DOLAR 6,7688
EURO 7,6343
ALTIN 366,99
BIST 8,5849
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu

Nuriye Gülmen: İbrahim’in ölümünün sorumlusu Akp faşizmidir

08.05.2020
A+
A-

Grup Yorum üzerindeki baskıların ve konser yasaklarının son bulması ve adalet talebi için girdiği Ölüm orucuna 323’üncü günde ara veren ve hastanede tedavi gören Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, yaşamını yitirdi.

Gazi Cemevi’nde binlerin katıldığı anma programı yapıldıktan sonra bugün Kayseri’ye uğurlanacak Gökçek’in mücadelesini direnişini, KHK ile ihraç edilen ve işine geri dönmek için 324 gün açlık grevinde bulunan eski ölüm orucu direnişçisi Nuriye Gülmen ile konuştuk. Özgür Manşet’ten Ömer Bölüm’e konuşan Gülmen, Grup Yorum’un sesini duyurduğunu ve mücadelsinin zafere ulaştığını belirtti.

Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, 323 gün süren ölüm orucu eylemine iki gün önce ara vermişti. Gökçek hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen maalesef hayatını kaybetti. Saray Rejiminin her geçen gün hak arayışını sürdüren muhalif kesimlere karşı büyük bir baskı uyguladığı bilinmekte. Direnişçiler Meclisi ise adalet talebinde bulunan ve işini geri isteyen bir çok haksızlığa uğramış insanı bir çatı altında topladı. Direnişçiler Meclisi, İbrahim Gökçek, Helin Bölek ve Mustafa Koçak’ın adalet talepleri nedeniyle girmiş oldukları ölüm orucu süresince destek oldu ve büyük bir kamuoyu oluşturdu. Direnişçiler Meclisi adına yaşanan bu üzücü durum hakkında duygu ve düşüncelerini paylaşabilirmisin?

Grup Yorum’un direnişi bizim birlikte yürüttüğümüz Direnişçiler Meclsi’nin bir parçası. Direnişçiler Meclisi’ni anlatmadan İbrahim Gökçek ile ilgili hislerimi anlatmak istemiyorum. Direnişçiler Meclisi bugün hali hazırda Türkiye’de devam eden adalet taleplerini birleştirmeye çalışıyor. Direnişçileri Meclisi ‘işimi Geri İstiyorum’ bağlamında kurulmuş bir dayanışma platformu. Direnen, mücadele etmek isteyen, AKP faşizminin saldırıları karşısında bir şekilde sesini yükseltmek isteyen, adalet talep eden herkesi bir araya getirmeyi hedefliyor. Grup Yorum’un direnişi de ileryen günlerde ölüm orucuna dönüşmesi ile birlikte Direnişçiler Meclisi’nin büyük bir parçası oldu.

Yani biz o direnişi çok yakından takip ettik, direnişi sürdüren arkadaşların aileleri ile görüştük. Onlar direniş ile ilgili bizlere bilgi verdiler. Biz onlara önerilerde bulunduk ve onların bizden istedikleri sorumluluklarımızı yerine getirdik. Dolayısıyla İbrahim Gökçek yani Grup Yorum’un direnişi, bizim içinde bulunduğumuz Direnişçiler Meclisi tarafından hemen sahiplenildi. Tabi ölüm orucu direnişi olması meclis birleşenleri üzerinde farklı bir etki yarattı. Sonuçta meclisimiz içerisinde farklı adalet talepleri var. Ama ölüm orucu farklı bir sorumluluk ve baskı oluşturuyor üzerimizde. Daha fazla sahiplenme yaratıyor, daha fazla emek istiyor. Dolayısıyla Grup Yorum direnişi de büyük sorumluluk gerektirdi bizler açısından. Biz bu direnişi en başından takip ediyoruz. Taleplerinin karşılanması, zafere ulaşması ve ölüm orucu direnişçilerinin yaşaması için elimizden geleni yapmaya çalıştık. Tabi her zaman daha fazlası yapılabilir diyerek eksiklerimizi gözden geçirdik.

