DOLAR 6,8677
EURO 7,7577
ALTIN 398,97
BIST 8,6566
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Az Bulutlu

Kestiler madencinin cezasını

12.07.2018
A+
A-

Yetmemişti koca 4 yıl, ‘3 gün daha bekleyin’ demişlerdi. Çünkü yine bir suç işlemişti ölenler. Nasıl öngöremezlerdi Başkanın 9 Temmuz’da yemin edip, Sarayına geçeceğini… Bozulmasın diye başkanın keyfi 11 Temmuz dediler karar için ve açıklandı karar. Gereğini düşündü Hakim Bey ve devam etti; ‘Maden patronu Can Gürkan’ın 15 yıl hapsine, maden sahibi babası Alp Gürkan’ın beraatine…’ 301 madenci yaşamını yitirmişti halbuki.

Devam etti Hakim Bey kararları okumaya ve ekledi; ‘3 yıl boyunca maden sektöründe iş yapmaktan men edilmelerine’ diye… Evet, sadece 3 yıl maden sektöründe iş yapamayacaklar. İlk önce her bir madenci için mi bu kadar ceza diye düşündü herkes. Ne de olsa 903 yıl yapardı öyle olunca. Çok sürmedi anlaşıldı ki 301 madenci için sadece 3 yıl men ediyordu madencilikten ve 15 yıl hapis veriyordu Hakim Bey… Hesap makinesi açıldı önce. İsyan ve teselli iç içe geçmişti. 301 madencinin her biri için kaç ay, kaç hafta, kaç gün, kaç saat, kaç dakika yapıyordu 15 yıl. Kimse çıkamadı içinden. Kimse tatmin olamadı tüm hesaplarına rağmen. Bir anda sesler yükseliyordu tüm salondan ve kaçıyordu mahkeme heyeti. İşledikleri suçun ne olduğunu bilircesine bir kaçıştı bu. Çünkü biliyorlardı suçlarını.

Eşini kaybeden Gülten Kavas haykırıyordu yüzlerine suçlarını. ‘Katiller’ diyordu önce. Sonra da dava sürecinde yaşadıklarını sıralayarak, sürdürüyordu isyanını. Önce ‘katilleri korumaya aldılar’ diyordu. Sonra ‘savcıyı, mahkeme heyetini kaçırdılar’ diye feryat ediyordu. ‘Tekmeler attılar bize, bir tekme de mahkemeden yedik’ diyordu Gülten abla. Bitmiyordu Gülten ablanın isyanı. ‘600 kişiyi daha öldürsünler diye mi’ diyordu. Bir tekme de mahkeme atmıştı Başbakanlık müşaviri Yusuf Yerkel’den sonra Somalı madencilere ve ailelerine. 4 yıldır kapısında yatıp kalktıkları Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi kesmişti madencilerin ve annelerin cezasını. ‘Neden öldünüz’ diye sormuştu adeta madencilere. Öyle olmalıydı zaten. Yüzlerine vurulan suçları değil marifetleri idi aslında. Başka bir şey beklenmemeliydi ama yine de umut ediyordu herkes. Umut etmemeliymiş kimse. Bilmeliydik suçlu olanların ölenler olduğunu…

En büyük suçtu çünkü çalışırken ölmek. Suçları çoktu ölenlerin. Hem ölmüş, hem devleti zahmete sokmuşlardı. Bununla da yetinmemiş devletin kömür yatırımını zarara uğratmış dünyaya rezil etmişlerdi. 301 avuç daha kömürün çıkmasına engel olmuşlardı. Ölmemeyi öğrenmemişlerdi mesela. Suçları o kadar çoktu ki ölenlerin. Saymakla bitmiyordu. Patron takımını zor duruma düşürmüşlerdi. Ölerek hükümet karşıtı eylemlerin yaşanmasına sebep olmuşlardı. Başbakanlık arabasının çizilmesine sebep olmuşlar, Başbakanlık müşavirinin ayağının incinmesine neden olmuşlardı.

Başka mı? Koskoca Enerji Bakanı onlar yüzünden iki gün boyunca aynı gömleği giymek zorunda kalmıştı. Gömleğinin 500 lira olduğunu herkes öğrenmişti mesela. Suçları çoktu Somalı madencilerin. Sadece onların suçu değildi. Şirvan’da, Zonguldak’ta, Şırnak, Ermenek’te. Hatta Maraş Çöllolar’daki madenciler de suçluydu. Onların da cezası kesilmişti. Ama yetmemişti. Daha büyük ceza kesmek için Soma beklenmişti. Hem de ne bekleme. Ve kesmişti ölenlerin cezasını Hakim Bey. Ama bitmemişti daha çok ceza kesmesi gerekiyor ölenlere.

Bitmemişti ama bir şey daha vardı bitmeyen. Madenci annesi Elmas Kaya’nın dediği gibi; “Şimdi başlıyoruz. Bizi yıldı sanıyorlar ama biz yılmayacağız. Ben nefes aldığım sürece bitmeyecek bu dava.” Elmas teyze yılmayacaktı. Yılmayacak da. Peki biz. Biz de suçlu değil miyiz? Ya da biz de yılacak mıyız? Yoksa Elmas teyze gibi nefes aldığımız sürece bitirmeyecek miyiz?

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.