DOLAR 8,7076
EURO 10,4094
ALTIN 497,76
BIST 1.411
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
28°C
Sağanak Yağışlı
Cts 29°C
Paz 30°C
Pts 29°C
Sal 29°C

Öcalan: AKP kendi ‘Özel Gladio’sunu oluşturdu

10.06.2021
A+
A-

İSTANBUL – AKP’nin 2007’de yapılan Dolmabahçe Anlaşması’yla kendi ‘Özel Gladio’sunu oluşturduğunu belirten PKK Lideri Abdullah Öcalan, “Bugün yapılan ‘Özel Gladio’nun, ‘Özerk Gladio’ya karşı operasyonudur” dedi. 

Devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker’in itiraflarıyla yeniden ortaya saçılan devlet-mafya-siyaset ilişkisi, dünya gündemine oturdu. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 22 yıldır ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, devlet-mafya-siyaset ilişkilerine dair yaptığı değerlendirmeler, günümüzde de güncelliğini koruyor. Öcalan, bu yapılanmaların kodlarını İttihat ve Terakki’den aldığını belirterek, Kürt sorununun çözümü önündeki en büyük engellerin bu yapılanmaların olduğunu ifade etmişti. 
 
GLADİO 
 
Öcalan’ın Kürt sorununun çözümüne dair İmralı’da kaleme aldığı “Türkiye’de Demokratikleşme Sorunları, Kürdistan’da Çözüm Modelleri (Yol Haritası)” kitabında, devlet-mafya-siyaset ilişkisine dair geniş analizlere yer veriyor. Kapitalist Modernite’nin dünya hegemonyasını kurduğu bir sistemde hiçbir ülke ve devletin bağımsız olamayacağına vurgu yapan Öcalan, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Anadolu’nun özgüllüğü nedeniyle sistemin en çok bağımlılık ağında tutulan devleti konumunda olduğuna dikkati çekiyor. Soğuk savaştan sonra önemi kalmayan Gladio teşkilatının PKK nedeniyle 2007 yılına kadar Türkiye’de etkili olduğunu belirten Öcalan, “Türkiye’de çeşitli adlar altında faaliyet yürüten NATO Gladio’su, burjuva anlamda bile demokrasiye şans tanımaz. Devlet içindeki çete savaşı sanılanın çok ötesinde toplumsal sorunları ağırlaştırmaktadır. En ufak demokratik kıpırdanışları ezmektedir. Olası bir demokratik hareketi kendi sonu gibi değerlendirmektedir” ifadelerini kullanıyor.
 
CUMHURİYET KRİZİ 
 
Türkiye Cumhuriyeti’nin İttihat ve Terakki komitacılığının derinleştirdiği, parçalanma ve yıkımla sonuçlanan imparatorluk krizinin enkazı üzerinde kurulduğuna işaret eden Öcalan, “Cumhuriyet projesi, bir modernite projesiydi. Batılı hegemonik güçlerin Lozan’daki onayıyla hayata geçirilmeye çalışıldı. Şunu önemle belirtmek gerekir; 1926’dan sonra ağırlıkta olan Atatürk’ün kişisel ağırlığı değil, ittihatçı kadronun adım adım Cumhuriyeti ele geçirişi, faşistleşme zihniyetini aşırı ulus-devletçilik temelinde kurumlaştırma deneyimidir. Atatürk’ün çok net olan orduyu siyasetin dışında tutma ve kanun devletini tesis etme, sınıf ve zümre esaslarını reddetme, dışta bağımsızlık ve özgürlük siyaseti kendisini kuşatan kadro tarafından komplo ve imtiyaz politikalarıyla boşa çıkarılmış ve bu siyaset günümüze kadar darbelerle yürütülmeye çalışılmıştır. Söz konusu olan saray içi darbelerle, ittihatçı darbe ve komploların devleti devlet olmaktan çıkarma, ele geçirme ve toplum üzerinde despotik yönetim geleneğini sürdürme denemeleridir. Buna karşı devleti gerçekten devlet niteliğinde sürdürür kılmak için verilen çok önemli mücadeleler de vardır. Mustafa Kemal’in Cumhuriyet inşası bu çabaların başta gelenidir” belirlemesinde bulunuyor.
 
ÇETELER ÖRGÜTÜ 
 
Öcalan, 18 Kasım 1996’da bir televizyon programında yaptığı konuşmada ise çeteler örgütünün, devleti de toplumu da sermayeyi de yuttuğuna değinerek, şunları ifade ediyor: “Dikkat edin, örneğin Ömer Lütfi Topal olayı, bir kumarhaneler kralı deniliyor. Biraz parası boldu, vurdular aldılar. Buna benzer yüzlercesi var ve saymakla bitmez. Şimdi bu kaynaklar kuruyor. TÜSİAD’ın başkanı Sayın Halis Komili’nin (1993-1997 yılları arasında TÜSİAD başkanı olarak görev yaptı) bir değerlendirmesini size söylesem yeridir. Belki tekrar olur ama tam bazı gerçekleri açığa vuracağı için önemlidir. Diyor ki, sultanın adamları gelmiş bir köylünün bir oğlunu savaş için almış, ikincisini istemiş onu da vermiş, ‘O da gitti’ demiş. Üçüncüsünü almaya gelmiş ama adam şunu da söylemiş, ‘Gidin sultana söyleyin bana güvenip de bu savaşı sürdürmesin!’ Şimdi bunu TÜSİAD başkanı söylüyor ve oldukça gerçekçidir. Sermayeye güvenip de bu savaş yürümüyor artık.”
 
