyeleriyiz, sağlıkçılarız, daha güzel yarınlar için mücadele edenleriz. Demokrasiye, barışa ve yarınlara umudu olan herkesi kalıcılaştıran keyfi OHAL koşullarına karşı bir arada olmaya çağırıyoruz” dedi.
Panel, açlık grevindeki tutuklulara dair hazırlanan belgeselin gösterimiyle başladı. 
 
‘TECRİT BÜYÜK BİR SORUNDUR’
 
Daha sonra söz alan İHD Genel Sekreteri Osman İşçi, “Cezaevleri daima bizim hassasiyet alanlarımızdır. Açlık grevleri de bizim için her daim elzemdir. Çünkü insan, haklarıyla insandır. Daha önceki dönemlerdeki açlık grevlerini de takip ettik. Ama bu sefer ki talep, olması gereken bir talebin yerine getirilmesine yöneliktir. Abdullah Öcalan’ın ailesiyle ve avukatlarıyla görüşmesine ilişkin bir taleptir. Cezaevlerinde ‘tecrit’ büyük bir sorun. Abdullah Öcalan’ın barış sürecini yürütme konumu itibariyle ona uygulanan tecrit, bu süreci hassas kılıyor. Leyla Güven açlık grevine ilk başladığında insan hakları dernekleri ve hukuk örgütleriyle bir araya geldik, diğer demokratik kitle örgütleriyle birlikte süreci takip ettik” dedi.
 
‘İMRALI İLE GÖRÜŞMELER BAŞLAMALI’ 
 
İşçi, cezaevlerinde açlık grevinde olan tutukluların yaşadığı hak ihlallerine ilişkin de şunları söyledi: “Ne yazık ki tecridi protesto eden mahpuslara da tecrit uygulanıyor. Bu koşulları göz önünde bulundurarak Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile görüştük. Kendisi Cezaevleri Genel Müdürü ile görüşeceğini söyledi. Açlık grevlerindeki mahpuslar B1 vitamini almaları gerekirken alamıyorlar. 92 cezaevinde 3 bin 100 kişi açlık grevinde. Canımızı en çok acıtan da 8 mahpusun yaşamına son vermesiydi. Siyasi muhataplar, bu ölümlere son verilmesi yönünde çağrı yaptı. Biz ölümleri tasvip etmiyoruz. İktidara da muhataplara da bu ölümlerin son bulması için gereken dikkatlerin alınması konusunda çağrıda bulunduk. İmralı hapishanesiyle görüşmeler derhal başlamalıdır. Çünkü bu haktır. Açlık grevlerinin son bulması için gerekli yol budur” diye konuştu.
 
‘AÇLIK GREVLERİ İNTİHAR DEĞİL’
 
Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen de, hekimlerin tutukluların karar verme yeterliliğine saygı duyması gerektiğini söyleyerek, gelinen aşamada tutukluların ağır sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalacağını ifade etti. Antmen,“Açlık grevlerinde kişi bilincinin kapanma olasılığına karşı bir form hazırlanır ve imzalanır. Hekim açlık grevindeki kişilere, vücudu için doğuracak sonuçları konusunda bilgiler verir. Öte yandan açlık grevlerinde B vitamini, tuz ve karbonat kalıcı hasarları önleme bakımından önemlidir. Bu kapsamda açlık grevindekilere günde en az 1 litre su, 2 çay kaşığı tuz, 5 yemek kaşığı şeker ve B vitamini günde 2 kez verilmelidir. Şu iyi bilinmelidir ki, açlık grevleri bir intihar değildir, bir mesaj verme yöntemidir. Bırakalım ölsünler demek, insan haklarına aykırıdır” ifadelerini kullandı.
 
TUTUKLULARA CEZA İÇİNDE CEZA ÇEKTİRİLİYOR’
 
Son olarak açlık grevi sürecini hukuki boyutuyla ele alan İHD Çukurova Bölge Temsilcisi Avukat Yasemin Dora Şeker de, avukatlık mesleğinde en fazla zorlandıkları alanın açlık grevi süreçleri olduğunu belirtti. Şeker, “Keşke cezaevlerinde bu kadar hak ihlalleri olmasaydı. Mesleğimizi yaparken yaşadığımız travmalar sayısızdır. Cezaevlerinde kalanlar değil, aileler de travmalar yaşamaktadır. Tutukluların hiçbir hakkı neredeyse tanınmıyor. Cezaevlerinde kalanların onurunun korunması, hukuksal açıdan korunması esas alınmıştır. Ulusal ve uluslararası bilgilendirmelerde tutuklular sadece ıslah edilmesi gerekirken, tüm haklarından mahrum bırakılıyor. Ancak cezaevlerinde yaşanan durum ceza içinde ceza çektirme usulüdür. Düşünceleri ve yaşama bakış açıları nedeniyle tutuklulardan öç alırcasına bir yaklaşım içerisine giriliyor. En rahat koşullarda bile insan üzerinde psikolojik baskı kuruluyor” dedi.
 
‘İNANILMAZ TECRİT VAR’ 
 
Tutukluların, hak ihlallerine karşı protesto hakkına sahip olduğunu dile getiren Şeker, açlık grevi kararının da içeride yaşadıkları hukuksuzluklardan kaynaklandığını aktardı. Tutukluların artık seslerini duyurmak için açlık grevi gibi ağır bir karar aldığını dile getiren Şeker, sözlerine şöyle devam etti: “Tutukluların başvuracakları bir yöntem kalmadığı için açlık grevleri bir protesto biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Seslerini duyurmak istiyorlar. Artık bu insanların söylediği şey ‘izole edildik, zannedilmesin ki topluma yaşatılan baskının farkında değiliz’ yönünde. Leyla Güven’in talebi bu baskı imparatorluğunu yıkmaya yöneliktir. Öcalan üzerinde tecridin kalkmasıyla birlikte yeniden çözümün konuşulacağına da inandıklarını söylüyorlar. Mahpusların üzerinde de inanılmaz bir tecrit var. Özellikle Osmaniye Cezaevi’nde, Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları zamanında, sokağa çıktıkları için yakalanan tutuklular, 1 yılı aşkın süredir tek kişilik tek kişilik hücrede tutularak işkenceye maruz kalmaktadırlar. Abdulkadir Baybars 1 yıldır hücrede. Akar İlkbal, Halepçeli olup Nusaybin’de getirilmiş omuzundan yaralı ve yarası hale taze… Cezaevi idarelerinin mahpuslara yaklaşımı daha onurluca ve saygı çerçevesinde olmalıdır. Yaşadıkları baskı ve işkence son bulmalıdır.”
 
Panel yapılan konuşmaların ardından soru cevap şeklinde devam etti.
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.