DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

Oluç: Artık dünyanın bir Kürt sorunu var

16.10.2019
A+
A-

ANKARA – HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis oturumunda söz alarak, tüm dünyanın AKP iktidarına karşı olduğunu ve AKP’yi otoyolda ters giden bir şoförün durumuna benzeterek, “Bugüne kadar Türkiye’nin Kürt sorunu vardı, Orta Doğu’nun bir Kürt sorunu vardı ama artık dünyanın bir Kürt sorunu var” dedi. 

 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal girişimine ilişkin bilgilendirme yaptığı Meclis oturumunda söz aldı. Oluc, “AKP iktidarı, istikrarlı bir şekilde dış politikada yanlışlar yapma istikrarına sahiptir. Dış politikada son derece sorumsuz davranan bir iktidardır. Diplomasi yerine kabadayılık yapan, rasyonel devlet aklı yerine akılsızlığı koyan, iç iktidar hesapları ile dışarıda savaşa giren bir zihniyet… Yani adeta ‘yurtta sulh cihanda sulh’ yerine ‘yurtta savaş cihanda savaş’ diyecek noktaya geldiniz” diye belirtti.
 
‘BÜTÜN DÜNYA AKP İKTİDARINA KARŞI’
 
Oluç, Türkiye’nin bu saldırıda dünya genelinde yalnız kaldığına dikkati çekerek, “Bu gün bütün dünya AKP iktidarına karşı bir tutum almıştır. Sadece tek tek devletler değil, Türkiye’nin üyesi olduğu bütün uluslararası kurum ve kuruluşlar da bu savaş politikasının karşısında yer almışlardır. Bakınız dünkü IPU kararı. Uluslararası Parlamentolar Birliği daha dün 677’ye karşı 73 oyla karar aldı ve Türkiye’yi kınadı. Adeta otoyolda ters giden şoför gibisiniz” diye konuştu.  
 
‘DÜNYA İŞGAL OLARAK GÖRÜYOR’
 
Oluç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz bu kürsüde işgal girişimine ‘hayır’ dediğimizde hop oturup hop kalkanlar, bakın dünya ülkeleri bu yaptığınızı İngilizce’de ‘invasion, occupation’ veya ‘incursion’ diyor, kullandıkları kavramları bunlar. Yani istila, işgal veya zorla girme. Seçin seçin alın. Hangisini istiyorsanız. İlk olarak Numan Kurtulmuş ‘Savaşa giriyoruz nihayet’ dedi. İlk savaş sözünü siz kullandınız. Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Bu fetih müyesser olur inşallah’ dedi. Savaş, fetih sözleri aslında size ait.
 
BU BİR SALDIRI  
 
BM Şartı’nın 51’inci maddesini dayanak olarak gösteriyorsunuz. BM Şartı’nın 51’inci maddesi üye ülkelere saldırı olduğunda meşru savunma hakkı tanır. İşgal girişimi başlatılana kadar Türkiye’ye herhangi bir saldırı oldu mu, olmadı. O nedenle bu bir meşru savunma durumu değil bir saldırı savaşıdır. Bu nedenle de durdurulmalıdır.
 
BARIŞ VE MÜZAKERE  
 
Suriye halkları geleceklerine ve demokratik Suriye rejiminin yeni toplumsal sözleşmesine birlikte ve müzakereyle karar vermelidir. Barış ve müzakere tek geçerli yoldur. Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde güçlü bir yerel demokrasi üzerinde yükselen bir demokratik rejim inşası adımları atılmalıdır. Bütün etnik, toplumsal, inançsal ve kültürel oluşumların kendilerini kurumları aracılığıyla ifade ettiği, toplumsal mutabakata, demokrasiye ve çoğulculuğa açık; Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve insan haklarına saygılı bir rejimden söz ediyorum. Türkiye, elindeki bütün imkanlarla bu yöndeki adımları desteklemeli, komşusunun geleceğini barış içinde inşa edebilmesinin yollarını kolaylaştırmalıdır, zorlaştırmamalıdır.
 
