DOLAR 5,9193
EURO 6,5672
ALTIN 296,7
BIST 122.747
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 8°C
Parçalı Bulutlu

Kelebeklerden bu yana şiddete karşı mücadele sürüyor

20.11.2019
A+
A-

İSTANBUL- Kadına yönelik şiddet ve buna karşı verilen mücadele dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de devam ediyor. Mirabel Kardeşlerden bayrağı alan kadınlar, yasaların uygulanması ve cinsiyet eşitliğinin oluşturulması talebiyle bir kez daha alanlarda olacak. 

 
Dominik Cumhuriyeti’nde 25 Kasım 1960’da uçurumun dibinde bulunan 3 kadının cansız bedeni, diktatörlüğe karşı verilen mücadelenin simgesi oldu. Dominik Cumhuriyeti’nin Cibas bölgesinde dünyaya gelen ve “Mirabel kardeşler” olarak tanınan üç kız kardeşin mücadelesi kardeşlerden Patria’nın 1960 yılının Haziran ayında Clandestine Hareketi’ni kurmasının ardından başladı. Daha sonra Minerva ve Maria Teresa’nın da bu hareket içerisinde yer alması, Trujillo diktatörlüğü için “Tehlikeli” hale gelmeye başladı. 3 kadın, beraber yürüttükleri diktatör karşıtı mücadelede, ağır baskılara maruz kaldılar ve hapis cezalarına çarptırıldılar. Baskı ve hapis cezalarının kadınları özgürlük mücadelelerinden alıkoyamayacağını anlayan diktatör Trujillo, 25 Kasım 1960’da yıllardır kadınlar üzerinde uygulanan işkenceyi hayata geçirmeye başladı. 
 
Mirabel kardeşler, eşlerini cezaevi ziyareti dönüşünde diktatör Trujillo güçleri tarafından arabalarından zorla indirilerek tecavüz edildi ve işkence ile katledildiler. Mirabel kardeşlerinin ölümü “Araba kazası” süsü verilerek, duyuruldu. Mirabel kardeşlerinin öldürülmesinden bir yıl sonra, Trujillo karşıtı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı.
 
‘KELEBEKLERİ’ ÇEŞİTLİ EYLEMSELLİKLERLE ANDILAR
 
Mirabel kardeşlere yapılan işkenceyi unutmayan Latin Amerikalı kadınlar, “Kelebekler” olarak andıkları kardeşler için 1981 yılının 25 Kasım’ında Dominik’te toplanarak bir kadın kurultayı gerçekleştirdi. Kurultay’da alınan kararla birlikte, “Kelebekler”in katledildiği gün “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edildi. Daha sonra 1999 yılında, BM tarafından “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” ilan edilen bugünde dünyanın dört bir yanında kadınlar,  “Kelebekleri”  çeşitli eylemselliklerle anmaya başladı. 
 
3 BİN 94 KADIN KATLEDİLDİ
 
Mirabel kardeşlerin mücadelesi dünyanın her bir yanında olduğu gibi Türkiye’de de büyüyerek sürüyor.Her gün en az bir kadının öldürüldüğü Türkiye’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) verilerine göre 2008 yılından bu yana 3 bin 94 kadın erkekler tarafından katledildi. 2008’de 80, 2009’da 109, 2010 yılında 180, 2011’de 121, 2012’de 210, 2013 yılında 237, 2014’te 294, 2015’te 303, 2016’da 328 kadın, 2017’da 409, 2018’de 440 ve 2019 yılının ilk 10 ayında 383 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
 
‘SÖZLEŞME UYGULANMAZSA CİNAYETLER SON BULMAYACAK’
 
Kadın cinayetlerinin önüne geçilmesinin temel yollarından birisinin İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı koruma kanunun etkin bir şekilde yürütülmesi ile mümkün olacağını söyleyen KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, sözleşmenin ilk dört maddesinin imzalayan ülkelere önleme, durdurma, kovuşturma ve politika geliştirmeyi sağlamaları bakımından yükümlülükler getirdiğini ifade etti
Bu sözleşmenin pratikte uygulanmadığına işaret eden Ataselim,“Türkiye’de kadınlar kendi hayatlarına dair karar almak istedikleri için öldürülüyor. Boşanmak istedikleri için, çalışmak istedikleri için, diledikleri kıyafeti giymek istedikleri için türlü bahanelerle hayattan koparılıyor erkekler tarafından. Ve kadın cinayetleri durdurulmadığı her an kadın cinayetleri arttırılıyor” dedi.
 
ALANLARDA BULUŞMA ÇAĞRISI YAPTI
 
İstanbul Sözleşmesi’nin ne anlam ifade ettiğine dikkat çeken Ataselim, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğin bir sonucu olarak kadına yönelik şiddet artıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin bu çerçevede önleyici bir rolü var. Kadına yönelik şiddetin sebebini ortaya koyuyor ve nasıl önleyeceğini de adım adım anlatıyor. Bu anlamda İstanbul Sözleşmesi şiddeti önlemede anahtar rol durumundadır” ifadelerini kullandı. 
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele günü kapsamında bütün kadınlara seslenen Ataselim, “Ölmek istemiyorum, ölmek istemiyoruz’ diyen bütün kadınların 6284’ün uygulanması ve kadın cinayetlerini durdurmak için alanlarda olmaya ve buluşmaya çağırıyorum” diye dile getirdi.

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.