DOLAR 6,7368
EURO 7,3003
ALTIN 350,71
BIST 89.553
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Sağanak Yağışlı

Kızının cenazesini defnedemeyen anne anlattı: Dokunmama bile izin vermediler

20.09.2019
A+
A-

AĞRI – Çocukları dağa giden aileler üzerinden “anne hassasiyetinin” yükseldiği bugünlerde tecride karşı yaşamına son veren Yonca Akici’nin annesi devletin kendisine yaşattıklarını anlattı. Anne Gülperi Akici, “Yonca’nın cenazesi geldiğinde dokunup, koklamama bile izin verilmeden benden çalıp defnettiler” dedi. 

İmralı tecridini protesto amacıyla 29 Mart’ta tutuklu olduğu İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşamına son verme girişiminde bulunan ve bir gün sonra Çiğli Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitiren Yonca Akici’nin annesi Gülperi ve amcası Şakir, kızlarının yaşamını ve mücadelesini anlattı. 
 
1996 yılında Ağrı’nın Tutak ilçesine bağlı Birnêbılax (Burnubulak) köyünde dünyaya gelen Yonca Akici, ailenin 4’üncü çocuğu. Eğitim hayatına kendi iradesi ve isteğiyle aileye yük olmamak için ortaokulda ara veren Akici, özellikle aile içerisinde tarih kitaplarına olan ilgisiyle tanınır. 2013 yılında PKK’ye katılan Akici, 2015 yılında Hakkari’de 3 arkadaşıyla birlikte yakalanır. Akici, çıkardığı mahkemede 15 yıl hapis cezası verilir. Sırasıyla Van, Mardin, Antalya ve son olarak İzmir Şakran Kapalı Kadın Cezaevi’nde kalan Akici, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek için yaşamına son verdi. 
 
‘KORKU NEDİR BİLMEZDİ’
 
“Biz onunla amca ve yeğenden çok, iki kardeş gibiydik” sözleriyle yeğeni Akici’yi anlatan amca Şakir Akici, onun güler yüzlü, samimi ve cesaretli kişiliğine dikkati çekti. Amca Akici, “O korku nedir bilmezdi. Arkadaşlarına bağlı, ülkesine sevdalıydı. Yonca okulda çok zeki ve çalışkandı ama ortaokula kadar okudu. Öğretmenleri onun okula devam etmesi için kaç kez eve gelip gittiler ama o ‘gitmeyeceğim’ diyordu. Biz geçmişe dönük bir mesele anlattığımızda hemen kulak kesilir ve dinlerdi. Özellikle dengbêjleri çok dinlerdi. Onu asla unutmayacağız ve onunla daima gurur duyacağız” diye konuştu. 
 
‘BARIŞ İÇİN KENDİSİNİ FEDA ETTİ’
 
Öcalan’ın üzerindeki tecridin aslında barışa karşı olduğunu çok iyi bildiğini anlatan amca Akici, “Yonca büyük bir cesaretle barış için kendini feda etti. Onların bize bıraktığı barış emanetine sahip çıkacağız. İnanıyoruz ki onların yaşamaları pahasına mücadele verdikleri özgür ve onurlu yaşam bu ülkede yaşanılır” diyerek sözlerini tamamladı. 
 
‘GÜLÜŞÜNE DOYAMADIM’
 
Yonca’dan 3 yıl boyunca haber alamayan anne Gülperi Akici da “İnsanın çocuğunun sesini duyamaması meğer ne kadar zormuş” diyerek, şunları dile getirdi: “Yonca’nın ne kokusuna ne de gülüşüne doydum. Cezaevine görüşüne ne zaman gitsem ya da ne zaman telefonla konuşsak hep bize, ‘Rewşa we başbe, ez jî başim’ diyordu. Yani o kadar kötü bir durumda bile önce bizi sonra kendisini düşünürdü. Ben üzülmeyeyim diye cezaevinde yaşadıkları sorunları asla dile getirmezdi. Hatta 1 Mart’ta başladığı ve 29 gün sürdürdüğü açlık grevini bile bana anlatmadı. Yonca’nın babası cezaevine girmişti ama onun haberi yoktu. Hatta Yonca, ‘babam benim yüzümden cezaevine girmiş’ diyerek kendisini suçlu hissetmiş.” 
 
‘KOKLAMAMA İZİN VERMEDİLER’
 
Kızı Yonca ile son cezaevi görüşmesini anlatan anne Akici, yaşadığını dile getirdiği pişmanlığını şu sözlerle ifade etti: “Ben onunla cezaevinde konuştuğumda bana ‘anne bir gün bir şey olursa onların karşısında sakın ağlama’ dedi. Ama ben kızımın cenazesi doğup büyüdüğü, oyun oynadığı köye girişini görünce dayanamadım ve ağladım. Yonca’nın cenazesi geldiğinde dokunup koklamama bile izin vermeden benden çalıp defnettiler. En büyük pişmanlığım kızama verdiğim sözü tutamayarak onların karşısında ağlamam oldu. Kızım beni affetsin.” 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.