DOLAR 5,8067
EURO 6,4375
ALTIN 273,8
BIST 108.041
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Yağışlı

Kaplan: Kayyumlar 5 milyar 700 milyon borç bıraktı

14.11.2019
A+
A-

DİYARBAKIR– Belediyelerine daha önce atanan kayyumların toplamda 5 milyar 700 milyon borç bıraktığını kaydeden HDP’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan, AKP’nin kendisinden başka hiçbir yaşamı ve iradeyi tanımayan “zehirli hançerdir” dedi. 

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), 31 Mart yerel seçimlerinde 3’ü büyükşehir olmak üzere kazandığı 65 belediyelere tek tek yeniden kayyum atanıyor. Seçimin hemen ardından 6 belediye eşbaşkanın Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildiğini gerekçe mazbataları iptal edilirken, şimdiye kadar 20 belediyeye de kayyum atandı. Aynı zamanda KHK’li oldukları gerekçesiyle 56 meclis üyesinin de mazbatalarını vermedi. Bazı belediye eşbaşkanlarının tutuklandığı süreçte görevden uzaklaştırma gerekçeleri haklarında yürütülen soruşturma ve açılan davalar gösterildi. Bugün itibariyle HDP yönetiminde kalan belediye sayısı ise 39. 
 
Kayyum politikalarına ilişkin HDP Genel Merkezi tarafından hazırlanan rapor, 20 Kasım’da kamuoyuna duyurulacak. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eş Sözcüsü Salim Kaplan, kayyum politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘KAYYUMLAR YENİ REJİMİN İNŞASIDIR’
 
Kayyum politikalarının Kürtlere dönük yürütülen savaş konseptinin bir parçası olduğunu ifade eden Kaplan, kayyumları AKP’nin yeni yönetim biçimi ve rejimin inşası olarak gördüklerini söyledi. Kürtlere yönelik yüz yıllık asimilasyon politikasının yeniden biçimlendirildiğini ifade eden Kaplan, “Özellikle yerel demokrasiye saldırarak asimilasyon politikalarını kayyumlar eliyle tekrardan pratikte daha güçlü bir şekilde sonuç almaya çalışıyor. Zulüm, gözaltı, tutuklama, işkence ve baskıyla halkın iradesini alamayan iktidar, sandıklar aracılığıyla iradesine sahip çıkan halkı kayyumlar ile iradesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Toplumun demokratik siyasete olan inancını aslında kırmaya dönük politikalar yürütülüyor. Temelde HDP fikriyatına bir saldırı var” diye konuştu. 
 
‘BORCA RAĞMEN KAZMA DEĞMEMİŞ’
 
Kaplan, AKP’nin HDP’nin toplumda yaratmış olduğu yaşam biçiminden korktuğunu, bundan kaynaklı muazzam bir saldırı gerçekleştirdiğinin altını çizdi. AKP fikriyatının 25 yıl boyunca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni (İBB) yönettiğini, belediyenin kaynaklarını yandaşlarına peşkeş çektiğini de hatırlatan Kaplan, İBB’nin 28 milyar borcunun olduğunu ve bunun da 20 yıla ayrılan vadeli borç olduğunu kaydetti. Kaplan, şöyle devam etti: “Metrobüs, tramvay hattı gibi dünya ölçeğinde de devasa projeler var. Haliyle 28 milyarlık borç muazzam bir borçtur. Bu borcun bir tarafında ciddi bir talan, yolsuzluk, rant ve hırsızlık var, bir taraftan da büyük bütçeli projeler var. Bu projeler halkın yararına hayata geçirilmemiş. Ama gözle görülür bazı şeyler de var. Gerçekleşen bütçesi 68 milyardır. Türkiye’nin ekonomisinin yüzde 27’sine denk gelen bir bütçesi var. 2016’dan 31 Mart 2019’a, yani 2 buçuk yıllık kayyum döneminde HDP belediyelerinde yaratılanlara bakalım. Sadece 3 büyükşehrimizin toplam gerçekleşen bütçesi bir buçuk milyar. Bu süre zarfında belediyelerimize kalan borç 3 buçuk milyardır. Kentlerimize baktığımız vakit alt yapı, üst yapı, ulaşım ve ekolojik belediyeciliğe dair hiç bir hizmetin olmadığını görüyoruz. Cizre Belediyesi’ne 2016’da kayyum geldiğinde 2 milyon 200 bin liralık resmi borç var ama 2 buçuk yıl içerisinde Cizre’ye bırakın araçları, yayanın bile doğru düzgün yürüyeceği yol yokken, 220 milyonluk bir borç var. İşgal ettikleri belediyelerimizde kayyumlardan kalan borç 5 milyar 700 milyonu buluyor.  Ve toprağa tek bir kazma değmemiş. Tamamıyla AKP’nin bölgede kendisine ait yeni bir toplumsal tabaka, yani sınıf, ekonomi endeksli, rant ve talan üzerinden bir toplumsal tabaka oluşturulması, oluşturulan bu toplumsal tabakanın dışında kalan halkın tümüne ise muazzam bir yoksulluğu dayatması ve bundan kaynaklı da bir öfke biriktirmeye çalışıyor. Öfke üzerinden de toplumu bir bütünen sandıklarda iradesine sahip çıkanları da baltalamaya çalışan bir yönelimi var.”
 
