DOLAR 8,7540
EURO 10,3892
ALTIN 496,61
BIST 1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Paz 25°C
Pts 26°C
Sal 25°C
Çar 27°C

‘Kuyruğu tamamen dışarda kalan yalanlar’

31.05.2021
A+
A-
HABER MERKERZİ – Yeni Yaşam Gazetesi yazarı Dr. Hayri Hazargöl, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “işkence yoktur” açıklamalarına karşın polis kurşunuyla katledilen Kemal Kurkut ile Van’da iki köylünün helikopterden atılmasını hatırlattı.
 
Devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker’in itiraflarının odağında olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hakkında itiraflarla ilgili katıldığı televizyon programlarında “terörle mücadele”ye sığındı. Gazetecilerin sorularını yanıtsız bırakan Soylu, katıldığı son programda bir kez daha Türkiye’de işkence ve kötü muamelenin olmadığını savundu. 
 
Yeni Yaşam Gazetesi yazarı Dr. Hayri Hazargöl, kaleme aldığı “Kuyruğu tamamen dışarda kalan yalanlar” yazısında, Soylu’nun “İşkence yoktur” açıklamasına karşın 21 Mart 2017’de Diyarbakır Newrozu’nda polis kurşunuyla katledilen Kemal Kurkut ile Van’da Osman Şiban ve yaşamını yitiren Servet Turgut’un helikopterden atılmasını hatırlattı. 
 
‘HİÇ YÜZÜ KIZARMADI’ 
 
Dr. Hazargöl’ün Yeni Yaşam Gazetesi’nde yer alan yazısı şöyle: “İçişleri Bakanı Habertürk televizyonunda yaptığı konuşmada dünyanın en büyük yalanını attı. Gazeteciler bu yalan karşısında ‘atma Recep din kardeşiyiz’ diyebilirlerdi. Hiç yüzü kızarmadan bizim zamanımızda hukuksuzluk, işkence ve kötü muamele yok, dedi. Bir gazeteci Uluslararası Af Örgütü ve insan hakları kuruluşları var diyor, dediğinde onlar politik yaklaşıyorlar, doğru söylemiyorlar, diyerek gazetecileri susturdu. Uluslararası Af Örgütü gecikmeden bizdeki bilgiler İçişleri Bakanı’nın dediğinin tersi yönündedir, diyerek Türkiye’deki gerçekliği bir daha açıkça ifade etti.
 
‘DÜNYADA GÖRÜLMEMİŞ DÜZEYDE’ 
 
Bırakalım AKP iktidarının 2015 öncesi uygulamalarını; 2015 7 Haziran seçimleri sonrası Türkiye’de yaşananlar tam olarak dört dörtlük faşist ülkelerde görülen uygulamalardır. Tüm dünya AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını diktatörlük olarak görüyor. Türkiye içinde de yandaşlar dışında herkes için AKP-MHP iktidarı tam bir diktatörlüktür. Bu iktidar kötülükler iktidarı olarak görülüyor ve böyle tarihe geçmiştir. Adaletsizlik ise dünyada görülmemiş düzeydedir. Türkiye’deki askeri darbeler döneminde bile hukuksuzluk ve adaletsizlik bu düzeyde açık biçimde yapılmamıştır. Öyle ki, adaletsizlik bilinçli ve planlı bir biçimde açık ve yoğun yapılarak halkın sindirilmesi amaçlanmıştır. Halk ‘en ufak bir şey yaparsam hemen karakola ve cezaevine düşerim’ biçiminde bir ruh hali içine sokulmuştur. Adaletsizlik pervasızca yapılarak bu sonuç yaratılmıştır. Ama buna rağmen Süleyman Soylu bizim hükümet zamanında hukuksuzluk olmamıştır, diyebilmiştir.
 
YALAN VE DEMAGOJİ
 
AKP iktidarı 2015 öncesi de baskıcı ve otoriterdir. Ancak 2015’le birlikte açık bir diktatörlüğe yönelme görüldü. Öyle ki, Tayyip Erdoğan asker, polis ve mülkü idare amirlerine mevzuata takılmayın; Türkiye’nin bekası neyi gerektiriyorsa onu yapın, yani hukuku dikkate almayın talimatı vermiştir. Zaten vatan söz konusu olduğunda gerisi teferruattır diyen bir zihniyet ne hukuk, ne vicdan, ne de ahlak tanır. Nitekim 2015 yılıyla birlikte Türkiye hukuksuzluğun ve adaletsizliğin hakim olduğu bir ülke haline gelmiştir.
 
Türkiye adaletsizlikte dünyada ilk sırada olacak ama hukuksuzluk olmayacak! Bu, insanların gözünün içine baka baka yalan söylemek ve alay etmektir. Faşist ve otoriter karakterli insanların ve yönetimlerin en çarpıcı özellikleri yalan söyleme ve demagoji yapmadır. Süleyman Soylu’nun böyle bir karakteri olduğu televizyondaki konuşmasıyla net anlaşılmıştır.
 