‘Sanatçılar Sanatlarını Yapmak İçin Ölmek Zorunda Kalıyorlar’

İbrahim, Helin ve Mustafa bizim için çok büyük ve önemli bir kayıp. Çünkü bu insanların haklı talepleri vardı ve bunun için bedenlerini ölüme yatırdılar. Ulus Bakerin bir sözünde ‘ölüm oruçlarının ölüme değil, yaşama doğru gittiğini, yaşama ilişkin taleplere sahip olduğunu, onunla kenetlenip onu olumladığını öğreniyoruz. Çünkü yaşam dirençtir’ diyordu. İbrahim Gökçek hem yaşamını hem de ölümünü çok anlamlı kılarak yaşamı örgütledi. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki sanatçılar sanatlarını yapmak için ölmek zorunda kalıyorlar. Çok ağır sansür, baskı ve tecrit altında seslerini duyurmak için bedenlerini mum gibi eritiyorlar. Sonuç olarak maalesef 3 arkadaşımızı da kaybettik. Hayatını kaybeden arkadaşlar bizleri bir gerçekle başbaşa bırakıyorlar. Bize bu soruyu sormamıza da neden oluyorlar ‘Siz ne yapacaksınız? biz sanatımızı yapmak için öldük. Gerçekten taleplerinizin kabul edilmesi için neleri göze almak zorundasınız? Onların istediği hayata mahkum olmak zorunda mısınız?’

‘İbrahim’in Ölümünün Sorumlusu Taleplerini Yerine Getirmeyen AKP Faşizmidir’

İbrahim’in hayatını kaybetmesi, bizi birleştirmek anlamında büyük bir karşılık buldu. İbrahim Gökçek’in sesini dünya duydu. Türkiye’de bir çok aydın ve sanatçı ona ses verdiler. Böyle ağır tecrit ve baskı koşullarında çok büyük birşey başardı Grup Yorum. Grup Yorum adaletsizliği duyurdu ve kendi taleplerini görünür kıldı. Demokratik kitle örgütlerinin, siyasi parti temsilcilerinin gelip söz vermesi ve İbrahim’in direnişini sahiplenmeleri, İbrahim’im ölmemesi için konserin olacağına dair kefil olmaları çok önemliydi. İbrahim bu süreçte ölüm orucunu sonlandırmıştı ama maalesef yaşama tutunamadı. Geç kalınmış oldu. İbrahim’in ölümünün sorumlusu taleplerini yerine getirmeyen AKP faşizmidir. Çok büyük bir derin üzüntünün yanında çok da öfke duyuyorum. 1 Ay içerisinde 3 cenazeye omuz vermek ve bunun altında ezilmemek çok mümkün değil. Bizi diri tutan şey onlara yapılanların karşısında durmaya devam etmek, onların taleplerine ve kendi taleplerimize sahip çıkacak olmamız.

İbrahim Gökçek, bir hafta önce yazmış olduğu bir mektupta “Bas gitarımı aldılar, kendimi ifade etmek için bedenimi enstrüman yaptım” demiş; beş yıl önce bir milyon kişiye konser veren bir gitarist iken beş grup arkadaşı ile bir anda “ödülle aranan terör listesine” eklendiklerini belirtmişti. Bir sanatçının ödülle aranmasına kadar varacak süreci nasıl tanımlıyorsun?

AKP iktidarı, derinleşen krizin faturasını halka ödetiyor. Kriz derinleştikçe halkı bir araya getirecek, onların taleplerini güçlü bir şekilde ifade edecek, muhalefet edecek müzik gruplarından, sanatçılardan, gazetecilerden ve ülkenin muhalif kesiminden çok büyük bir korku duyuyor. Grup Yorum, AKP Faşizmi açısından çok büyük bir tehdit. AKP, 2016’dan sonra çok fazla kesime saldırdı, her türlü demokratik hakları kısıtladı. Grup Yorum öncesinde de AKP’nin saldırısı altındaydı ama 2016’dan sonra saldırılar Grup Yorum tarihinde bir milat diyebiliriz.

