DOLAR 7,4305
EURO 9,0044
ALTIN 420,52
BIST 1.462
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Cts 12°C
Paz 9°C
Pts 8°C
Sal 7°C

Name Öztürk: Kadınlar hayatta kaldıkları için cezalandırılıyor

15.01.2021
A+
A-

İSTANBUL – Hayatta kalabilmek için özsavunmada bulunan kadınlardan Name Öztürk, kendini koruyan kadınların tutuklanmasını “bedel ödetiliyor” diye yorumlarken, avukat Diren Cevahir Şen ise, TCK’nin 25’inci maddesinin uygulanması gerektiğini söyledi. 

Antalya’da 7 Ocak gecesi kendisine ve çocuklarına sistematik şiddet uygulayan eşi Ramazan İpek’i özsavunmada bulunarak öldüren Melek İpek’in tutuklanmasına tepkiler devam ediyor. Kadın örgütleri İpek’in serbest bırakılmasını isterken, özsavunma hakkı bir kez daha tartışmaların odağına oturdu. 
 
İpek’in yaşadıkları ise bir kez daha özsavunma haklarını kullandıkları için cezalandırılan kadınları hatırlattı. 
 
NEVİN YILDIRIM 
 
Bu kadınlardan biri, 28 Ağustos 2012 tarihinde Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Koruyaka Köyü’nde kendisine silah zoruyla tecavüz eden Nurettin Gider’i öldüren Nevin Yıldırım idi.  Yıldırım, öldürdüğü Gider’in başını kesip bir çuvala koyarak “İşte namusuma uzananın kellesi” diyerek köy meydanına attı. Yıldırım, olaydan sonra doğum yaptı. Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığı, Şubat 2013’te DNA raporuna istinaden bebeğin babasının Nurettin Gider olduğunu belirledi.
 
Olaydan yaklaşık bir yıl sonra hazırlanan 46 sayfalık iddianamede, Yıldırım hakkında “Tasarlayarak canavarca hisle kasten öldürmek” suçlamasıyla “ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası” istendi. Yıldırım’ın avukatlarının yaptığı itirazlar sonucunda savcı 13’üncü celsede, ilk iddianamedeki “canavarca hisle” ibaresini çıkarttı ve “tasarlayarak kasten öldürmekten” ağırlaştırılmış müebbet istemiyle mütalaa verdi. Daha sonra görülen karar duruşmasında ise, Yıldırım’a müebbet hapis ceza verildi. Avukatlar aracılığıyla karara itiraz edilerek dosya Yargıtay’a gönderildi. Ancak itiraz reddedilerek müebbet hapis cezası onandı. Yıldırım, hala Isparta E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. 
 
YASEMİN ÇAKAL 
 
Yasemin Çakal, sistematik olarak uygulanan şiddete artık dayanamayarak 10 Temmuz 2014 tarihinde eşi Özkan Kaymaklı’yı özsavunmada bulunarak öldürdü. Olaydan sonra gözaltına alınan Çakal, tutuklandı. Gördüğü şiddet karşısında Kaymaklı hakkında defalarca polise şikayette bulunan Çakal, ailesinden yardım istemiş ve eşinin kendisini ölümle tehdit ettiğini belirtip, bir süre sığınakta kalmıştı.
 
Çakal, 18 yıldan 24 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın 15’inci duruşmasında “Korku ve heyecan altında işlediği suça ceza verilmesine yer olmadığı” nedeniyle 4 Temmuz 2017’de tahliye edildi. 3 yıl tutuklu kaldığı zaman diliminde kadınlar, Çakal’ın serbest bırakılması için büyük bir mücadele verdi. Tahliye edildiği gün cezaevi kapısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çakal’ın ilk sözü, “Jin jiyan azadi” oldu. Çakal, daha sonra ailesi ve Özkan Kaymaklı’nın ailesi tarafından tehdit edilerek, saldırıya uğradı. Bunun üzerine Çakal, yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 
 