‘HIRSIZLIK ÇARKI BÖYLE İŞLİYOR’
 
AKP’nin belediye bütçelerini kayyumlar aracılığıyla yandaşlarına akıttığını kaydeden Kaplan, “Belediye bütçeleri, hırsızvari bir şekilde yandaşlara peşkeş çekiliyor. Kayyum, talan ve hırsızlıktır” dedi.  OHAL döneminde 5393 Sayılı Belediye Kanunu’na eklenen 31 ve 45’inci maddeyle hırsızlık çarkın döndürüldüğüne dikkati çeken Kaplan, “Bu maddeler ile belediye meclisleri feshediliyor ve memurlar encümen olarak getiriliyor. Şeffaflık ilkesi devre dışı bırakılıyor. Böylece yandaşlarına doğrudan teminlerle alım yapılıyor” diye belirtti. Bölgede, farklı kimlik ve etniğe sahip halkların binlerce yıldır bir arada yaşadığını anımsatan Kaplan, AKP’nin bundan kaynaklı da ilk önce çok dilliliği, kültürü, kimliği, kadın özgürlükçü perspektifini esas alan HDP belediyelerine dönük kayyum politikalarını devreye koyduğunu ve kendisinden başka hiçbir yaşamı ve iradeyi tanımadığını ifade etti. 
 
‘YOĞUN SALDIRILAR VAR’
 
Bölge illerindeki çok kimlikli yapıyı vurgulayan Kaplan, Mardin’i örnek vererek şunları söyledi: “Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğiniz zaman Süryanice, Arapça, Kürtçe ve Türkçe tabelalar vardı. Yine her bülteni çok dilli çıkarıyordu. Kreşlerde Kürtçe eğitim veriliyordu. Belediyenin içerisinde bu dört temel dilde hizmet veren birimler vardı. Bir Kürt annesi, bir Süryani genci, bir Arap geldiği zaman kendi anadillerinde çok rahat hizmet alabiliyordu. Yine mahallerde açılan kadın yaşam merkezleri, kültür merkezleri, kooperatifler, bir bütünen yerel yönetimlerde çok dillilikle hizmetler veriliyordu. Gelir gelmez yaptıkları ilk işleri, bu tabelaları indirmek oldu. Sadece kayyumlar mı yaptı? Hayır, kayyum bir zihniyettir. Toplumun diline, kültürüne ve inancına kayyumlar eliyle çok yoğun saldırılar var.” 
 
