DOLAR 8,5492
EURO 10,0853
ALTIN 495,44
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 32°C

Kanar: 1921 Anayasası’nı aşan bir yeniliğe ihtiyaç var

22.08.2019
A+
A-

İSTANBUL – Öcalan’ın işaret ettiği 1921 Anayasası’nın demokrasiye kapı araladığını vurgulayan Avukat Ercan Kanar, “Atanan kayyumlar, Türkiye’nin acil bir şekilde 1921 Anayasası’nı aşan bir anayasaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor” dedi. 

PKK Lideri Abdullah Öcalan avukatları ile 7 Ağustos tarihinde gerçekleştirdiği son görüşmede Ahlat ve Malazgirt’te başlayan Türk-Kürt ilişkilerinin 1921 Anayasası’na kadar gelişimine işaret etmişti. Öcalan’ın avukatları aracılığıyla kamuoyuna yaptığı açıklamaları değerlendiren deneyimli hukukçu Ercan Kanar, Öcalan’ın 1921 Anayasası’ndaki adem-i merkeziyetçilik ve şura yönetimi ile “Türkiye halkı” kavramını önemsediğini ifade etti. Kanar, son kayyum atamalarında yola çıkarak günümüz koşullarında 1921 Anayasasını da aşan daha demokratik bir anayasaya acil ihtiyaç olduğunu söyledi. 
 
TÜRKİYE HALKLARI KAVRAMI
 
1921 Anayasası yapılış, hazırlanış ve kabul ediliş yönünden Osmanlı-Türk anayasacılık sürecinin içerisinde bulunan tek demokratik anayasa olduğunu belirten Kanar, “Buna Teşkilat-ı Esasiye Kanunu denir. 1921 Anayasası mecliste çok taraflı tartışmalar sonucu kabul edildi ve oylandı. Bu açıdan demokratik bir anayasadır. Bu anayasanın esas özelliği ise Türkiye halkları kavramını kullanmasıdır. 1924 Anayasası da Mustafa Kemal’in tayin ettiği bir komisyon tarafından hazırlanıp yürürlüğe girdi. Dolayısıyla demokratik değildi. Sonrasında gelen 1961 ve 12 Eylül Anayasaları da darbe anayasalarıydı” dedi.
 
‘YERİNDEN YÖNETİMİ ESAS ALIYORDU’
 
1921 Anayasası’nın temel özelliklerinden birisinin de merkeziyetçilikten çok adem-i merkeziyetçiliği esas aldığının altını çizen Kanar, “Yani merkeziyetçilik istisnaidir esas olan, yerinden yönetimdir. Muhtariyettir. Esas itibariyle şuralar yönetimini düzenlemiştir. Yerinden yönetim ilkelerini düzenler. Orada vilayetler, kazalara kazalar da nahiyelere bölünmüştür. Vilayetler şuralar tarafından idare edilir. Yani şuraları kim seçecek? Halk seçecek. Vali yine merkezden atanacak. Valinin rolü şura ile merkezi yönetim arasında bir koordinasyon sağlamak işlevidir. Yani vilayetlerin manevi şahsiyeti ve idari özerkliği vardır” ifadelerini kullandı. 
 
‘DEMOKRASİYE KAPI ARALAMIŞTIR’
 
Savaş koşullarında hazırlanan 1921 Anayasası’nın politik bir hamle olarak bölgede Kürtlerin desteğini kaybetmemek için yapıldığına vurgu yapan Kanar, “O sıralar şura kelimesi mecliste çok rahat kullanılıyordu. 1921 Anayasası’nın yanlış eleştirilecek yerleri de var. Bunları da görmek gerekiyor. Mesela ‘devletin dini islamdır’ diye belirlemeler var. Yine kuvvetler ayrılığına karşıdır. Kuvvetler birliğinden yanadır. Yani yasama, yürütme yargı tamamen meclistedir. 1876 Anayasası’nda egemenlik monarşidedir. Yani padişahtadır. 1909 değişikliğinde de bu böyledir. Fakat 1921 Anayasası egemenliği monarşiden almış, ulusa vermiştir. Buda en önemli ve olumlu bir özelliğidir 1921 Anayasası’nın. Hatta şöyle bir ifade de vardır; ‘Millet doğrudan ve fiilen kullanır bu egemenliği’ demiştir. Yani doğrudan demokrasiye hafif bir kapı aralamıştır” diye ifade etti. 
 
