DOLAR 7,6688
EURO 8,9607
ALTIN 466,33
BIST 9,7678
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

‘Kanser hastası Soydan Akay’ın cezaevinde tedavisi imkansız’

30.08.2020
A+
A-
DİYARBAKIR – Silivri Cezaevi’nde 2 yıldır tek kişilik hücrede tutulan prostat kanseri Soydan Akay’ın tedavisinin düzenli olarak yapılmamasına tepki gösteren İHD Diyarbakır Şubesi Başkanı Abdullah Zeytun, “Soydan Akay tam teşekkülü bir hastanede tedavi edilmelidir” dedi. 
 
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 yıldır tutuklu olan prostat kanseri Soydan Akay’ın son 2 yıldır tek kişilik hücrede tutulduğu Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tedavisi için gerekli muayene ve tetkiklerin yapıldığını ileri sürdü. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Başkanı Abdullah Zeytun ise Türkiye’de bulunan hiçbir cezaevinde ağır hasta tutukluları tedavi etme koşullarının olmadığını söyledi.
 
KANSER TANISINDAN 2 YIL SONRA TEDAVİ 
 
Prostat kanserinin yanı sıra Hepatit B, eklem romatizması gibi hastalıkları nedeniyle tedavi edilmediği için kalp spazmları da geçiren 46 yaşındaki Akay, Silivri Cezaevi’nde 2 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor. Haziran 2018’de Prostat kanseri tanısı konulan Akay’ın 2 yıl sonra 2 Mart’ta Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniğinde ışın tedavisine başlandı. Ancak ışın tedavisi sonlandırılan Akay tekrar cezaevine götürülürken, prostat kanserinin hangi aşamada olduğuna dair ailesine ve avukatlarına bilgi verilmiyor. Geç başlanmasına rağmen tedavinin düzenli olarak yapılmaması, tek kişilik hücrede tutulması gibi keyfi uygulamalara karşı aylarca telefon ve avukat görüş hakkını protesto eden Akay’ın vasisi Şafi Hayme, İHD Diyarbakır Şubesi’ne başvurarak hukuki yardım talebinde bulundu.
 
SAVCI: GEREKENLER YAPILIYOR 
 
Hayme’nin alınan başvurusu ardından İHD Diyarbakır Şubesi Hukuk Komisyonu adına Şube Başkanı Abdullah Zeytun, 2 Haziran’da Akay’ın ağır yaşamsal riskinin olduğuna vurgu yaparak, derhal tam teşekkülü hastaneye sevkinin yapılması için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe gönderdi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Zeytun’a 27 Temmuz’da gönderilen yanıtta, cezaevlerinde tutukluların muayene ve tedavi isteklerinin 5275 sayılı yasanın 71’inci maddesince karşılandığı belirtilerek, Akay’ın muayene, tetkik ve tedavisi yönünde gerekenlerin yapılmakta olduğunun kurum müdürlüğünce bildirildiği kaydedildi. 
 
ZEYTUN: CEZAEVİNDE TEDAVİ İMKANSIZ
 
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği yanıta tepki gösteren Zeytun, “Bu kadar yaşamsal riski bulunan ağır hastalıkları ciddiye almaksızın, üstten soyut ifadelerle Soydan Akay’ın durumunu izah etmişler. İki üç cümlelik bir yazıdan ibaret dilekçede, tedavinin cezaevinde yapıldığı ifade ediliyor. Cezaevinde tedavinin imkansız olduğunu biliyoruz. Türkiye’deki cezaevlerinin hiçbiri tıbbi bakım ve tedavileri eksiksiz yerine getirebilecek koşula sahip değil. Aksine hasta mahpusların hastalıklarını ağırlaştıran ve artıran, sağlıklı hizmetine ulaşımını engelleyen durumdalar. Savcılığın aksine Soydan Akay’ın ağır hastalıklarını ciddi bir şekilde ele alan cezaevi dışında tam teşekkülü bir hastanede gerekli tedavileri yapılmalıdır. Biz tekrardan bu yönde başvuruda bulunacağız” diye ekledi.  
 
Hasta tutukluların tıbbi tedavi haklarından mahrum bırakıldığının altını çizen Zeytun, hasta tutukluların çok ağır koşullarda yaşamını sürdürdüğünü söyledi.  Salgın koşullarında hasta tutukluların durumunun ağırlaştığına işaret eden Zeytun, “Bu konuda sorumluluk Adalet Bakanlığı ve ceza infaz kurumlarına bağlı savcılıklardadır. Sürekli şekilde kapılı kurumda ağır hasta olan biri için bu durum işkence ve kötü muamele yasağının ihlali anlamına geliyor” diye konuştu. 
 
‘YENİ YOL İZLENMELİ’
 
Ceza İnfaz Kanunu’nda hasta tutuklulara ilişkin Adli Tıp Kurumu (ATK) ve Cumhuriyet Başsavcılıklarının tek yetkili olmasından vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Zeytun, sadece hasta tutuklunun tedavi edildiği aynı zamanda cezaevinde kalamaz raporunun verildiği hastane ve hekimlerinin raporlarını esas alan bir yol izlenmesi gerektiğini dile getirdi. 
 
TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTMA ISRARI
 
Bir hafta önce cezaevinde avukatıyla görüşen Akay, bir ay önce sevk edildiği ve pandemi hastanesi de olan Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniğinde bir süre ışın tedavisi gördüğünü aktardı. Tedavinin ardından tekrar cezaevine götürülen Akay, avukatına kaldığı hastane koşullarını ise şu şekilde anlattı: “Hastanede ve cezaevine dönüşte yaşadığım koşullardan ötürü eklemlerim, kaslarım ve böbreklerim perişan oldu. Aylardır var olan terleme durumum iki katına çıktı. Pandemi hastanesi olduğu için orada kaldığım süre boyunca yemek yemedim. Ekmek, zeytin ve bisküvi ile idare ettim. Pandemiden ötürü hastanede yatak örtüleri yoktu. Hapisten götürdüğüm örtünün üstünde yattım.”
 
Akay, tedavisini destekleyici ilaçları kullanmaya devam ettiğini, kaldığı tek kişilik hücrede zaman zaman baygınlıklar geçirdiğini avukatına aktardı ve koşuğa alınma talebinin sürekli reddedildiğini belirtti. 
 
MA / Aydın Atay

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.