DOLAR 5,7695
EURO 6,3928
ALTIN 279,3
BIST 95.988
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

Kemal Söbe yazdı: Türkiye’de sol güçlerin mücadeleyi geliştirme zamanıdır

03.06.2019
A+
A-

Anadolu ve Mezopotamya toprakları ilk medeniyetlerin geliştiği topraklar olarak bilinir. Yani bugün insanların geliştirdiği her şeyin ilkinin üretildiği, keşfedildiği, geliştirildiği coğrafyalar olmuştur. İlk devletleşmeler, iktidarlar, sınıflaşmalar ve bu sistemin karakterinden kaynaklı savaşların çıktığı alanlar olması bakımından sürekli toplumsal gelişimlerin, kavgaların ve isyanların ortaya çıktığı bir alan olmuştur. Öyle ki bu coğrafyalar bir nevi dünyanın beyni işlevini görmüştür. Hala da bir çok konuda bir çekim merkezi olmaya devam edip bütün dünyanın dikkatlerini üzerine toplamaktadır. Çünkü 1. ve 2. dünya savaşları bu coğrafyalar üzerinde yapılmış, Kürtlerin toprakları parsellenmiştir. Günümüzde de 3. dünya savaşı olarak bilinen ve daha çok da Irak, Suriye ve Arap dünyasında cereyan eden ama aslında Kürdistan üzerinde yürütülen bir savaş olmaktadır.

Kürtler son kırk yılda verdikleri mücadele ile, 100 yıl önce oluşan Kürt karşıtı statükoyu önemli ölçüde boşa çıkarmış, işlemez hale getirmiş, tıkatmıştır. Yani Kürtler geliştirmiş oldukları mücadeleyle kendi kaderlerini 100 yıl önce tayin edenlerin kaderlerini tayin edecek bir mücadele gerçekliği ortaya çıkarmışlardır.

Mezopotamya topraklarının dünyada en çok siyasal çekişmelerin, kutuplaşmaların ve toplumsal
mücadelelerin gerçekleştiği alanlar olması, sahip olduğu tarihsel geçmiş ve dunya için jeopolitik öneme sahip olmasındandır. Tabii ki Anadolu ve Mezopotamya aynı zaman da yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarına sahip olmasıylada sürekli ABD ve AB emperyalizminin iştahını kabarttığı bir alan olmuştur. Ortadoğu bilindiği gibi son yüz yılda Arap, Fars ve Türk egemen sınıflarının emperyalizmin işbirlikçiliğini yaptığı ve kendi halklarına kan kusturdukları kanlı bir alan olmuştur. Komprador burjuvazi olarak tabir edilen yerli işbirlikçi sınıflar, sahip oldukları çarpık ve vahşi kapitalizmle adeta halklara açlığı, yoksulluğu ve köleliği dayatmışlardır.

Türkiye tarihi aslında bir bakıma mücadeleler tarihidir. Türkiye’nin bir türlü kendi sorunlarını çözmemesi, çözememesi aslında kuruluşundan bu yana sahip oldugu anti demokratik yapısından kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin katı ulus ve Kürt karşıtı bir zihniyetle kurulması Türkiye’yi sürekli anti demokratik ve halklar karşıtı bir yapıda tutmuş, devlet
sürekli başta Kürtler olmak üzere kendi halklarıyla sürekli kavgalı olmuş ve bu kavga hiç durmadan günümüze kadar da devam etmiştir.

Türkiye’de aslında solun geçmişi 1918’lere dayanmaktadır. Yani Türkiye’de sol aslında köklü bir geçmişe sahiptir. Solun ilk ve kitlesel radikal çıkışları 1960’larla başlamış, 1970’ler solun mücadeleyi tam olark geliştirdiği ve sistemi korkuttuğu yıllar olmuştur. Kürt Özgürlük Hakeketi de 1970’ler devrimci ortamında filizlenmiş ve bugünlere gelmiş, halkların iktidarını ve özgür yaşamını kuracak bir siyasal, toplumsal atmosfer yakalamıştır. Türkiye’de sol aslında güçlü
bir geçmişe ve kitlesel zemine sahip olduğu halde özellikle de son 30 yılda bu gücünü kullanamamış, sahip olduğu zemini bir nevi düzen partilerinin oy devşirdiği bir alana dönüşmüştür. Solun öncelikle kendi aralarında güçlü bir birlikteliğe ve dayanışmaya ihtiyacı var. Dağınık, parçalı, düzensiz olmak kesinlikle egemenlerin ve AKP’nin ekmeğine yağ sürer. Dönem ideolojik tartışmaları yapma dönemi değil, ayağa kalkma ve vahşi kapitalizmi, egemenleri tir tir titretme dönemidir.

Özgürlük Hareketi büyük mücadeleyle büyük direnmenin imkan ve olanaklarını yaratmıştır. Türkiye tarihinde bu kadar mücadele birikimi ve imkanı ilk defa ortaya çıkmıştır. İlk defa toplumların özgür yaşamını gerçekleştirecek bütün toplumsal değerler, kazanımlar Özgürlük Hareketi tarafından ortaya çıkarılmıştır. Bu imkan ve olanakları iyi değerlendirip Türkiye’yi 100 yıllık
bataklıktan çıkarmak mümkündür. Türkiye solu kendisini toparlayıp, solda birlik sloganıyla güçlü bir birliktelik sağlarsa, Türkiye’de dışarıya göbekten bağımlı olan işbirlikçi burjuvazi ve Kürt karşıtı inkarcı sistem halkların mücadelesi karşışında daha fazla dayanamayacak, iflas bayrağını çekecektir. Solun kendi kitlesini ayağa kaldırıp harekete geçme ve mücadeleyi kazanma zamanıdır. Çünkü Türkiye’de hiç de küçümsenmeyecek derecede bir sol kitle vardır. Önemli olan bu sol kitleyi ayağa kaldırmak. Türkiye solu dağınıklığı ve çok parçalı olma durumunu aşar ve doğru bir taktik ve yöntemle kitleye giderse başarı tamdır diyebiliriz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.