CIA’DAN EMİR
 
Aynı konuşmasında Gladio’nun “NATO’nun yeraltı örgütü” olduğuna vurgu yapan Öcalan, “Bu yeraltı örgütü özellikle Sovyet sisteminin çözülüşünden sonra önemli oranda Avrupa’da da çözüldü. Fakat Türkiye’de çözülmedi. Türkiye’de çözülmemesinin nedeni bölgesel nedenlerle bağlantılıdır. Bu dönemde İsrail’in çok önemli bir Türkiye desteğine ihtiyacı vardı. Ve bunu askeri-stratejik anlaşmaya kadar götürdü. Türkiye İsrail’den şunu istedi: Ben seninle bu anlaşmayı yaparım ama sen de Amerika vasıtasıyla benim yürüttüğüm en acımasız savaşlardan birini dünya çapında desteklersin. Şimdi bu, Amerika için, CIA için bir emir demektir. Dolayısıyla bu, Türkiye’nin dünyada tek başına en karanlık bir rejimi sürdürmesine rağmen desteklenmesine yol açtı. Dikkat edin, Amerika’nın sözcüleri günlük olarak kraldan daha çok kralcı bir tavırla, Türkiye’yi şiddetle desteklediklerini söylüyorlar. Yalnız bu politikanın da Amerika’nın bölgedeki etkinliğini koruma şurada kalsın, çok tehlikeli bir sürece soktuğunu belirtmek gerekir” değerlendirmesinde bulunuyor.
 
AĞAR’IN TEHDİDİ
 
Öcalan, 31 Aralık 2003’te avukatlarıyla yaptığı görüşmede ise şu noktalara atıfta bulunuyor: “NATO Gladiosu, burjuva anlamda demokrasiye bile geçit vermedi. Var olanı da 10 yılda bir darbelere maruz kalan güdümlü demokrasi oldu. 1971 ve 82 darbeleri Gladio darbeleriydi. Sağ-sol çatışmaları, kontrgerilla, Güreş-Çiller (Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş-eski Başbakan Tansu Çiller) darbesi ve devleti ele geçiren çetecilik Hizbullah. Dev gibi bir organizasyon var. 10 bin kişiyi katleden organizasyon kimse, bu dev gibi organizasyon da odur. Hükümet bunlara nasıl yaklaşıyor, sadece tetikçilere tepki gösteriyor. Oysa arkasında dev gibi bir organizasyonu görmezlikten geliyor. Türkeş’in (Alparslan Türkeş) oğlu (Yıldırım Tuğrul Türkeş) Çiller’in yanına geçti. Mahmut Yıldırım (Yeşil) şimdi nerede? Bunların çoğu maaşlıdır. Hizbullah kısmen duruyor. Mehmet Ağar ‘Üzerime gelirseniz, konuşurum’ diyor. Her türlü tahribatı her yere verebilirler.”
 
AKP GLADİOSU
 
Öcalan, 2 Şubat 2011’de avukatlarıyla yaptığı görüşmede, 4 Mayıs 2007’de dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt arasında yapılan Dolmabahçe Anlaşması’yla Kürtlerin soykırımı konusunda anlaşıldığına vurgu yapıyor. Bu anlaşma karşılığında AKP’nin kendi özel Gladiosunu oluşturmasının yolunu açtığını belirten Öcalan, şu uyarılarda bulunuyor: “Bugün yaşananlar AKP’nin ‘Özel Gladiosu’nun, ’90’lı yıllardaki Güreş-Çiller darbesiyle oluşan ‘Özerk Gladio’ya operasyonudur. Gladio tasfiye edilmedi, yenilendi diyorsunuz. AKP kendi derin devletini oluşturuyor diyebilir miyiz? Evet, öyle ama derin devlet demeye gerek yok, Gladio’dur, ‘Özel Gladio’dur. Bugün yapılan ‘Özel Gladio’nun, ‘Özerk Gladio’ya karşı operasyonudur. İşte bazı komutanlar ordu içinde PKK’ye hava saldırısını engellemeye çalışmış deniliyor, Heron meselesi deniliyor. Bu komutanlara izin vermediği için dava açılıyor. Bunları, ‘PKK ile savaşmaya yanaşmadılar’ diye suçluyorlar. Bunlar savaşla bir sonuç alınamayacağını düşünenlerdir ancak bir taraftan da bunlar savaşı isteyenlermiş gibi yansıtılıyorlar.”
 
MA / Ferhat Çelik
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.