DEMOGRAFİK DEĞİŞİKLİK SUÇTUR
 
Suriye toprakları üzerinde demografik değişiklik yapma adımları ve planı uluslararası bir suçtur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, imansızlaştırılarak oluşturulacak güvenli bölgeye Suriye’nin dört bir yanından evlerini terk ederek Türkiye’ye gelen mültecileri yerleştireceğini söylemektedir. BM kürsüsünde elinde haritalarla anlattığı güvenli bölge kemerinin Selefi bir kemer olacağı çok açıktır. Hafız Esad’ın Arap kemeri anlayışı ile birebir örtüşmektedir.
 
İKTİDAR KÜRTLERİ HEDEFLEMEKTEDİR
 
Bir coğrafyanın nüfus yapısıyla oynamanın kendisi uluslararası hukukta suç kategorisine girmektedir. Türkiye’nin de taraf olduğu 1949 Cenevre Sözleşmesi Madde 49 ihlal edilmek istenmektedir. Madde 49 der ki, işgal edilmiş olsun olmasın başka bir devletin topraklarına ferdi olarak veya kitle halinde cebren nakiller veya tehcirler, her ne sebeple olursa olsun, yasaktır. İktidarınız, Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda yaşayan Kürtleri açıkça tehcir etmeyi hedeflemektedir.
 
KÜRTLER ÖYLE DÜŞÜNMÜYOR
 
Diğer bir nokta Kürtlerin varlığına, Kürt halkının siyasi ve idari haklarını kullanmasına düşmanca yaklaşmak çözüm değil bir çözümsüzlük politikasıdır. İktidar açıkça Kürt düşmanlığı zihniyeti ile hareket etmektedir. İktidar sözcüleri ‘Kürtlere karşı savaşmıyoruz’ diyorlar ama Kürtler öyle düşünmüyor. Türkiye, Kürtlerin statü sahibi olmaması için IŞİD artığı çetelerle hareket etmektedir
 
BİR KÜRT SORUNU VAR
 
Onlarca yıldır saldırı isyanı, isyan çatışmayı doğuruyor. Bugüne kadar Türkiye’nin Kürt sorunu vardı, Orta Doğu’nun bir Kürt sorunu vardı, ama artık dünyanın bir Kürt sorunu var. Dünya bugün Kürt sorununu tartışıyor. BM, AB, NATO bu meseleyi tartışıyor. Oysa biz defalarca gelin bu sorunu bu ülkede çözelim diye çağrıda bulunduk. Kürt sorununa demokratik ve barışçı çözüm yerine savaş ile çözümde ısrar sorunu ağırlaştırmaktadır. Bu sorun savaş ve gözyaşı ortasında değil, diyalogla bu Meclis’te tartışılmalıdır. Olan bu savaşta yitip giden evlatlarımıza, tükenen kaynaklarımıza oluyor. Bütün bunların sebebi iktidar hırsı ve Kürt düşmanlığıdır. Çare Washington’da, Moskova’da değildir.
 
 KABUL EDİLEMEZ
 
Son bir sözle bitireyim: Bir işgal girişimi ile Kürtlerin ve Kuzey Suriye halklarının kazanımlarının yok edilmeye çalışılması ve demografik bir değişim yaratılması kabul edilemez. Bizler, meşru olan demokratik çözüm ve barış mücadelemizin hem ülkemizde hem de komşularımızda kararlı takipçisi olmayı sürdüreceğiz. Diyoruz ki, eşitliği ve kardeşliği sağlamlaştıralım. Gelin beraberce barışı örelim. Parti, görüş ya da konum fark etmeksizin insanların ölümüne, yerinden edilmesine karşı çıkan, savaş karşıtı olan herkesedir çağrımız. Biz insanlar ölmesin, bu topraklara barış gelsin diye bu yola çıktık ve ne olursa olsun asla bu yoldan dönmeyeceğiz ve halkların barış talebi kazanacak.

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.