DOLAR 5,7750
EURO 6,4250
ALTIN 277,1
BIST 99.161
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Mülteci Yolculuklar (1) Aynı Yerdeydik Ama Aynı Gemide Değildik

28.08.2018
A+
A-

Kim olduklarını bilmediğimiz insalara güveniyoruz ve başlıyoruz hazırlıklara. Ne hazırlığıysa; zaten bir sırt çantası değil mi yanımıza alacağımız?

Öyle olmuyor ama hazırlık süreci.

Herkesin kendince tamamlamak istediği şeyler oluyor gitmeden önce. Sanki mümkünmüş gibi. Olmuyor tabi. Hiçbir şeyi tamamlamadan ertelediğimiz bütün zamanlar doluyor. Biz acele etmesek onlar acele edecek ve zaten yarım kalacak her şey.

Ben inanamamıştım mesela hiç. Yola çıkana kadar da algılayamamıştım durumu. Ama yine de hazırlık yapmıştım. İnternetten daha önce yola çıkanların attığı videoları izliyordum sürekli. Neler yaşanabilir, başımıza neler gelebilir, nelere dikkat etmek gerekir diye.

Bir de araştırmaya gerek kalmadan hemen her gün basında izlediğimiz batan botlar, ölen insanlar, kıyılara vuran çocuklar vardı. Ona karşılık da plan yapıyordum. Suda yorulmadan ne kadar durabilirim? Yorulmadan durabilmek için ne yapmam gerekiyor gibi denemeler yapıyordum. Arkadaşlarla eğlenmeye gittiğimiz deniz kamplarında. Son olduğunu bir tek benim bildiğim arkadaş görüşmeleri. Hissettirmeden yapılan veda konuşmaları. Unutulmamak için mi yoksa unutmamak için mi bilmem ama bol bol çekilen toplu fotoğraflar. Havada uçuşan kahkahalar. ‘Ben gidiyorum ve hepinizi çok özleyeceğim’ demek isteyip de susmalar. O da tedbir için mi yoksa veda sahnesinden etkilenmemek için mi belli değil.

Sonra ‘tamam’ diyorlar ‘akşama hazır olun.’ Ne demekse hazır olmak bilinmeyen bir yolculuğa? Hazır oluyoruz. Bir yerlerden bir yerlere, oralardan başka yerlere başlıyor yolculuk. Kaç kişi var sayılmıyor arabanın içi karanlık. Çocuklar da var ama sesleri pek çıkmıyor. Kendimi film sahnesinde gibi hissediyorum. Daha önce filmlerde gördüğüm kaçak sahneler.

Araba yolculuğu bitince uyarılar geliyor. Sessiz, hızlı, sıra halinde, ışık açmadan takip ediyoruz. Bazıları azar işitiyor büyük çantayla geldikleri için. ‘Sanki tatile çıkıyor’ gibi laflar da atılıyor teslimatımızı alan kişi tarafından. Ama neyseki kimsenin umrunda değil o an. Herkes tek bir şey düşünüyor. Karşıya ölmeden geçebilecek miyiz?

Biniyoruz küçücük bir tekneye, ben dışarda açık olan yerde kalmak istiyorum; erkeklerin yanında. Eğer tekne batarsa kurtulma ihtimalim olur diye düşünüyorum. Olmaz diyorlar altta bir kişinin yatacağı kadar bir yer var oraya giriyorum diğer kadın ve çocuklarla. Tekne batsa çıkmak imkansız. Çocuklarla beraber otuz civarında insan varız. Bunların sekizi çift, dörtte biziz, on civarında da çocuk var. Bir aylık olandan onlu yaşlara kadar çocuk dolu iki metrekarelik alanda. Tekne dibini yere çarpa çarpa son sürat gidiyor. Kadınların bir kısmı tanıyor birbirini. ‘FETÖ’ soruşturmalarından dolayı çıkıyormuş hepsi. Sadece dört kişi ayrıyız. Geri kalanı birlikteymiş.

Tekne dibini suya çarptıkça çocuklara yoğunlaşmaya çalışıyorum.

Bir tanesi Survivor adasına gittiğini sanıyor, öyle anlatmışlar. O yüzden bu kadar üst üste, karanlık, nefes almakta zorlandığımız bir teknede sessizce gitmek zorundayız. Çünkü bu bir macera yarışması ve yarış başladı.

Sonra başka bir çocuk onu düzelterek Yunanistan’a gittiğimizi söylüyor. O annesinden beklediği cevabı gecikmeden alıyor. Doğru çünkü yarışmanın yeni bölümü Yunanistan’ın bir adasında çekiliyormuş. Bir başka çocuk diyor ki; ‘anne artık soranlara Ankara’ya değil de Almanya’ya gittiğimizi söyleyebilir miyim?’ Annesi sabah olunca söyleyebilirsin diyor. ‘Eve gelen gidenlere, komşulara nereye taşındığımızı sorduklarında Ankara’ya diyorduk da ondan soruyor’ diye ekleme yapıyor ardından. Bir diğeri annesine çadır tatilinin eğlenceli olmayacağını otelde kalmak istediğini söylüyor. Annesi başlarına ne geleceğinden emin olamadığı için olsa gerek ki ‘bakalım kızım’ diyor.

