DOLAR 6,6360
EURO 7,2856
ALTIN 340,23
BIST 88.721
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Hafif Sağanak

Newrozların tanığı gazeteci: Ateş büyüyerek bugünlere geldi

19.03.2020
A+
A-

DİYARBAKIR – 1990 ve 2000’li yılların “yasaklı” ve “kanlı” Newrozlarına tanıklık eden gazeteci Faruk Balıkçı, baskıyla kaybedilmeye çalışılan Newroz ateşinin büyüyerek bugünlere geldiğini söyledi.

Bölgede 1990’lı yıllara kadar daha çok kırsal kesimlerde ve dağlarda yakılan ateşle kutlanan Newroz, Kürtlerin kitleselleşen mücadelesiyle il, ilçe ve belde merkezlerinde kutlanmaya başlandı. 1992 yılında birçok merkezde toplanan kitlelerin ateşler yakarak gerçekleştirdikleri Newroz kutlamaları, Cizre ve Nusaybin’de olduğu gibi birçok yerde polis ve askerin silahlı müdahalelerine maruz kaldı, çok sayıda kişi yaşamını yitirdi. 1992 ve 1993’teki katliamlar nedeniyle 1994 yılında programlı bir kutlama yapılmamasına karşın yine birçok il ve ilçede toplanan halk, Newroz kutlamalarını gerçekleştirdi. 2000’li yıllara kadar yapılan kutlamalar, sık sık müdahalelerin gölgesinde geçerken, binler ve onbinlerin katıldığı kutlamalar, 2000’li yıllarla birlikte milyonlara dönüştü. 2000’li yıllardan bu yana festival havasında gerçekleşen Newrozlarda milyonlar, halaylarını çektiği meydanlarda mesajlarını verdi. 
 
Bölgede 1985 yılından bu yana gazetecilik yapan Faruk Balıkçı, takip ettiği Newroz kutlamalarındaki tanıklıklarını anlattı. 1990’lı yıllarda tüm baskı ve şiddete rağmen Cizre’de Newroz’un görkemli kutlandığını belirten Balıkçı, “Newroz kutlamalarının merkezi” tanımını yapıyor. 
 
‘VAHŞETİN TANIĞI GAZETECİLER’
 
Dünyanın birçok yerinden insanların Newroz’a geldiğini hatırlatan Balıkçı, insanların yöresel kıyafetleriyle bayram havasında kutladığı Newrozların, silahlı müdahale sonucu kana bulandığını söyledi. 1992 Cizre Newroz’unu takip eden gazetecilerin vahşete tanıklık ettiğini dile getiren Balıkçı, o dönemde gazetecilere dönük saldırıların, bu tanıklığı ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu ifade etti. 
 
Newroz’dan iki gün sonra Cizre’de fiili olmayan sokağa çıkma yasağının uygulandığını anımsatan Balıkçı, bir çocuğun çığlıyla 10 gazetecinin çıktığı otele, 9 gazetecinin geri döndüğünü söyledi. 
 
İZZET KESER OLAYI
 
Otelden çıktıktan sonra ara sokaklardan kendilerine ateş açıldığını ifade eden Balıkçı, “Biz de civardaki en yakın eve sığındık ve kendi aramızda tartışmaya başladık. Bazı gazeteciler beyaz bayrak taşıyarak çıkabileceğimizi savundu. Ben karanlık çökünce otele dönmekten yanaydım. Sonunda üç beyaz bayrak yaptık. Birini ben, birini İzzet, diğerini ise Alman bir muhabir aldı. Sokağa çıktığımızda ilk ateş açılan yerden üzerimize tekrar çok seri şekilde ateş açıldı. Hepimiz kendimizi bir evin demir kapısının altına attık. O sırada döndüğümüzde İzzet’in başından vurulduğunu ve kanlar içinde yere düştüğünü gördük. Ne olduğunu bilmiyorduk, sadece kafasından kanlar sızdığını gördük. O sırada birkaç arkadaş kapıyı açıp İzzet’i içeri almak istedik. Fakat tekrar ateş açıldı. Maalesef İzzet’e ulaşamadık, sokağın ortasında öylece kaldı” diye anlattı. 
 
