DOLAR 5,7705
EURO 6,3896
ALTIN 279,0
BIST 96.239
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

Kemal Kurkut davası: Polisin tutuklanmadı

20.12.2018
A+
A-

Diyarbakır’da katıldığı 2017 yılı Newroz kutlaması sırasında polis memuru Y.Ş.’nin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Kemal Kurkut cinayetine ilişkin açılan davanın 4’üncü duruşması Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmaya, hakkında “olası kastla insan öldürme” suçundan müebbet hapis cezası talep edilen tutuksuz sanık polis Y.Ş. ile taraf avukatları hazır bulundu.

POLİS BERAATINI İSTEDİ

Mahkemeye ulaşan Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) olaya ilişkin hazırladığı raporun okunup dosyaya konduğu duruşmada, sanık polis Y.Ş. savunma yaptı. Y.Ş., ATK’nin Kurkut’u öldürülen merminin sert zemine çarparak vücuda girdiğine yönelik raporuna işaret ederek, raporun kendi beyanıyla aynı olduğunu savundu. Dosyada kendisiyle alakalı delil kalmadığını iddia eden Y.Ş., beraatını istedi.

Sanık polis Y.Ş. “Rapor beyanlarımla aynı doğrultuda çıkmıştır. Ben maktulün seken kurşun ile vefat ettiğini söylemiştim. Nüve parçasının aşırı deforme olması nedeniyle incelenmediği belirtilmiştir. Hakkımda herhangi bir delil bulunamamıştır” iddiasında bulundu.

ATK RAPORU İLE SAVUNMA YAPTI

Sanık polis Y.Ş.’nin avukatı Ahmet Fırat da, ATK raporunun baştan beri beyan ettiklerinin teyidi olduğunu savunarak, suçun müvekkili tarafından işlenmediğini söylediklerini, raporun da bunu doğruladığını ileri sürdü.

ANNE KURKUT: ADALET İSTİYORUM

Davada müşteki olan Kemal Kurkut’un annesi Secan Kurkut, önceki beyanlarını tekrar ederek, adalet istediğini belirtti. Anne Kurkut, “Kemal’in o temiz kalbi, masum yüzü, onlara kalmaz. Allah’a havale etmişim onları. Allah cezasını versin” dedi.

AĞABEY KURKUT: KATİLİN TESPİTİNİ İSTİYORUM

Davada müşteki olan Kemal Kurkut’un ağabeyi Ferhat Kurkut ise, “Rapor ile sanık beyanları aynı doğrultuda çıktı. Raporu herhalde birlikte hazırlamışlar. Adli Tıp Kurumu raporu dışında görüntüler de mevcuttur. Ben katilin tespitini istiyorum. O kurşunun sahibini istiyorum. Kemal kendiliğinden vurulmuş değil ya da kendi kendini vurmuş değildir” diye konuştu.

‘TANIK POLİSLER DIŞARI ÇIKARILSIN’

Davada savunma yapan Kurkut ailesinin avukatı Mehmet Emin Aktar da salonun izleyici kısmında tanık polisler varsa dışarıya çıkarılmasını isteyerek, “Çünkü seyircilerin çoğunluğunu polisler oluşturuyor. Niye başka davalarda yoklar da bugün burada o kadar çok polis var” diye sordu. Ancak mahkeme, Aktar’ın talebine seyirciler arasında tanık polislerin var olup olmadığını sordu, yanıt almayınca talebi geçiştirdi.

‘CEZASIZLIK POLİTİKASI İŞLENİYOR’

ATK raporunun sadece iki paragraftan oluştuğunu belirten Aktar, kamu görevlileri tarafından işlenen cinayetlerde, cezasızlık politikası işlendiğini anlatarak, “Peki siz anneye ne diyeceksiniz? Kemal’in niçin öldürüldüğü ortaya çıksın. Annenin adalet duygusu bir nebze olsa da dinsin. Cezasızlık pratiği cesaretlendirir. Kemal’i öldüren cezalandırılsın. Yarın bir gösteriye gidildiğinde, silah sıkılmayacağından veya sıkılsa dahi cezasız kalınmayacağına emin olmak istiyoruz. Öncelikle olay yerinde keşif yapılmasını, olay yerinde görevli polislerin tanık olarak dinlenmesine, ayrıca rapora karşı, taleplerimizi bildirmek üzere süre verilmesini talep ederiz” dedi.