ÇİLEM DOĞAN 
 
Adana’da yaşayan Çilem Doğan, şiddet gördüğü ve kendisini fuhşa sürükleyen eşi Hasan Karabulut’u 8 Temmuz 2015 tarihinde özsavunmada bulunarak öldürdü. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Doğan, mahkeme heyeti başkanının şerh koymasına rağmen “tahrik ve iyi hal indirimi” ile 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Doğan, son savunmasında “Şu adliye koridorlarında yüzüm mor şekilde çok dolaştım koruma kararları için. Başka bir seçeneğim kalmamıştı” dedi. Doğan’ın tutuklanmasına tepki gösteren kadın örgütleri birçok kentte eylem yaptı. 
 
Avukatının adli kontrol tedbiriyle tahliye talebinde bulunduğu Doğan, 50 bin TL kefaretle tahliye edildi. Dosya, Yargıtay’a gönderildi.  
 
AYLİN IŞIK 
 
Aylin Işık da, İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesinde 17 Aralık 2017 tarihinde sistematik olarak şiddet gördüğü eşi Cihangir Işık’ı vurarak öldürdü. İfadesinde evlendiği günden itibaren şiddete maruz kaldığını belirten Işık, olay günü eşinin kendisini öldürmekle, kardeşi ve annesine ise tecavüz etmekle tehdit ettiğini söyledi. Olay sonrası tutuklanan Işık hakkında hazırlanan dosyada, “Kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Karar duruşması öncesi bir mektup kaleme alan Işık, “yüreği ağzında yaşayan tüm kadınlardan” destek istedi. Işık’ın çağrısına kulak veren yüzlerce kadın, mahkeme günü adliye önünde buluşurken, binlercesi ise farklı kentlerde destek eylemleri gerçekleştirdi.  
 
14 Mayıs 2019’da görülen karar duruşmasında mahkeme heyeti, Işık’ın “Eşe karşı kasten öldürme” suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Işık’ın ifadelerinde ki şiddet ve tehditleri  “tahrik” sayan heyet, cezayı 18 yıla indirdi. Daha sonra ise “sanığın geleceği üzerindeki olası etkilerini” dikkate alan heyet, cezayı 15 yıla indirdi.
 
GÜLŞEN BİLGİ 
 
İstanbul’da eşi Vedat Bilgi tarafından fiziki ve psikolojik şiddet gören Gülşen Bilgi, boşanmak istedi. Boşanma talebi kabul edilmeyen Bilgi, 18 Temmuz 2020 tarihinde Vedat Bilgi tarafından işyerinde saldırıya uğradı. Ölmemek için kendini savunan Gülşen Bilgi, Vedat Bilgi’yi özsavunmada bulunarak öldürdü. Tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savcı Gülşen Bilgi’nin “kasten öldürme” ile yargılanmasını talep etti. Hala tutuklu olan Bilgi, 30 yıl hapis cezasıyla yargılanıyor. 
 
Melek, Nevin, Gülşen, Çilem, Aylin ve Yasemin gibi özsavunmada bulunarak hayatta kalanlardan biri olan Name Öztürk, kadınların neden özsavunma haklarını kullandıklarını Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı. 
 
NAME ÖZTÜRK 
 
İstanbul Tuzla’da yaşayan Name Öztürk, 8 yıllık evli olduğu ve sistematik şiddet gördüğü Kazım Aydemir’den boşandı. Aydemir, çocuğunu görme bahanesiyle geldiği Öztürk’ün evinde ona tecavüz etti. Temmuz 2016’da boşandığı Kazım Aydemir’in saldırısına uğrayan Öztürk, kendisine silah doğrultan ve ölümle tehdit eden Aydemir’i özsavunmada bulunarak öldürmek zorunda kaldı. 3 yıl boyunca tutuklu kalan Öztürk, 15 Mayıs 2019’da tahliye edildi.  
 
