DOLAR 8,7540
EURO 10,3892
ALTIN 496,61
BIST 1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Paz 25°C
Pts 26°C
Sal 25°C
Çar 27°C

İki fotoğraf, iki kadın, aynı söz, tek direniş

01.05.2021
A+
A-

HABER MERKEZİ – Şengal’de işgale karşı askerlerin karşısına dikilen Dayê Şemê’nin sesi göğe yükseliyor ve direnişi Karadeniz İkizdere’de bir başka kadının çığlığına karışıyor. İki kadın farklı coğrafyalarda aynı sözü söylüyor: “Topraklarıma giremezsiniz.”

Fotoğraf, en kısa ifadesiyle “ışıkla çizmek” olarak tanımlanır. Diğer bir ifadeyle var olan bir gerçekliğe ışık tutmak, o anı yakalamak. Önemli bir olay ve durumda bir fotoğrafçı ya da gazetecinin yakaladığı tek bir kare yetiyor. Zulüm, öfke ve direniş bazen bir kareye sığdırılıyor. Bazen de yüzlerce sayfalık bir hikaye, tek bir fotoğrafla anlatmak mümkün.
 
SİLAHI TOPRAKLARI
 
Bilgisayar başında çalışırken önüne birden Şengal’den çekilmiş bir kare düşüyor. Ağır silahlarla yüklü içinde yüzlerce Irak askerinin olduğu araçlar ve onun karşısında barikat olan bir kadın. Beyaz elbisesi, başörtüsünün altından görünen beyaz saçlarıyla bir ordunun karşısında duruyor. Elinde bir silah yok, o gücünü doğduğu topraklardan alıyor ve askerin üzerine büyük bir kararlılıkla yürüyor. Kararlılığını halkına karşı uygulanan 74 fermana direnen gelenekten alıyor. 
 
KÖLE PAZARINDAKİ ÇIĞLIK
 
9 Ekim 2020 tarihinde yapılan toplantıyla savunmasız bırakılmak istenen bir halk adına sözünü söylüyor Dayê Şemê. 2014 yılında önce Musul’a ardından da Şengal’e saldıran DAİŞ’e karşı savaşmayan, alanlarını terk eden askerlere karşı haykırıyor. Gür bir sesle hayrıyor. Köle pazarlarında satılan Êzidî kadınlarının çığlığı oluyor. Topraklarını savunmak için canlarından olan ve saç örgüleri mezar taşlarına bağlanan kadınların ruhu oluyor. Topraklarını işgal etmeye çalışanlara, onları yurtlarından sürmeye çalışanlara, “Şengal’e hiçbiriniz geçemezsiniz” diyor. Bu duruşuyla herkese ilham kaynağı ve güç oluyor. 
 
AĞAÇLARIN SESİ
 
Bundan bir hafta sonra ekranlara bir başka fotoğraf düşüyor. Mekan, kadın ayrı ama sözleri aynı. Rize’nin İkizdere ilçesinde iktidara yakınlığıyla nam salmış Cengiz İnşaat’ın yapmak istediği taş ocağına karşı kadınlar direniş içinde. Topraklarına sahip çıkan kadınlar köklerinin birbirine karıştığı ormandaki ağaçlar için direniyor. Günlerdir devam eden nöbette çokça söz söylendi, haberler yapıldı ama hiçbiri bir fotoğraf kadar durumu iyi özetleyemedi. 
 
Ormanın içinde onlarca asker, ağaçları korumak yerine orayı yerle yeksan edecek iş makinelerini koruyor. Bu ürkütücü tablonun karşısında ise bir tek kadın duruyor. Ellerinde gaz bombaları, silahlar ve zor güçleriyle duran askerlerin karşısına korkusuzca dikiliyor. Tek silahı elindeki sopa gibi dursa da, o da Dayê Şemê gibi gücünü doğduğu topraklardan alıyor. O toprakların asiliğinden, direngenliğinden. 
 
MEKAN AYRI SÖZ AYNI
 
Biliyor ki o karşısındaki iş makineler sadece sarıldıkları ağaçları kesmeyecek, zamanla onları da köklerinden kopartacak. Bunun için direniyor ve o topraklara sımsıkı sarılıyor. Köklerini daha derine indiriyor ve tüm saldırılara rağmen o alandan ayrılmıyor. Direnişi büyütüyor yanındaki kız kardeşleriyle. Sesiyle sadece karşındaki askerleri ve şirket görevlilerini değil, sarayları da titretiyor. Tıpkı Dayê Şemê gibi. 
 
Haritadaki yerleri, dilleri ayrı olsa da her iki kadın da aynı sözü söylüyor: “Benim köklerim bu topraklarda ve sonuna kadar savunacağım.” Her ikisi de gücünü neolitik döneminde toprağa ilk buğday tohumunu salan kadından alıyor. O tohumun verdiği bir hayatla toprakta yaşamı inşa eden hemcinslerine dayanıyorlar. 
 
Biri ekoloji diğeri yurt savunması gibi görünse de her iki kadın da aynı şeyi söylüyor: “Bu toprakları terk etmeyeceğim.” 
 
EL ELE İKİ KADIN 
 
Birinin ardında ağaçlarla kaplı sarp dağlar, birinin ardında Şengal Dağı… Kim bu kadınların mücadelesinin birbirinden ayrı olduğunu iddia edebilir? Kim bu mücadelelerin el ele verilmeden tek başına, bağımsız kazanabileceğini söyleyebilir? İşte tam da bu nedenle Şengal ve İkizdere’deki mücadele birbiriyle sıkı sıkıya bağlı. Her iki kadın da farklı coğrafyalarda ortak mücadeleyi yürütüyor; sesleri, çığlıkları ve direnişleri birbirine karışıyor. İki kadın birbirini tanımazsa da, birbirinden güç alıyor. 
 
MA / Dicle Müftüoğlu

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.