DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Çok Bulutlu

Kadın Deklarasyonu: İşgal saldırılarını derhal durdurun

16.10.2019
A+
A-

HABER MERKEZİ- Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına ilişkin deklarasyon yayımlayan uluslararası kadın örgütleri ve şahsiyetler, “Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’deki işgal ve istilasını derhal durdurun” çağrısı yaptı.

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına ilişkin uluslararası kadın örgütleri ve şahsiyetler, bir deklarasyon yayımlandı. Rojavalı kadınlarla dayanışma içerisinde olunduğunun vurgulandığı deklarasyonda, işgal saldırılarının derhal sonlandırılması istendi.

Çok sayıda uluslararası kadın örgütü ve şahsiyetin imzaladığı deklarasyonda şu ifadelere yer verildi:

“9 Ekim 2019 tarihinde, Türk devleti Kuzey Suriye topraklarına yönelik istila ve işgal savaşını başlattı. Türk ordusu sınır boyunca konumlanmış başlıca yerleşim yerleri ve kasabaların tümüne hava ve havan saldırısı düzenlemektedir. Kürt Kızılayı tarafından yayınlanan verilere göre saldırıların salt ilk beş gününde, aralarında birçok kadın ve çocuk da olan, en az 46 sivil öldürüldü ve 139 sivil de yaralandı. Türk ordusu, şu an, farklı terör gruplarından paralı askerlerden oluşan sözde “Milli Suriye Ordusu” ile birlikte, karadan da işgal etmeye çalışmaktadır. Aynı zamanda, Kuzey Suriye genelinde İŞİD’in uyuyan hücreleri yeni saldırılar düzenlemeye başladı. Kuzey Suriye’yi İŞİD teröründen özgürleştiren SDG ve YPJ-YPG güçleri, şimdi de halkları yeni işgal ve katliamlardan korumak için hayatlarını adamaktalar. İŞİD’in köleleştirdiği binlerce kadını özgürleştiren kadınlar, şimdi NATO ordusu tarafından bombalanmaktadırlar.  

‘TÜRK DEVLETİ SINIRLARINI GENİŞLETMEYE ÇALIŞIYOR’

Bölgedeki tüm farklı etnik ve dini topluluklardan olan milyonlarca insanın hayatı tehdit altındadır. On binlerce aile yerinden edildi. Çoğunlukla Kürt ve Arapların yaşadığı köylerin yanı sıra, Hristiyan komşuları da özellikle hedef alınmaktadır. Bu saldırıların etnik temizlik ve demografik değişiklik amacıyla gerçekleştirildiği açıktır. Ocak 2018’den itibaren Efrîn’e yönelik Türk işgali ve savaş suçlarına uluslararası toplum tarafından hala göz yumulmaktadır. Bundan ötürü de, Türkiye, uluslararası hukuk ve Suriye’nin egemenliğini ihlal ederek, sınırlarını Kuzey ve Doğu Suriye’ye genişletmek için çabalamaktadır.

‘KADINLAR HEDEF ALINMAKTA’

Aynı zamanda, Türkiye, bölgede demokratik öz yönetim altında, barış içerisinde, birlikte yaşayan halkların iradesini yok saymaktadır. Türkiye’nin saldırıları tüm dünyadan kadınlara ilham olan, Rojava’daki kadın devriminin kazanımlarına karşı yapılmaktadır. Kadın özgürleşmesine dayalı, demokratik, ekolojik, alternatif bir toplumsal model inşasında öncü olan kadınlar, cihatçı ölüm çeteleri tarafından hedef alınmaktadırlar. Suriye Gelecek Partisi Eş Başkanı Hewrîn Xelef 12 Ekim’de, Til Temir bölgesinde yaralı ve yerinden edilmiş insanları ziyaret etmeye gittiği sırada, pusu kurularak katledildi. Suriye’de 8 yıldır devam eden savaşa rağmen, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, tüm bölge hakları için, insan ihtiyaçları ve demokratik hakları güvence altına almayı başarmıştı. Suriye’nin farklı bölgelerinden savaştan ötürü yerlerinden edilmiş olan yüzbinlerce insan buraya sığınmıştı. BM kurumlarının kayda değer bir desteği olmaksızın, bu zorla yerinden edilmiş kişiler, Özerk Yönetim yapıları tarafından karşılandı, korundu ve desteklendiler. 

‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR AÇIKÇA İŞLENMEKTE’

Erdoğan hükümeti bu savaşı ve işgal planlarını açıkça duyurmuş olmasına rağmen, BM kurumları da dahil olmak üzere, uluslararası kamuoyu bunun gerçekleşmemesi için yeterli hiçbir önlem almadı. Bunun yanı sıra, Rusya ve ABD gibi hegemonik güçler, Türkiye’nin saldırısını cesaretlendirdi. Ermeni ve Süryani halklarına karşı 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun gerçekleştirdiği soykırımlar ve Dersim, Halepçe, Nusaybin, Cizire, Efrîn ve diğer yerlerde Kürt halkına karşı gerçekleştirilen katliamlar hala aklımızdadır. Savaş karlarının hesaplanması uluslararası hukuk, insan hakları ve değerlerinden daha önemli görüldüğünden, bugün, bir kez daha insanlığa karşı suçlar açıkça işlenmektedir.  

‘KADINLAR ROJAVA’YI SAVUNUYOR’

Rojavadaki kadınlar kadın devrimini fedakarlıkla koruduklarını ve tüm dünya kadınları adına mücadelelerini yürüttüklerinin altını her zaman çizdiler. Türkiye’nin, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlara ve halklara karşı yürüttüğü savaşı bize yapılan bir saldırı olarak algılıyoruz. Kadın hakları, özgürlük ve adalet için olan mücadelelerimizin her yerdeki kazanımları ve değerlerini hedef almaktadır. Kadınlar Rojava’yı Savunuyor isimli uluslararası kampanya ile faşizm, işgal ve ataerkiye karşı birleşiyoruz. Suriye’de barış ve adalet, Kuzey ve Güney Suriye’deki özerk öz-yönetimin tanınması için seslerimizi yükseltiyoruz.”

21. yüzyılda yeni soykırımlar ve kadın kırımları gerçekleşmesini engellemek için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ile tüm ilgili kurumlarını ve hükümetleri acil eyleme davet edilen deklarasyonda şu çağrıda bulunuldu:

“*Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’deki işgal ve istilasını derhal durdurun.

*Kuzey ve Doğu Suriye’deki halkları korumak için uçuşa yasak bölge oluşturun.

*Türkiye ordusu, İŞİD, El-Nusra ve diğer cihatçı örgütlerin savaş suçları ve etnik temizlik gerçekleştirmesini engelleyin.

*Tüm savaş suç ve suçlularını yargı önüne çıkarın.

*Türkiye ile silah ticaretini sonlandırın.

*Türkiye aleyhine siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulayın.

*Kuzey ve Doğu Suriye halklarının demokratik özerk yönetimini tanıyın.

*Suriye krizinin kadınların ve Suriye’deki tüm farklı ulusal, kültürel ve dini toplumlardan temsilcilerin katılımı ile siyasi çözümü için adımlar atın.”

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.