DOLAR 7,6996
EURO 8,9894
ALTIN 460,35
BIST 9,8147
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu

Koronavirüs son uyarı!

24.03.2020
A+
A-

VAN – Dünyayı tehdit eden koronavirüsün, evrenin son uyarısı olduğunu söyleyen Uluslararası Çevre Gazetecileri Derneği Başkanı Osman Akkuş, insanlığın doğaya, çevreye, insana saygılı ve doğayla iç içe yeni bir sisteme mecbur olduğunu belirtti.

Uzun yıllardır tek başına giriştiği sayısız eylem nedeniyle, “Don Kişot” lakabıyla bilinen Uluslararası Çevre Gazetecileri Derneği Başkanı Osman Akkuş, dünyayı tehdit eden koronavirüsün (Kovid-19), evrenin insanlığa son uyarısı olduğunu söyledi. Doğal sisteme yönelik müdahalelere, yaratılan tahribata, yaşanan savaş, ölüm ve göçlere dikkati çeken çevre aktivisti, “Göller kurudu, ırmaklar kurudu, yer altı suları çekildi, mevsimler şaşırdı, iklimler değişti. Daha nasıl uyarsın evren bizi?” diye sordu. 
 
‘EVREN BİZİ UYARIYOR’ 
 
Evrenin insanlığa yıllardır bir takım uyarılar yaptığını, her doğa olaylarının bir mesaj içerdiğini dile getiren Akkuş, söz konusu uyarıların ciddiye alınması gerektiğine vurgu yaptı. “Afet” olarak tanımlanan doğa olaylarından ders çıkarılmadığını belirten Akkuş, “1999 yılında bir deprem yaşadık. Deprem sonrası en sağdan en sola kadar hepimiz Türk, Kürt, Laz, Çekes, Alevi, Sünni hepimiz ekmek kuyruğundaydık. Hedef göstermeksizin vurdu insanları bu deprem. Fakat biz daha sonraki yaşamımızda hep hedef gözettik, hiç paylaşımcı olmadık. Çok kazanan çok kazandı, hatta bu çok kazanlar; ilaç sanayisi, gıda sanayisi gibi. Bunların uluslararası sermayedarları var. Bütün ülkelerde uzantıları var. 1999 depreminden 4 yıl önce Japonya’nın batısındaki Kansai Bölgesi’nin Kobe kentini vuran 7.2 büyüklüğündeki deprem sonrası, çıkardığımız Çepeçevre gazetesinde ‘Kobe son uyarı’ başlığını atmıştık ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gitmiştik. O zamanlar Erdoğan Belediye Başkanıydı. Erdoğan’ın basın danışmanı bana ‘Felaket telalığı yapıyorsunuz’ demişti. Bizimkisi felaket telalığı değildi. Kobe’ye son uyarıydı. İstanbul’da da böyle bir şey bekleniyordu. Bilim insanları söylüyordu bunu, biz söylemiyorduk. Depremden sonra anladık ki bu uyarıları bizim ciddiye almamız lazım. Evren bize yıllardır bir takım uyarılarda bulunuyor. Irmakların suyu azaldı, göller kurudu, yer altı suları daha bir geri çekildi, mevsimler şaşırdı, iklimler değişti, tarım neredeyse bitti. Bunların hepsi ve daha fazlası birer isyan, çığlık ve uyarıydı. Daha nasıl uyarsın evren bizi?” diye konuştu. 
 
‘GÖĞÜS KAFESİ BEDENİ TAŞIMIYOR ARTIK’ 
 
2003 yılında Irak’ın ABD tarafından işgal edildiği sırada canlı kalkan olarak Bağdat’ta bulunan yaşam savunucusu Akkuş, savaşların yarattığı tahribata işaret etti. 2015 yılında Türkiye’den Yunanistan’a botla geçmeye çalışırken annesi ve kardeşiyle birlikte boğularak hayatını kaybeden Kobanêli Alan Kurdî’nin kıyıya vuran cansız bedenini hatırlatan Akkuş, göç yollarındaki ve sınır kapılarındaki mültecileri anımsatarak, “Bir ırmak olduğunuzu hayal edin. Bir gün uyanıyorsunuz kıyınızda bir çocuk cesedi. Alan Bebek. İşte o andan itibaren bu göğüs kafesi bu bedeni taşıyamıyor artık vicdani sorumluluktan ötürü. Yani Alan Bebek bütün dünyanın vicdanını sızlattı bir an, silkeledi bizi; ama ondan sonra yine insanoğlu yoluna devam etti. Bu daha ne kadar sürecek? İnsanlar şuan göç yollarında ölüyorlar, can veriyorlar. Bir anne denizde çırpınırken çocuğu  ellerinin arasında kayboluyor. Buna hangi vicdan, hangi akıl ‘dur’ dememek için çaba sarf etmez?” diye belirtti. 
 
‘HERKES HAKKI OLANI ALMAYA GELİYOR’ 
 
Evrende olan biten her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu söyleyen Akkuş, “Çekirge sürüleri yollara düşmüş geliyor, doğrudur. Herkes hakkı olanı almaya geliyor. O çekirgelerin olduğu yerlerde savaşlar var, beslenemiyorlar artık. Onlar da örgütlendiler ve göç ediyorlar” dedi. İnsanlar da hayvanlar da şuanda göç halinde. Bizim şapkayı önümüze koyup düşünmemiz lazım” dedi.  
 