Cizre’de beyaz bayrak taşıyan Keser’in öldürülmesine dair soruşturmanın dahi açılmadığını dile getiren Balıkçı, “Gazeteciler 1990’lı yıllarda bu tür zorluklarla karşılaşıyordu. Özellikle o yıllarda muhalif gazetecilik yapanlar baskıdan öte, fiziksel baskı ile karşı karşıyaydı. Ya gazeteciler öldürülüyordu ya gazeteleri bombalanıyordu ya da yapılan haberler sansürden geçiriliyordu. Siyah sayfa olarak çıkıyordu. O dönemde de bunlar yaşanıyordu” diye konuştu.
 
BERİVAN’A CİZÎRÎ
 
Cizre Newroz’unda tanık olduğu bir diğer olayın ise Berivan’a Cizîrî’nin panzerlerin üzerine korkusuzca yürümesi olduğunu söyleyen Balıkçı, şunları anlattı: “İnsanlar günlerce sokaklardan ayrılmadı. Yaşanan ölümler, gözaltılara rağmen halk sokaktaydı. Gösterileri çekerken kadraja giren, sonradan adının Berivan olduğunu öğrendiğimiz yüzü kapalı bir kadın, kurşunlara aldırış etmeden panzerlerin üzerine doğru gidiyordu. Sonrasında halka dönerek onları el işaretiyle çağırıyordu. O anda çektiğim görüntü, tanık olduğumun en farklısıydı belki de. Şalvar giymişti, kafasında da puşi vardı. En öndeydi, millete ‘gelin’ diye bağırıyordu gelin. Bacağından kurşun da yemişti ancak yine de panzerlerin üzerine yürüdü. Arkasında kalabalık bir kitle vardı.”
 
NUSAYBİN NEWROZ’U
 
Tarihe “Kanlı Newroz” olarak geçen 1992 Newroz kutlama merkezlerden biri de Cizre’den sonra Mardin’in Nusaybin ilçesi oldu. 22 Mart’ta katliamları protesto etmek için sokağa çıkan binlerin buluştuğu nokta, “Kopruya Şehîda/Şehitler Köprüsü” olarak bilinen Çağ Çağ Deresi’nin üzerindeki köprü oldu. Açılan ateş ve halkın üzerine sürülen panzerler nedeniyle resmi rakamlara göre 16 kişi, Nusaybinlilere göre 21 kişi katledildi, 106 kişi ise yaralandı. Nusaybin’deki katliama da tanıklık eden Balıkçı, özel timlerin saçlarından tutarak yukarı kaldırdığını küçük çocuğun bağırma sesinin halen kulaklarında olduğunu söyledi. Balıkçı, dere üzerinde insanlara müdahale edilirken çoğunun, derede can verdiğine tanıklık ettiğini dile getirdi. 
 
‘ATEŞ BÜYÜYEREK GELDİ’
 
2000’li yıllara kadar süren “yasaklı Newrozlar” ile sonrasında gerçekleştirilen kitlesel Newrozlara da tanıklık eden Balıkçı, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın gönderdiği tarihi mektubun okunduğu 21 Mart 2013 Newroz’nda, sayıları 10 olan gazetecilerin bini aştığını söyledi. Dönemsel gazetecilik yapanların o Newroz’da alanda olduğunu, şimdilerde ise Newroz’u “terörize” etmeye çalıştığını kaydeden Balıkçı, 1990’lardan bu yana baskıyla kaybedilmeye çalışılan Newroz ateşinin büyüyerek bugünlere geldiğini söyledi. 
 
MA / Fethi Balaman
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.