‘ATK KOLLUĞU AKLAYACAK RAPOR DÜZENLİYOR’

Daha sonra konuşan müşteki avukatı Reyhan Yalçındağ da, soruşturmadan itibaren ve mahkeme süresince gerçeklerin ortaya çıkması için çalıştıklarını belirterek, “Yaşam hakkının her durumda kutsal olduğunu ve kolluk birimlerinin cezasız kalmasından duyduğumuz endişelerimizi dile getirdik. Ergani’de sağ yakalanabilecek bir genç öldürüldü, İstanbul’da da aynı şekilde bir genç öldürüldü. Kolluk güçleri bu anlamda çok ciddi eğitimlerden geçiriliyor. Ancak her seferinde, aynı sonuçla karşılaşıyoruz. Polisler tutuklanmıyor, açığa alınsa da birkaç gün sonra göreve iade ediliyor. Adli Tıp Kurumu’nun her seferinde kolluğu aklayacak şekilde rapor düzenlediğini biliyoruz. Bu sebeple üniversitelerin adli tıp departmanlarına yazarak ikinci bir rapor alınmasını talep ediyoruz. Şimdiye kadar neden hiçbir tanık dinlenmedi. En son ara kararda, yeni adreslerinin tespitiyle tanıkların beyanlarının alınmasına ilişkin ara karar kurulmuş, ancak şu ana kadar hiçbir tanık beyanı alınamamıştır. Sanık ve müdafisi beyanlarında gerçeğin açığa çıktığını ve müvekkilinin suçu işlemediğini belirtiyor. Ancak gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir kötü huyu vardır. Olay anında muhabirin çektiği fotoğraflar ve kayıtlar nedeniyle durum ortaya çıkmıştır. Velev ki sert bir zemine çarpma durumu olsa dahi demek ki havaya sıkma dışında bir insan yürüme halindeyken ona doğru nişan alınmış ve bu şekilde bir yaşam hakkı son bulmuştur. Olay yerinde keşif yapılmasını talep ediyoruz. Tanıkların dinlenmesini ve sanıkların tutuklanmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

OLAYIN OLUŞ ŞEKLİNİN BELİRLENMESİNE KARAR VERİLDİ

Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, sanık polisin tutuklanma talebini olayın oluş şekli ve diğer hususları nazara alarak reddetti. Mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesi için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne müzakere yazılmasına, dosyadaki anlatımlar ve diğer deliller doğrultusunda olayın oluş şeklinin belirlenmesi amacıyla Ulusal Kriminal Büro’dan rapor istenmesine, Büro’nun rapor hazırlamaması durumunda, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor istenilmesine karar vererek duruşmayı 28 Şubat 2019’a erteledi.

NE OLMUŞTU?

Diyarbakır’da katıldığı 2017 yılı Newroz kutlaması sırasında, polisler tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybetmişti. Olayın akabinde açıklama yapan Diyarbakır Valiliği, öldürülen Kurkut’un “canlı bomba olduğu şüphesiyle” vurulduğunu açıklamıştı. Ancak olayın ertesi günü, Dicle Medya Haber Ajansı’nın (dihaber) vurulma anına dair servis ettiği fotoğraflar gerçeği açığa çıkarmış, Diyarbakır Valisi emniyetin verdiği bilgiler doğrultusunda açıklama yaptığını bu nedenle “üzüntü duyduğunu” belirtmişti.

Fotoğrafların yayınlanması ardından Y. Ş. ve O.M. isimli polisler gözaltına alındı. Bu isimlerden O.M. savcılık tarafından serbest bırakıldı. Kurkut’un ölümüne yol açan kurşunların kendi silahından çıktığı tespit edilen polis memuru Y.Ş. ise, tutuklanma talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından “adli kontrol şartıyla” serbest bırakıldı. Savcı, serbest bırakılan Y.Ş.’nin tutuklanması için itirazda bulundu, ancak hakimlik itirazı da reddetti.
Cinayet ile ilgili başlatılan idari soruşturma kapsamında açığa alınan polislerden Y.Ş., 3 ay sonra görevine iade edildi.

Cinayete ilişkin iddianamede ise Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ancak 7 ay sonra hazırlandı. Sanık polis Y.Ş.’nin “Olası kastla öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talebinde bulunulan iddianame, Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Diğer polis O.M. hakkında ise takipsizlik kararı verildi.

Bugüne kadar görülen üç duruşmada avukatların, sanık polisin tutuklanması yönündeki talepleri reddedilmişti. (Mezopotamya Ajansı)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.