DOLAR 5,6962
EURO 6,3195
ALTIN 269,9
BIST 106.845
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Kulp’ta 7 sivilin öldürülmesi AYM’ye taşındı

29.09.2018
A+
A-

Bingöl’ün Solhan ilçesinde 19 Aralık 1991’de bir PKK kampının helikopterlerce bombalanması sonucu ölen gerillaların 24 Aralık günü Kulp’a getirilmesi sırasında kitlenin üzerine ateş açan ve 7 kişiyi öldüren askerler hakkında 21 yıl sonra soruşturma açılmış ve o dönem ilçede görevli olan 37 subay ve astsubayın ifadesi alınmıştı. Soruşturmayı 2 Kasım 2017 tarihinde tamamlayan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 37 asker hakkında takipsizlik kararı vermişti.

Takipsizlik kararına karşı Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz eden dava avukatı Nahit Eren’in başvurusu reddedilmişti. Bütün girişimleri sonuçsuz kalan Avukat Eren, geçen aylarda Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

Yapılan başvuruda olayın vuku bulduğu 24 Aralık 1991 tarihinden bugüne kadar yapılan soruşturmanın yeterli ve etkili bir soruşturma olarak yürütülmediği, aradan geçen bunca yıla karşın sanıklarının belli olduğu ve insanlığa karşı işlenmiş bu ağır suçun faillerinin yargı makamının önüne çıkarılamadığı belirtildi. Başvuruda, güvenlik güçlerinin orantısız bir şekilde ateşli silahlarla kitle üzerine hedef gözetmek suretiyle ateş ettiğini ve bunun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) düzenlenen yaşam hakkının ihlal ettiğini ve soruşturmanın takipsizlikle neticelendirilmiş olmasının etkin bir soruşturma yürütülmediğini gösterdiğine dikkat çekti. Ayrıca başvuruda katliamda yaşamını kaybeden 3 kişi ve yaralı 1 kişi için 650 bin Türk Lirası tazminat da talep edildi.

DAVA HAKKINDA

Diyarbakır’ın Kulp ilçesi ile Bingöl’ün Solhan ilçeleri arasındaki Serê Sipî bölgesinde ihbar sonucu PKK kampına 19 Aralık 1991 günü yapılan helikopterli saldırıda çok sayıda PKK gerillası yaşamını yitirdi. PKK’lilerin cenazelerini almak için 22 Aralık’ta Diyarbakır’ın birçok ilçesinden Kulp’a gelen yaklaşık 500 araçlık konvoy çatışmanın yaşandığı alana giderek ulaşabildikleri 3 cenazeyi aldı ve Kulp’a getirdi. Kalan diğer cenazeleri almak için tekrar yola çıkan binlerce kişi, dönüşte 24 Aralık 1991 tarihinde Kulp’a 2 kilometre mesafede bulunan Sarım Çayı üzerindeki köprüde asker ve özel timlerin kurduğu barikatla karşılaştı. Kitlenin cenazelerle ilçeye giremeyeceğini belirten askerler ile halk arasında tartışma çıktı. O dönem bölgede görevlendirilen Kulp, Hazro, Silvan, Ergani ve Lice jandarma komando bölüklerini komuta eden “Yedibela İsmet” lakaplı dönemin Diyarbakır İl Jandarma Alay Komutanı Albay İsmet Yediyıldız, katliamın talimatını vererek halkın üzerine ateş açılmasını istedi. Açılan ateş sonucu Mehmet Nasıh Altın, Neytullah Tekin, Hayrettin Demirtuyi, Felemez Bulut, Ömer Öztürk, Ali Mintaş ve Şahin Tekin isimli siviller yaşamını yitirirken, Mehmet Şah Tekin ve Şeyhmus Altındağ ise yaralandı. Öldürülen siviller ve araçlarda bulunan gerilla cenazeleri Kulp Tabur Komutanlığı’nın bahçesine getirilerek, ‘Teröristler öldürüldü’ diye basına açıklama yapıldı. Olaylarda 54 kişi gözaltına alındı.

YEDİBELA İSMET’İN DOSYASINA KİMSE BAKMAK İSTEMİYOR

Gözaltına alınan 54 kişi ile ilgili dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde açılan davada sanıklar beraat ederken, 7 kişinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili dönemin Kulp Cumhuriyet Savcısı aynı yıl soruşturma başlattı. Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı, “Ölümlerin müsademe sonucu meydana geldiği” gerekçesiyle dosyayı 31 Aralık 1991 tarihinde “görevsizlik” kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı ise suçun niteliğini “Güvenlik güçlerinin görevin ifası sırasında adam öldürmek” olarak tanımlayıp 20 Ocak 1992 tarihinde “görevsizlik” kararı ile dosyayı Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı’na geri gönderdi.