Üç tane de bebek var o saate kadar hiç ağlamamaları ilginçti. Bir tanesi yavaş yavaş mızmızlanmaya başlayınca anne telaş oluyor birden. İlacın etkisi gidyormuş, ağlayıp ses çıkarmasınlar diye ilaç vermişler çocuklar ondan uyuyorlarmış. Bebek ağlamaya başlayınca dışarıdan uyarı geliyor hemen susturun diye. Su üzerinde ses çok yankılanıyormuş. Sustu bir şekilde meme emerek.

Saatin kaç olduğunu bilmediğimiz bir karanlıkta indik dağın eteklerine, kayalıkların arasında, suyun içine. Önce erkekler tek sıra olup elden ele çocukları aldılar sonra çantalar elden ele suya batırmadan kıyıya indirildi. Ve sonra belimize kadar denizin içinde bizler çıktık kıyıya. Ayrıldık orada birbirimizden, FETÖ’cüler bir tarafa biz dört kişi başka bir tarafa yürümeye başladık. İçimizdeki acılardandı sanırım yollarımızı ayırmamız.

Yol boyunca onlara bakıp kim olduklarını düşündüm. Aynı kaçak yolculuğa ortaklık ettiğimiz bu insanlar ne yapmışlardı acaba? Acaba Cizre’de katliam yapanlar da var mıdır aralarında? Araçların arkasında gencecik bedenleri sürükleyenlerden biri de olabilirdi içlerinde. Sokak ortasında kalan cenazelerimize sebep olanlar.

Çocuklarımızın cansız bedenlerini dondurucuda bekletmemizden keyif alanlar. Hareket eden her şeyi katletme emri verenler. Onbinlerce insanı onlarca yıl cezaevlerinde rehin alanlar. Tarihimizi, kentlerimizi, zihinlerimizi yakıp yıkarak silmeye çalışanlar. Hamile kadınlarımızı kapısının önüne çıktığı için katledenler. Çocuklarımıza terörist deyip kurşunlara dizenler.

Bodrumlarda onlarca canımızı diri diri ateşe verenler. Üç aylık Miray bebeği kurşuna dizenler. Onlar değil miydi bütün bunları yapanlar?

Şimdi nefes bile almakta zorlandığımız sonu belirsiz şu yolculukta yanyana olduğumuz insanlar. Yine onlar değil miydi ülkemizi kaçak yollarla terk etmemize sebep olanlar? Ve şimdi yine onlardı ülkelerini kaçak yollarla terk etmek zorunda kalanlar. Sonuçta aynı gemide yol alıyor gibi görünsek de biz onların sebebi olmamıştık hiçbir zaman. Ama onlar yaşadığımız her acının birebir sebepleriydi. O belirsiz koşullarda bile öfkem azalmıyordu.

Birbirimizle konuşmuyorduk. Onlar kendi aralarında fısıldaşıyorlardı gerekli gördükleri zaman. Çocuklara baktıkça Cemile’yi düşündüm, annelerine baktıkça Cemile’nin annesini, Taybet Anayı düşündüm. Erkeklerden hangisiydi Hacı Lokman Birlik’i araç arkasında yerlerde sürükleyen? Ne fark ederdi isimleri, kimlikleri.

Tekne suya çarpa çarpa giderken kafamda uzayıp giden bu liste. Sanki o güne kadar onları insan olarak düşünmemiş gibiydim. Yaşadıklarımıza sebep olanların aileleri yok gibiydi. Çocukları, evleri, eşleri yok gibi yerleşmiş zihnime nedense. İnsan olan bunları yapamazdı, bunları yapanlar da insan olamazdı. Acaba onlarda bütün bu yaptıklarını düşünüyorlar mıydı her şeyi geride bıraktıkları bu yolda? Hiçbiri düşünüyor gibi değildi. Hatta onlar görevlerini layıkıyla yerine getirmişlerdi ama devlet onlara haksızlık yapıyordu kendilerince. İşler onlar için yolunda gitse bizi öldürmeye devam edeceklerdi. Ben bu duygu ve düşüncelerle boğuşurken onlarla olan yolun sonuna geldik.

Saatin kaç olduğunu bilmediğimiz bir karanlıkta indik dağın eteklerine, kayalıkların arasında, suyun içine. Önce erkekler tek sıra olup elden ele çocukları aldılar sonra çantalar elden ele suya batırmadan kıyıya indirildi. Ve sonra belimize kadar denizin içinde bizler çıktık kıyıya. Ayrıldık orada birbirimizden, FETÖ’cüler bir tarafa biz dört kişi başka bir tarafa yürümeye başladık. İçimizdeki acılardandı yollarımızı ayırmamız. Birlikte yürümek istemedik.

Bu yola düşmemize sebep yine bunlar değil miydi? Şimdi aynı kaçak yolda olmak çok tuhaf geliyordu. Bütün bu düşünceler sonunda aynı yolda yürümek istemedik onlarla. Çocuklardı sadece masum olanlar…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.