‘1921 ANAYASASI’NDA ŞOVENİZM YOKTUR’
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla gönderdiği mesajında 1921 Anayasası’na işaret etmesini de değerlendiren Kanar, “Öcalan’ın bahsettiği adem-i merkeziyetçilik ve şura yönetimine benzer bir yönetimin olması. Birde Türkiye halkı kavramına da önem veriyor. Yani yapılacak olan bir anayasanın şoven ve ırkçı kavramlardan arındırılmasını istiyor. Çünkü 1921 Anayasasında şovenizm yoktur. Türk halkı dememiş, Türkiye halkı demiştir. Öcalan bu noktalara işaret ediyor” şeklinde konuştu.
 
‘HALKIN İRADESİNE İPOTEK KONDU’
 
Yapılan kayyum atamalarına da değinen Kanar, bu kayyum atamalarıyla devletin savaş politikalarını devam ettireceğinin göstergesi olacağını söyledi. Son günlerde gündemde olan yargı reformu tartışmalarına ve Öcalan’ın avukatları ile yaptığı son görüşme içeriğine de dikkat çeken Kanar, “Belediyelere kayyum atamalarının yapılması Öcalan’ın ‘Çözümüne hazır olduğunu söylemesini ve devlete barış çağrısına’ devletin olumsuz bir adım attığını söyleyebiliriz. Bu kayyum atamaları halkın iradesine vahşi bir saldırıdır. Halkın iradesine ipotek konmasıdır. Anayasanın özgürce seçme ve seçilme hakkının yine Avrupa İnsan Haklarının Sözleşmesinin ek protokolünün de belirtilen özgürce seçme ve seçilme hakkının ihlalidir. Gerçi çok sürpriz bir gelişme değil. Belki erken olması sürpriz olabilir. Erdoğan işine geldiği zaman en çok kullandığı halk iradesinden bahseder ama halkın iradesinden en çok korkan siyasetçi Erdoğan’dır. Bu bir patriliniyal faşizmdir. Ayrıca yerel yönetimlerin özerkliğinin Avrupa şartını da çiğnemektedir” diye belirtti.
 
ÇARESİZLİK İÇİNDE
 
Türkiye’nin Avrupa yerel yönetimler özerklik şartına taraf olan bir ülke olduğunu hatırlatan Kanar, kayyum atamalarının sadece seçme seçilme hakkının uluslararası hükümlerin değil, yerel yönetimlerin özerklik şartının da ihlal edildiğini vurguladı. Kanar, “AKP iktidarı çaresizlik içinde olduğu için hukuku tanımaz oldu. Şuan yaşanan da tam da budur” dedi.
 
DEMOKRATİK BİR ANAYASA
 
Son kayyum atamalarında yola çıkarak günümüz koşullarında 1921 Anayasasını da aşan demokratik bir anayasaya acil ihtiyaç olduğunu söyleyen Kanar, yeni anayasanın nasıl olması gerektiği ise şu şekilde açıkladı: “1921 Anayasasının yanlışlarını da barındırmayan örneğin; dini İslam’dır, gibi laikliğe aykırı ilkeleri barındırmayan, aynı zamanda kuvvetler ayrılığı ilkelerini muhafaza eden özgürlükçü bir anayasaya ihtiyaç var. 1921 Anayasası’ndaki milliyetçi olmayan ruhu almak ve onu kaynak olarak esinlendirmek onu daha da geliştirmek gerekir. Dillerin ve hakların hak eşitliği her anlamda ifade edilmesi gerek. Tüm dillerde anadilde eğitim hakkının güvence altına alması gerek. Tüm azınlıkların hakları güvence altına alması gerek. Türkçenin yanı sıra Kürtçenin de anadil olması gerekir. Yerinden yönetime daha fazla yer vermelidir” diye konuştu.
 
MA / Naci Kaya – Barış Ceyhan

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.