SAVCI YARGILAMA İÇİN İZİN İSTEDİ AMA…

Dönemin Kulp Cumhuriyet Savcısı Mustafa Akkuş, sanıklardan Albay İsmet Yediyıldız hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden fezleke ile 25 Ağustos 1992 tarihinde talepte bulundu. Savcı Akkuş fezlekesinde, Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay İsmet’in ‘görevin ifası sırasında adam öldürmek ve aynı suça teşebüs’ suçlamasıyla yargılanması için izin istedi.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 08 Ekim 1992 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı Akkuş’un talebine olumlu yanıt vermeyerek Albay Yediyıldız hakkında, zabıta amiri sıfatı ile olay yerinde olup olmadığının tespiti için dosyanın geri iade edilmesine ve öncelikle İl İdare Kuruluna başvuru yapılması gerektiğini belirterek dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına geri gönderdi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da dosyayı 30 Kasım 1992 tarihinde Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına iade etti.

Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı, 06 Temmuz 1993 tarihinde “görevsizlik” kararıyla katliamın baş sorumlusu olan Albay İsmet Yediyıldız’ın İl Valisinin emri hilafına ateş emri verdiğini sivil vatandaşların ölümüne sebep olduğundan dosyasının ayrılarak Diyarbakır İl İdare kuruluna gönderilmesine, olay esnasında görevli diğer askeri personeller için ise başsavcılıklarının görevsizliğine karar vererek dosyanın Kulp İlçe İdare Kuruluna gönderilmesine karar verdi.

DOSYA KAYIP!

Katliam ile ilgili 2005 yılına kadar hiç bir işlem yapılmadığı, avukat Nahit Eren’in olayda ölen 2 kişi ve yaralanan 1 kişi için yaptığı tazminat başvurusuyla ortaya çıktı. Dosyanın akıbeti konusunda aileler avukatları aracılığıyla Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etti. Ancak savcılık dava dosyalarının kendilerinde olmadığını belirtti. Bunun üzerine Diyarbakır İl İdare Kuruluna, Kulp Kaymakamlığına ve Adalet Bakanlığına dosyanın akıbeti soruldu. Ancak onlarda söz konusu dosyanın kendilerine ulaştırılmadığı ve kayıtlarında böyle bir dosya bilgisinin bulunmadığını belirttiler. Bütün bu yazışmalar sonucu dosyanın bulunamamış olması üzerine aileler avukatları aracılığıyla 18 Kasım 2009 tarihinde yeniden ilgililer hakkında soruşturmanın başlatılması için Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet başvurusunda bulundu.

KATLİAMA 21 YIL SONRA SORUŞTURMA

Soruşturmanın açılması ile birlikte dosya zaman aşımından kurtarılırken, “Kişi öldürmek ve öldürmeye teşebüs”ten açılan soruşturma kapsamında olayın yaşandığı gün Kulp’ta görevli olan 37 askerin ifadesi alındı. Ayrıca savcılık söz konusu soruşturma için gizlilik kararı aldırdı.

NE DELİL NE TANIK VAR!

Soruşturmayı 2 Kasım 2017 tarihinde tamamlayan savcılık, 37 asker hakkında takipsizlik kararı verdi. Kararda, 7 sivilin ölümü ve 2 kişinin de yaralanmasına neden olan katliamda kullanılan ateşli silahların olay yerinde görevli askerlere ait olduğuna ve askerlerin bu kişilerin ölümüne neden olduğuna ilişkin hiçbir delil bulunmadığı iddia edildi.

Kararın devamında, katliamda ölenlerin vücutlarından çıkarılan ya da olay yerindeki mermi çekirdeği ve boş kovanların hangi jandarma personelinin silahından ateş edildiğine dair bilirkişi incelemesi de bulunmadığı kaydedilirken, dosyada olayı tarafsızca anlatabilecek bir tanık ifadesi olmadığı ileri sürüldü.

KATLİAMA MEŞRU MÜDAFAA ŞARTI OLUŞMUŞ!

Olayda askerlerin sivillerin ölümüne neden olduğu kabul edilse dahi, Kulp ilçesinde meydana gelen olayda zor ve silah kullanma yetkisinin, hatta zorunluluğunun oluştuğu ileri sürüldü.
Kararda, meşru müdafaa şartlarından haksız saldırının olayda oluştuğu kanaatine varıldığı belirtildi. Askerlerin kendilerine yönelik saldırıyı bertaraf etmek, yaşam haklarını korumak için ateş etmek zorunda kaldığı iddia edilen kararda, askerlerin kendilerine açılan ateşe ateşle karşılık vermelerinin mutlak ve gerekli bir savunma olduğu savunuldu.

KARARA İTİRAZ REDDEDİLDİ

Katliamda yaşamını yitirenlerin avukatı Nahit Eren, takipsizlik kararının kaldırılması için 23 Kasım 2017 tarihinde Diyarbakır 2.Sulh Ceza Hâkimliği’ne başvurdu. Ancak yapılan başvuru “Kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği ve kovuşturma olanağının bulunmadığı” gerekçesiyle 8 Şubat 2018 tarihinde reddedildi. (Mezopotamya Ajansı)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.