‘HALKIN İRADESİNİ ESİR ALINIYOR’ 
 
2016 yılında ilk olarak atanan kayyumlar ile 19 Ağustos’ta atanan kayyumları kıyaslayan Kaplan, “19 Ağustos siyasi bir darbedir. Ve bu darbe sadece HDP’ye yönelik değil Türkiye demokrasisine yöneliktir. O günlerde HDP’li belediyelere atanan kayyumlara karşı çıkılmazsa Türkiye’de hiç bir demokratik mevzi kalmaz dedik. 2016 yılında gelişen derinleşen savaş konseptinden kaynaklı o dönemin iktidarı gerekçe göstermeye ihtiyaç duymadan kayyum atamıştı. Ama 19 Ağustos’ta iktidar buna benzer bir hamlenin peşindeydi. Halkın tepkisi sonucu bunu yapamadılar. AKP, bir şekilde bu süreci yönetemiyor. 2016’daki kayyumlar yandaşlarına dönüktü. Kendisine bağlı bir sınıf oluşturmaya dönüktü. Bugün ise bir bütünen bölgede yaşayan halkın iradesini esir almaya yönelik bir uygulamadır” ifadelerinde bulundu. 
 
‘AKP ZEHİRLİ HANÇERDİR’
 
Türkiye’de artık yerel yönetimlerden bahsetmenin mümkün olmadığının sözlerine ekleyen Kaplan, devamla şunları dile getirdi: “Yerel yönetimlerin tüm yetkilerini saraya bağlamak isteyen ve toplumun en ücra köşesine kadar kayyumlar atayan ve kayyumlar eliyle tek adam iktidarını muktedir olmak isteyen kayyumcu bir zihniyet var karşımızda.” 2010 yılına kadar tüm çarpıklığı, antidemokratik uygulamaları, hukuksuzluğu ve militarist olan 1982 Anayasası’na göre hareket edildiğini hatırlatan Kaplan, şunları ifade etti: “18 yaşına gelmiş bireylerin seçme ve seçilme hakkı vardı. Seçilmişlerin atanmışların üzerinde söz hakkı vardı. Halkın iradesi var deniliyor. Erdoğan en fazla millet iradesi ifadesini kullandı. Ama millet iradesinden kast edilen şey şudur. Kendi iktidarlarının muktediri olma aracıdır. Bu araçlar, eğer iktidarı muktedir kılmıyorsa bunun kesinlikle bertaraf edilmesi gerekiyor. Israrlı bir şekilde demokratik siyaseti talep edeceğiz. Çağrımızı topluma, sivil toplum örgütlerine, sendikalara ve parlamento içi ve dışında siyaset yapacağız. Çünkü, AKP iktidarı günümüzde zehirli bir hançerdir. Bu hançeri belki en yoğun bir şekilde Kürt halkının iradesine vururken, aslında toplumda yaşayan 82 milyona vuruyor. Bu zehir, zehirli sarmaşık misali toplumun tüm dinamikleri ve derinliklerine sarmaya başlamış. HDP olarak, hakikat mücadelemiz AKP iktidarına karşı devam edecektir.” 
 
‘MUAZZAM BİR TEPKİ VAR’
 
Kayyum politikalarına dönük hem ulusal hem uluslararası çalışmalarının olduğunu altını çizen Kaplan, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi, BM İnsan Hakları Komisyonu ve AİHM üzerinden çok yoğun bir diplomasi çalışması yürüttüklerini söyledi. HDP’nin girişimleriyle Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi’nde kayyum politikalarına ilişkin sempozyumların düzenlendiğini hatırlatan Kaplan, “Bu sempozyumlara katılanlar sanki evrende yeni bir gezegen keşfedilmişçesine oradaki parlamenterlerin, siyasetçilerin çok şaşkın bir şekilde bizi izlediklerini de görebiliyoruz. AKP, 19 Ağustos kayyum darbesiyle ne toplum içerisinde ne de uluslararası arenada rıza almış değil. Tam tersine tüm manipülasyonları, mesnetsiz bir şekilde gözaltına alıp tutukladıktan sonra kayyum ataması, bu rıza alamama sürecini bir hukuka evrirmiyim arayışı var. Muazzam bir tepki var” dedi. 
 
‘AKP’Yİ BOĞACAK’
 
HDP’nin 31 Mart stratejisinin AKP’de yönetememe krizini derinleştirdiğini dile getiren Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü: “AKP kendince doğru bulduğu tek bir yol var. O da bu ülkede saldırı, zorbalık, baskı ve zulmü artırmaktır. Yaşar Kemal’in, ‘zulmünüz artsın ki sonunuz gelsin’ diye, bu zulüm kendisiyle beraber AKP’yi boğacak.” Türkiye’deki 82 milyon kişinin kayyumların gasp politikasına karşı çıkması gerektiğini belirten Kaplan, “Bunu yapmıyorsanız, yarın çıkıp sizin topluma demokrasi sevdalıyız, demokrasi istiyorduk, bu ülkenin çocuklarının özgür, onurlu bir yaşam için mücadele ettik sözlerini söyleyemezsiniz. Topluma tek söz söyleyebilecek HDP’nin fikriyatının kendisidir” diye konuştu. 
 