‘AKP Krizin ve Korkusunun İfadesi’

Bir milyon kişiyi ‘Bağımsız Türkiye’ sloganı etrafında bir araya getirmiş, dev konserler ile halka seslenmiş bir müzik grubundan bahsediyoruz. Grup Yorum, çok ciddi talepler ve sloganlarla insanları bir araya getirdi. Grup Yorum halkın düşlerini, halkın acılarını, sevinçlerini hep dile getirdi. Halk ile birlikte sanat yapan, onların gerçek özlemlerini dile getiren bir müzik grubu. Bu AKP iktidarı açısından büyük bir tehdit. AKP faşizmi halka ne kadar saldırıyorsa Grup Yorum’a bir tık daha fazla saldırıyor. Bu AKP’nin kendi krizinin ve korkusunun bir ifadesi aslında. Grup Yorum’un konser talebini kabul etmediler. Çünkü iki kişinin bir araya gelmesinden korku duyan AKP faşizmi için bir milyon kişinin bir araya gelmesi korkunç olurdu onlar açısından. Kendisinin karşısında olan herkesi baskı altına almak zorunda. Çünkü başka türlü yönetebilmesi mümkün değil. Grup Yorum’a saldırmasının altında yatan temel sebep de bunlardan ibaret.

İbrahim’in eşi Sultan Gökçe şuan cezaevinde bulunuyor. Bugün eşinin cenazesine katılıp onu son kez uğurlamak için başvuru yapıldığı biliniyor. İzin verildiğine dair bir bilginiz var mı?

Başvuru yapıldı ve izin verileceği konusunda bir bilgi gelmişti. Cenaze Kayseri’den kaldırılacağı için büyük ihtimalle Sultan’ın da Kayseri’ye gideceği ile ilgili bir bilgi gelmişti buraya. Ama bu hiç karşılaşmadığımız bir uygulama değil ve izin vermemeleri de çok büyük bir şaşkınlıkla karşılanmazdı. Daha önce Selçuk Kozağaçlı babasının cenazesine katıldığında elleri kelepçeli bir şekilde toprak atmak zorunda kalmıştı. İzin de vermeyebililer. Bugün daha yeni Mustafa’nın babasını görmesine müsade edilmeden Mustafa hayatını kaybetti. Bu düşmanca uygulamalar Türkiye’de şaşırtıcı değil. Eğer AKP faşizminin değirmenine su taşımıyorsanız her türlü yol ve yöntemle cezalandırılıyorsunuz.

‘İbrahim’in En Sevdiği Şarkı Olan ‘Uğurlama’ Hep Bir Ağızdan Söylendi’

Cenazenin getirildiği Gazi Cemevi’nde nasıl bir hava hakimdi?

Burada çok ağır bir hava olduğunu söyleyemeyeceğim. İnsanlar İbrahim’in bu onurlu mücadelesinin mirasını omuzlarında taşımanın huzurunu hepsinde görebiliyorum. Elbette acı var ama burdaki hakim duygunun, üzüntünün acı olduğunu söyleyemem. İnsanlar burada İbrahim’den güç alıyorlar. Şuanda yüze yakın insan, Cemevinin bahçesinde İbrahim’i bekliyorlar. Sabaha kadar nöbet tutulması bekleniyor. Sabah saatlerinde ise İbrahim’in anısına, mücadelesine yakışır bir şekilde bir yürüyüş yapılarak Kayseri’ye uğurlanacak. Akşam üzeri bir tören yapıldı aslında. Konuşmalar yapıldı, şarkılar söylendi ve İbrahim’in en sevdiği şarkı olan Uğurlama hep bir ağızdan dile getirildi. İbrahim’i en sevdiği şarkıyla uğurlamak gerçekten çok anlamlıydı. Güzel bir sahiplenme var ve bu sahiplenmenin verdiği bir gurur duygusunun burada hakim olduğunu düşünüyorum. Buradaki genel atmosfer böyle sabaha kadar hareketlilik olacağı görünüyor.

ÖMER BÖLÜM/ÖZGÜR MANŞET

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.