DOLAR 5,6775
EURO 6,3759
ALTIN 260,4
BIST 101.151
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu

Olur mu savaşın eğlencesi?

20.01.2019
A+
A-

Geçtiğimiz Ağustos ayıydı sanırım. Şu an yaşadığım ülkede yılda bir gün savaş uçaklarıyla gösteri yapılıyormuş. Eğlencelik, halka açık özel bir gün yani. İnsanlar akın akın gösteriyi izlemeye gidiyor, şehirde trafik altüst olmuş. Alana girerken içim sıkıldı. Ne de olsa kendi isteğimizle askeri bölgelere girmemişiz hiç.

İnsanlar çok rahat. Üst araması gibi tedbir gerektiren şeyler yapılmadı girişlerde. Kimlik kontrolü, çanta araması gibi şeyler de yoktu. Elimizi kolumuzu sallaya sallaya girdik içeri.

Sayısı yüzbinlere ulaşan insan kalabalığı var askeri bölgenin içerisinde.

Aklıma canlı bomba olma ihtimali geldi o kadar kalabalığı bir arada görünce. Yaşadığımız şeylerin algılarımızda yarattıkları böyle zamanlarda ortaya çıkıyor demek ki. Türkiye’de iken de kalabalık ortamlarda aklım-ız-da olurdu. Ama hepimizin aklında. Yalnız değildim yani. Buradakini farklı kılan yüzbinlerce insanın arasında sadece benim -ya da ben öyle sanıyorum- aklıma böyle bir katliamın geliyor olmasıydı.

Biraz yürüdükten sonra alana varıyoruz. Askeri uçaklar yerleştirilmiş meydanın farklı yerlerine. İnsanlar onları inceliyor. Dağlarımız şehirlerimiz geldi aklıma. Bu uçaklar bombalarını bizim üzerimize yağdırıyor dedim içimden.

Girişte üzerine kulak tıpaları yerleştirilen masalar. Hava gösterisi olacak. İnsanlar izlerken uçak sesinden rahatsız olmasın diye önceden düşünülmüş tıpalar.

İki savaş uçağı havada bir o tarafa bir bu tarafa uçup durdu. Onları izleyen insanların bir kısmı çimlerde uzanmış, bir kısmı piknik sandalyelerini getirmiş oturuyor. Kimisi de yemek yiyor, kahve içiyor.

Amed geldi aklıma.

Her gün yanı başımızdan havalanan savaş uçaklarını düşündüm. Her kalktığında gidip dağlarımızı, köylerimizi, gençlerimizi bombalayan uçakları. Her günümüz o uçakların sesiyle geçmesine rağmen durduramadığımız savaşların, ölümlerin acısı canlandı içimde. Şehirden kalkan her uçaktan sonra, acaba nereden kötü haber gelecek diye çaresizce haber sitelerini takip edişimiz geldi aklıma.

Alanın bazı yerlerine askeri araçlar yerleştirilmiş, seyretmelik sergileniyor. Onlara bakınca arkası top, tüfek, bomba dolu askeri araçların yanımızdan geçip Sur’a gittiği günlerin öfkesi düğümleniyor boğazımda.

Bazı noktalara da dev ekranlar yerleştirilmiş. O ekranlardan da askerlerin yaptığı savaş tatbikatları izletiliyor. Havada tur atan uçakların gürültüsüne ekranda yansıtılan çatışma sesleri, silah sesleri de eklenince yine Sur… Günlerce dinlediğimiz çatışma sesleri. Katledilen çocuklar, gençler, yerle bir edilen tarihimiz geliyor gözümün önüne.

Bir an önce o alandan ayrılmak istedim. Bunca insanın orada keyifle, kahve eşliğinde bu anlattıklarımı izlerken çok mutlu olduğunu görmek zoruma gitti belki de. Belki de kıskandım!

Bizim yıllardır yaşadığımız savaş gerçekliğini bu ülkenin insanları yılda bir gün sosyal bir etkinlik olarak yaşıyormuş. Çoğu, hatta geneli hayatında savaş görmemiş bu insanlara bakıp empati kuramadım. Muhtemelen o alana adım attığım andan itibaren hissettiklerimi, hatırladıklarımı ve düşündüklerimi anlatsam onlar da benimle empati kuramayacaktı.

Dünyada silah ticaretinde ilk onların içinde olan bu ülkenin yaklaşık iki yüzyıldır savaş görmemiş olmasını düşününce durum daha mı anşılır oluyor yoksa daha mı anlaşılmaz bir hal alıyor ona siz karar verin.

Döngü çok adaletsiz değil mi sizce de? Bizim coğrafyamızda savaşsız tek bir günün geçmiyor. Fakat bu savaşın silahlarını, uçaklarını, bombalarını üretenlerin ve satanların ülkesindeki halk savaşın ne olduğunu bilmiyor. Umarım hiç bir zaman öğrenmezler de.

Şimdi, bir tarafımda anlatsam anlayamayacak kadar savaşa yabancı bir halk. Diğer tarafımda anlatsam savaşsız bir dünya olduğunu anlayamayacak kadar bütün yaşamı savaş olan bir halk var.

Tabi bana sorsalar seçme şansın olsaydı hangisine ait olmak isterdin diye, ben yine kendi bildiğimi seçerdim. Yaşam çok zor da olsa, ölümlerin ve zulümlerin sonu gelmese de direnmenin de sonu gelmiyor çünkü. Çünkü biliyorum ki yaşama dair umudun, mücadelenin getirdiği birlikteliğin, ilişkilerdeki sıcaklığın ve fedakarlığın da sonu gelmiyor.

Daha iyi bir dünya için haksızlığa ve zulme karşı dimdik ayakta duranların da sonu gelmiyor. İşte bu yüzden bize bütün yaşatılanlara rağmen ben şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Ben derim ki; siz de bunu bir düşünün. Böyle bir zamanda gerekli olabilir.

Tam da isyan edilebilecek bu kötü günlerde dışardan bakmak belki iyi gelir hepimize.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.