‘TEŞHİR EDECEĞİZ’
 
20 Kasım’da kamuoyuna açıklanacak kayyum raporuna ilişkin de bilgi veren Kaplan, şunları belirtti: “Kamuoyunun bilmediği şeyler değil. Burası bir talan ve rant sistemi ile yolsuzluk ve hırsızlık sürecidir. Bunun siyasal, kültürel ve ekonomi boyutu var. Bunların hepsini kamuoyuna teşhir edeceğiz. 19 Ağustos’tan bugüne neler yaşandı, 2016’dan 31 Mart’ta neler yaşandı? Önümüzdeki süreçlerde daha nelerin yaşanabileceği gösteriyor. Topluma teşhirini yapacağız. Bu toplumun hafızası güçlüdür, unutmaz.” 
 
‘ERTELENDİ’
 
Belediyelere kayyum atamalarının 1 Nisan’da yapılacağını, ancak 23 Haziran İstanbul seçimlerinden kaynaklı bu politikalarının ertelendiğinin sözlerine ekleyen Kaplan, “Hamle yapmaları için bir takım süreçlerin olgunlaşması gerekiyordu. 31 Mart onlar için büyük bir hezimet oldu, ama en fazla onları sarsan kaleleri olarak gördükleri ve asla değiştirilemeyeceğini sandıkları bir İstanbul seçimi vardı. İstanbul seçiminde AKP ciddi bir kriz yaşadı. HDP’nin seçmeninden çekindikleri için o dönem kayyumlar yürürlüğe konulmadı ve ertelediler. 23 Haziran’dan sonra erteledikleri süreci hızlı bir şekilde hayata geçirdiler” diye belirtti. 
 
‘TOPLUM CİDDİ DESTEK VERMELİDİR’
 
CHP’nin tutumunu da eleştiren Kaplan, şunları söyledi: “AKP’nin ceberut sistemine karşı herkesin bir tutum göstermesini bekliyoruz. Demokrasi bir kültürdür. CHP’nin tutumu kesinlikle yeterli değildir. Eksik ve yanılgılı tutum ve kendini geriye çekme yaklaşımı, İBB boğazlar üzerindeki gasp ve tüm belediyelerin idari yapılanmasının gaspına doğru gidiyor. Yetki gaspına doğru gidiyor. Hala çok geç olmadan bu kayyum zihniyetine karşı toplumun ciddi bir destek vermesi gerektiğini söylüyoruz. Kimsenin bize diyet borcu yoktur. Bu ülkenin başına bela olmuş iktidarın kaybetmesi gerekiyordu ve stratejimiz bunun üzerineydi.” 
 
‘RÖLÜMÜZÜ OYNAMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
 
Toplumun çok yoğun bir kesiminin, gidişatı doğru bulmadığını savunan Kaplan, sözlerini şöyle tamamladı: “Toplumun bu arayışına hep birlikte cevap olmamız gerekir. Demokratik siyaset gerekli, öncülüğünün yapılması gerekir. Bu CHP’nin, Saadet’in, İYİ Parti’nin ve parlamento dışı siyasi partilerinin de sorumluluğudur. Biz sorumluluk bunlardadır diye bizler yapmayacağız gibi bir bekleme halimiz hiç bir zaman olmadı. Bu ülkedeki 82 milyon insanın bu demokratik taleplerini, ana muhalefet partisi olarak kendimizi görüp bu sorunlara çözüm bulma noktasında öncü rolümüzü oynamaya devam edeceğiz.” 
 
Kaplan ayrıca, 15 Kasım’da yapılacak MYK toplantısında kayyum politikasına karşı yapılacak eylem ve etkinliklerin kararlarını alacaklarını söyledi. 
 
MA/ Mehmet Şah Oruç
 
 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.