DOLAR 5,6851
EURO 6,2939
ALTIN 272,1
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Sağanak Yağışlı

İllegal duvar yazıları

23.02.2019
A+
A-

Benim çocukluğumun duvar yazıları illegaldi. O zamanlar duvar yazılamaları gece geç saatlerde yapılırdı. Çünkü büyük risk taşırdı ki; bu uğurda bedel ödeyenler de çok oldu.

Biz sokak aralarında oyunlarımızı oynarken denk gelirdik her gün bir yenisine. Hep güzel şeyler dilenirdi. Barış, kardeşlik, eşitlik, özgürlük gibi şeyler varolsun istenirdi. Faşizm, devlet, diktatörlük, zulüm, ölüm, savaş gibi şeyler de kahrolsun istenirdi.

İlk ideolojik kavramlarımızı duvarlardan öğrendik. Devletin kötü bir şey olduğunu da. Devrimcilerin isimlerini duvarlara kazıyan abi-ablalarımız aklımıza da kazıyorlardı.
Duvar yazıları o duvarların arasında yaşayan ideolojilerin, sınıfların, milletlerin, kimliklerin, dillerin, mezheplerin varlığını kanıtlıyordu sesizce. Sadece orada durarak bir çok şeyi anlatmaya yetiyorlardı.

Neden illegal olduğunu bunları farkettikten sonra anlayacaktık. Neden o yazılar farkedilir edilmez polislerin hareketlendiğini de. Neden harflerin şekillerini değiştirip ‘anlamsız’ şekillere dönüştürdüklerini de.

Biz çocukken mahallemizin duvarları hep yazılıydı. Normali buydu bizce. Bizim mahalle illegal bir mahalleymiş demek ki o zamanlar. İzmir’in bir köşesinde dururdu. Tanıdığı, akrabası, eşi dostu olmayanların yolu düşmezdi pek. Yaşadığınız muhite göre duvardaki yazıların içeriği değişirdi. Benim mahallem memleketinde barınamamış, yaşamasına izin verilmemiş kimi ekonomik imkansızlıklar, kimi katliamlar, kimiyse köyleri evleri yakılıp yıkıldığı için göç etmiş insanların yaşadığı Yamanlar Mahallesiydi.

Aleviydi hep komşularımız. Hatta hem Alevi hem Kürt’lerdi. Bir kısmı da Alevi değildi ama Kürt’tü. Biz hem Alevi hem Kürt olan ailelerdendik. Gerçeklik böyle olunca bizim mahallede büyüyen çocukların önce siyasi bilinci oluşurdu. Öyle ki duvar yazıları bizim mahallede yanlış olana isyanı ve umut edilene özlemi anlatıyordu. Bizim büyüklerimizden öğrendiğimiz buydu.

Madem öyle, devrimci sloganların arasına umut edilen aşklar ve kavuşulamayan sevdalıların sloganlarını eklemek de yanlış olmazdı. Aşk ve sevda da imkansız göründüğünde illegal olduğundan onlar da yazılarını gece yazarlardı. Yani bizim mahallede illegal fikirlerin yanında illegal aşklar da vardı demek ki.

Bugün içerik olarak baktığımda güzel olan her şey illegalmiş diyebiliyorum.

O zamanlar bize en keyif veren duvar yazıları Kürtçe olanlardı. Anne baba evde konuşsa da biz bilmezdik konuşmayı. Kürtçe konuşmak da illegal bir eylemdi ve duvarların arkasında gerçekleşirdi. Bu yüzden duvarlarda Kürtçe yazılan sloganları gördüğümüzde çok mutlu olurduk. Biz duvarlara yazamazdık ama okul sıralarına yapardık yazılamalarımızı. Ya da ağaç dallarına derince kazırdık gördüğümüz bir kaç kelimeyi. Sonra kendimizi çok radikal bir eylem yapmış gibi gururlu hissederdik. Çünkü o zamanlar söylenemeyen şeyler yazarak anlatılmaya çalışılırdı.

Son yıllara bakınca çok moda oldu duvar yazıları. Artık her yerde görebiliyoruz. Üstelik konu aralığı da artık devrim ve aşk ile sınırlı değil. Gündüz vakti de yazılabiliyor. Nefret de içeriyor özlem de. Umut da anlatıyor umutsuzluk da. Kimi dizilerde alt yazı niteliğinde kullanılıyor hatta. Toplumsal mesajlar veriliyor, bir çok konuda duyarlılık yaratılmaya çalışılıyor. Bence dikkat de çekiyor. Harekete geçiriyor mu bilemem fakat duvar yazılarını legalleştirdiği kesin.