İKİ ÇARPICI OLAY
 
Şimdi burada binlerce hukuksuzluk, yüzlerce işkence örneği, kötü muamele ve yüzlerce faili meçhul cinayet sıralayabiliriz. Tabi ki 1990’lı yıllardaki gibi esas olan öldürme değil, karakollarda işkence yapma, yıllarca zindanda yatırmadır. Zaten bir AKP’li yetkili yıllar önce 1990’lı yıllardaki gibi öldürmüyoruz, zindana atıyoruz; buna da şükredin, demişti. Kaldı ki, şimdi de birçok öldürme gerçekleşmiş, ancak hiçbir fail yargılanıp cezalandırılmamıştır.
 
Şimdi çok iki çarpıcı olay bile AKP iktidarı ve Süleyman Soylu’nun ne olduğunu gözler önüne serer. Kemal Kurkut açıkça polisler tarafından katledilmiş, Van’da ise iki köylü ilk önce linç edilmiş, sonra da helikopterden atılmıştır. Bunlardan biri ölmüş, biri de ağır yaralanmıştır. Bu karakterdeki bir iktidar ve güvenlik örgütü daha neler yapmaz ki! Zaten son zamanlarda tüm kirli işleri bir bir ortalığa saçılmaktadır. İki kişi yan yana geldiğinde bile polisin kırmızı boğa görmüş gibi saldırdığını tüm toplum görüyor. Daha birkaç gün önce eski bir başbakan ve eski bir AKP genel başkanı olan Ahmet Davutoğlu bile konuşturulmamıştır.
 
İKTİDARIN KİMLİĞİ
 
İnsanları kaçırma, kaybettirme, işkence yapma, zorla ajanlık dayatma bu iktidarın kimliği haline gelmiştir. Bir yerde düşünce özgürlüğü yoksa, bir twetter atmak bile ceza konusu oluyorsa orada işkence ve hukuksuzluk ayyuka çıkmış demektir. Dünyanın her yerinde düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasıyla diktatörlük ve kötü muamele at başı giderler. Halkın temsilcilerinin her konuda konuşma özgürlüğü olması gerekirken, her türlü farklı düşünceyi dile getirme hakkı varken, düşünceleri ve konuşmalarından dolayı milletvekillikleri düşürülmüş ve zindana atılmışlarsa başka insanlara neler yapılmaz ki!
 
Karakollarda sadece işkence yapılmıyor. Genç kızlara ve erkeklere tecavüz ediliyor. PKK’li olarak gördüklerine böyle bir uygulamayı normal görüyorlar. Hatta karakollarda PKK’li olanlara tecavüz edilmesi talimatı bile verilmiştir. Fethullahçı diye yakaladıklarına da benzer uygulamalar yapmaktadırlar. Zaten bu iktidar bırakalım PKK’ye, kendi gibi düşünmeyen ve Meclis’te grubu olan partileri ve milletvekillerini bile hain olarak görmektedir. Aslında AKP iktidarı zamanında hukuksuzluğun, adaletsizliğin, işkence ve faili meçhullerin var olduğunu anlatmak bile olmaması gereken bir şeydir. Çünkü bu iktidar zamanında adaletsizlik, işkence, kötü muamele ve faili meçhul cinayetler ayan beyan ortadadır.
 
DÜNYANIN EN BÜYÜK YALANI
 
Daha dün taşocağı yapılmasına karşı çıkan Vanlıların başına nelerin getirildiğini gördük. Aslında bu istisnai bir saldırı değildir. Her gün Türkiye’de böyle onlarca saldırı, işkence ve kötü muamele yapılmaktadır. Aslında kötü olan bunların kanıksanması ve normalleşmesidir. Süleyman Soylu zamanında hukuksuzluk ve kötü muamele her gün olduğundan normal görülür hale gelmiştir. Bu başarısıyla övünebilir.
 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bizde işkence, kötü muamele ve hukuksuzluk yok açıklaması karşısında insan hakları derneği Süleyman Soylu’nun söylediklerini ağzına tıkayan bilgileri ve tek tek olayları bir basın toplantısıyla sıralayabilirdi. Cezaevlerindeki işkenceleri, PKK’li diye hasta ve yaşlı tutuklulara yapılanları anlatsak herhalde onlar bize değil, Adalet Bakanlığı’na bağlı diyebilir. Belki de bizde hukuksuzluk, kötü muamele, işkence ve faili meçhul cinayet yok derken Kürtleri hariç tuttuğu için bunları söylemiştir. Kürtler insan yerine konulmadığına göre onlara yapılan hukuksuzluk, işkence, kötü muamele ve öldürme sayılmaz. Böyle düşündüğü için televizyon karşısında dünyanın en büyük yalanını atmıştır.
 
Türkiye’de hukuksuzluk, yani adaletsizlik yokmuş; tüm dünyaya ve Türkiye halklarına duyurulur!”
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.