‘İNSANLIK YENİ BİR SİSTEME MECBUR’ 
 
Bugüne kadar milyonlarca insanın Ebola’dan, AİDS’ten veya diğer virüslerden yaşamını yitirdiğini belirten Akkuş, dünyadaki mevcut alarmın nedenlerine dikkati çekti. İnsanlığın doğaya, çevreye ve insana saygı duyan, doğayla iç içe bir sisteme mecbur olduğunu vurgulayan Akkuş, şöyle devam etti: “Niye şimdi bir anda alarma geçti bütün dünya? Çünkü artık kendilerine dokunmaya başladı. Bu uyarıları ciddiye almayan ve kendini yeryüzünün sahibi ve efendisi sanan insanoğlu bu günlerde telaş içinde. Nasıl olmasın ki! Çıplak gözle fark edilmeyen; ancak elektro mikroskoplar ile görülen minnacık bir canlı hepimizi evlere kapattı ve ‘cürmün kadarsın, ağırlığın kadarsın, kapladığın yer kadarsın, kapandığın ev, köşk, saray kadarsın’ dedi. Kaleler, evler, saraylar, duvarlar bu virüsleri önleyemiyor. O çok korunaklı yerler artık insanı koruyamıyor. İnsanoğlu artık şapkasını önüne koyacak ve yeni bir sistem diyecek. Nasıl bir sistem? Daha paylaşımcı, daha doğaya, çevreye, insana saygılı ve doğayla iç içe bir sistem. Aksi halde koronavirüsü de tıpkı Kobe depremi gibi son uyarıydı ve belki de koronadan sonraki daha yıkıcı bir virüs olacak. Bizim evlerimize kapanmamız hiçbir çare olmayacak. O yüzden insanlık ya artık yeni bir sistemle bir araya gelecek ya da yeni korona yoldadır.” 
 
‘SEÇİM BİZİM ELİMİZDE’
 
İnsanlığın, çocukları öldüren savaşları çıkaran büyükleri hedef alan bir virüsle karşı karşıya olduğunu ifade eden Akkukş, “Çocuklara çok dokunmayan bir virüsten bahsediliyor. Bu çok ironik değil mi? Diyelim ki bunu atlattık ya bundan sonraki daha güçlü ve daha yakıcı olacak. Seçim bizim elimizde. Ya doğaya, insanlığa ve evrene saygılı bir yaşamı belirleyip, öyle devam edeceğiz ya da çok daha ciddi bir virüsle karşı karşıya kalacağız” diye vurguladı. 
 
‘ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK’ 
 
Söz konusu virüsün; kıyıya cenazesi vuran Alan bebek gibi yitirilenlerin şekil bulmuş hali, doğanın çığlığı olduğunu dile getiren yaşam savunucusu Akkuş, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu son uyarıdır. Belki de bundan sonra bir uyarı olmayacak” diye yineledi. 
 
‘ÇILGINCA ÜRETİP, ŞUURSUZCA TÜKETİYORUZ’
 
Dünyadaki üretim çılgınlığına ve şuursuzca yapılan tüketime değinen Akkuş, “Nereye kadar?” diye sorarak, vakit kaybedilmeden insan da dahil tümüyle canlı yaşama daha saygılı, çevreye duyarlı, doğa ile uyum içinde bir yaşam tarzına geçilmesi gerektiğinin altını çizdi. 
 
‘ÇEVRE MAHKEMELERİ KURULMALI’ 
 
Doğa korumacılığında örnek olabilecek bir Anayasa çalışmasının aciliyetine işaret eden Akkuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çevre mahkemeleri kurulmalı. Aksi halde bir sonraki gelen virüs uyarıcı değil yıkıcı olur. İlk kez evrenin yüzü gülüyor. Havanın, suyun, toprağın yüzü gülüyor. Uzun zamandır ilk kez bahar ayında göç yollarındaki kuşların sesi yer küreye ulaşmaya başladı. Bunlar sevinç çığlıkları; çünkü uçak seferleri seyrekleşti. Onlar göç yollarında artık. Bacalar sustu, milyonlarca aracın egzoz gazı salınmıyor evrene, uzay boşluğuna. Gökyüzü daha parlak. Bu bahar daha başka bir coşkulu olacak, daha verimli bir yıl geçecek. 
 
BİR DAHAKİ VİRÜSTE UYARI OLMAYACAK
 
Umarın insanoğlu bunun bilinciyle hareket eder ve daha paylaşımcı, daha saygılı bir yaşam biçimiyle birbirine kenetlenir. Bizim en üst kimliğimiz insan kimliğimizdir. Ondan sonra geliyor, adımız, sanımız, şanımız, nerde doğduğumuz, neci olduğumuz, hangi dinden olduğumuz. Biz ilk kimliğimiz olan insan üst kimliğimizle birbirimize sarılıp, birbirimize ve doğaya saygılı iç içe bir yaşamı benimsersek bunların üstesinden gelebiliriz. Aksi halde bir dahaki virüste uyarı olmayacak, yıkım gelecektir.”  
 
MA / Nazan Sala

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.