Duvar yazılarına bakıp orada yaşayan insanların isteklerini, umutlarını, isyanlarını, aşklarını, acılarını, kahramanlıklarını, sevdalarını, dillerini, kültürlerini ve daha bir çok özelliklerini anlayabilirsiniz. Yazıların içeriğine bakarak o mahalledeki insanların birincil sorunları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Tarihte de böyle değil midir zaten? Yapılan kazılarda çıkan en eski yerleşim yerlerindeki ayrıntıları hep duvar yazılarından bulmuyor mu arkeologlar?

Benim mahallem İzmir’deydi. Yine İzmir Agora’da yapılan arkeolojik çalışmalarla ilgili bilgilere denk gelmiştim. Benzeri duvar yazıları bulunmuş orada da. Sanırım onlar M.S 2. yüzyılda yazmış. Bizim gençler İzmir Yamanlar’da 80’li – 90’lı yıllarda benzeri şeyleri yazmış. Demek ki insanlar kendilerini ifade etmek için her zaman bu yolu denemiş.

Günümüzde bu kadar yaygınlaşmasını kendimizi ifade edecek yerimizin kalmayışına bağlamak çok mu zorlama olur sizce? Bana öyle geliyor ki alanımız daraldıkça yazılamalarımız arttı. Artık ağzımızdan çıkan her söz suç sayıldığından duvarlara daha çok yüklenir olduk sanki. Ne de olsa sağlamdır, ne kadar dert yüklersen yükle yıkılmaz diye düşünüyoruz belki de içten içe.

Bizi duvar yazılarına sıkıştıran devletin kendisi iken, kendileri neden duvar yazılarına muhtaç oldu peki? Türkiye’nin Kürt illerinde 2015’te başlayan genelinin 2016’da son bulduğu fakat kısmen de olsa hala devam eden sokağa çıkma yasakları sonrasında karşılaştığımız manzaralar hepimizi hayrete düşürmüştü. Yapılan her şey korkunç ve insanlık dışıydı. Görenler gördü, bilenler bildi.

İşte o korkunçlukların içerisinde var olan duvar yazıları da en korkunç olanlar arasındaydı. Kin, nefret, katliam, aşağılama, küfür gibi her türlü şiddet içeren yüzlerce duvar yazısıyla karşılatık sokakları dolaşırken. Çocukluğumda öğrendiğim ve devlete karşı talepleri dile getiren o illegal yazılar artık devlet eliyle kirletilmişti. O imkansız aşklara olan isyan sloganların yerini cinsiyetçi küfürler almıştı artık. Ve artık illegal değildi hiçbir duvar yazısı. Bizzat devlet eliyle bırakılmış legal izlerdi artık.

Peki ne olmuştu da devletin jöh’leri pöh’leri o savaşın ortasında, heryeri yakıp yıkmış olmalarına rağmen, ellerinde tank,top bulundurmalarına rağmen, onca insanı katletmiş olmalarına rağmen duvara yazı yazma ihtiyacı duymuşlardı? Alanları mı sıkışmıştı onların da? Yoksa kirletilmemiş tek bir alan mı bırakmak istememişlerdi? Bunların öyle basit çözümlemeleri olduğunu düşünmüyorum. Çünkü yaptıkları şey bilinçsizce yapılmamıştı. Belli ki alınan kararlar doğrultusunda her ilde, her ilçede, her sokakta kusursuzca gerçekleştirilmişti.

O dönemlerde bir proje yapıyordum. Yasakların kalktığı sokaklara gidip çocuklarla oyunlar oynayıp onlara ait olan sokakları tekrar onlara vermeye çalışıyorduk gönüllü bir grup arkadaşla birlikte. Bir yasak sonrası Nusaybin’e gittik. Ellerimizde toplarımız, balonlarımız, boyalarımız,spreylerimiz. Hem o çirkin izleri yok edeceğiz hem de yerine olması gereken rengarenk izler bırakacağız ki insanlar sokakların kendilerine ait olduğunu unutmasın. Her duvarı şiddet ve hakaret içerikli yazılarla dolu bir sokakta toplandık çocuklarla. Oyunlar,şarkılar, eğlenceler eşliğinde duvarlara rengarenk el izlerini bıraktı çocuklar. İsimlerini yazdılar, çöp adamlar çizdiler.

Yine bildikleri ve abilerinden ablalarından öğrendikleri barış,kardeşlik,özgürlük sloganları yazdılar kendi sokaklarına, kendi duvarlarına. Devletin siyah boyayla yazdığı çirkin yazılara inat. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra evlerimiz basıldı, gözaltına alındık bir kaç arkadaşla birlikte. Gerekçe duvara yazılan yazılarmış. Orada yazan isimler PKK’nin dağ kadrosunun kod isimleriymiş dediler. Biz de dedik ki yok siz yanlış biliyorsunuz, onlar o mahallede yaşayan çocukların gerçek isimleri! Onlar yine de örgüt propagandası yaptığımız için soruşturmaya devam ettiler.

Yani biz ismimizi de yazsak o duvara, illegal sayılıyor hala devlet nazarında.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.