YİNE ADALETSİZLİK 
 
Meşru müdafaa kapsamında tahliye edilen Öztürk, özsavunmasını gerçekleştiren Melek İpek için “Yine adaletsizlik yerini buldu” diyerek, “Bu ülkede kadınlar anlaşılmıyor” dedi. İpek’in tutuklanmasına şaşırmadığını söyleyen Öztürk, “Adil bir yargılanma olur mu bilmiyorum? Şüpheyle yaklaşıyoruz. Kadir Şeker’in yargılanmasına baktığımızda, Melek için pek iyi düşünemiyorum. Bu ülkede kadınlar ne yaşarsa yaşasın anlaşılmıyor” ifadelerini kullandı. 
 
HAYATTA KALABİLMENİN BEDELİ 
 
Yaşamak için özsavunmada bulunan kadınlara bedel ödetildiğini sözlerine ekleyen Öztürk,  “Yaşadıklarımızın bedeli ağır ödetiliyor. Özsavunma kullanan kadınlar cezaevine hapsedilerek, bedel ödetiliyor. Kadınların dayanışmasıyla Melek’in tahliye olabileceğine inanıyorum. Hep birlikte mücadele edersek çocuklarına kavuşacaktır” dedi.  
 
DEVLET KORUMUYOR
 
Hayatta kalabilmek için özsavunmada bulunmak zorunda bırakılan birçok kadının davasını üstlenen Avukat Diren Cevahir Şen, devletin kadınları erkek şiddetinden korumadığını belirterek, “Şiddetten korumakla yükümlü olan devlet görevini yerine getirmiyor” dedi. Kadınların şiddet karşısında yetkili kurumlara başvurduklarını ancak hiçbir şekilde sonuç alamadığını ve işlem dahi yapılmadığını hatırlatan Şen, kadınların şiddet gördüğü evlere geri gönderildiğini anımsattı.  
 
TCK’NİN 25’İNCİ MADDESİ 
 
Kadınların şiddetten kurtulmak için kendi önlemlerini aldıklarını ve bu önlemin “meşru müdafa” olduğunu vurgulayan Şen, şöyle devam etti: “Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 25’inci maddesinde (Meşru savunma ve zorunluluk hali) açıkça yazıyor. Meşru müdafaa haklı savunmayı düzenliyor. Bu anlamda, TCK 25 uygulanmalı. Ancak bu madde, hayatına sahip çıkan kadınlar için uygulanmıyor. Bu da ‘erkek şiddetine boyun eğin, hayatınıza sahip çıkmayın. Hayatınıza sahip çıkarsanız sizi hapsederiz’ anlamı taşıyor. Kadınlara yaşama şansı verilmiyor. Oysa, ağır işkence gören, tecavüze uğrayan kadın kendisini savunmak zorunda. Katledilen kadınların ellerinde bir olanak olmuş olsaydı, hayatlarını kurtarmak için karşılarındaki erkekleri öldüreceklerdi” diye konuştu. 
 
Kadın katillerinin mahkemede kravat takmaları sonucu “iyi hal indirimi” uygulandığını hatırlatan Şen, “Ancak sistematik olarak şiddet gören kadınlar kendilerini korudukları için cezalandırılıyor. Devlet özsavunmasını gerçekleştirdiği için cezalandırılan kadınları korumadı. O kadınlar şuan cezaevinde.  Melek İpek’in yüzünü hepimiz gördük. Birçok kadının yüzü ve bedeni bu şekildeydi. Melek’in işkence gördüğü çok net. Bundan kaynaklı eşini öldürmek zorunda kaldı. Melek’in serbest bırakılması gerekirken, tutuklanarak cezalandırılıyor. Oysa Melek İpek meşru müdafaa temelinde biran önce tahliye edilmeli” dedi. 
 
MA / Semra Turan  

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.