DOLAR 6,8614
EURO 7,7861
ALTIN 398,62
BIST 8,6650
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

Ömer Bölüm yazdı: Kürt’ün 24 Saat’i

16.06.2020
A+
A-

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’a cinsel içerikli hakarette bulunan AKP’li eski Sakarya Akyazı Belediye Başkanı’nın yeğeni Vedat Yazıcı, gelen tepkiler üzerine gözaltında alınmış, ifadesi alındıktan sonra hemen serbest bırakılmıştı. Ayrıca bir kadına böylesine çirkin hakaretlerde bulunan bu şahsın, bir çok yandaş tarafından hatırı sayılır bir destek aldığını da söyleyelim. Sayın Başak Demirtaş’a yönelik bu iğrenç hakaretin temelini iyi okumak lazım. Çünkü ülkede cinsiyetçiliğin temelini oluşturan bir Saray rejimi var.

Bugün ülkede yaşanan bunca cinsiyetçi saldırıların yakın tarih örneklerine bakıldığında, Edepsiz kadın, Kadın mıdır kız mıdır diyen bir Cumhurbaşkanı, Kadının tek kariyeri annelik kariyeri diyen bir Sağlık Bakanı, Tecavüze uğrayan kadın ölsün diyen bir belediye Başkanı ve daha sayamayacağım bir çok kadına yönelik cinsiyetçi söylemleri ile sicili bozuk AKP’li çıkıyor karşımıza. Sayın Demirtaş’a yönelik saldırının tek nedeni tabiki bu değil. Bu saldırıları gerçekleştirenler, ülkede genelde HDP’ye özelde Kürtlere dönük büyük baskılar uygulayan ve HDP’yi terörist ilan eden Saray Rejimi’nin bu uygulamalarından cesaret alıyorlar. Saray rejiminin bu uygulamaları ile HDP’li her kesime istedikleri herşeyi yapabileceklerini zanneden milyonlarca yandaş var.

Bu hakareti yapan kişinin AKP üyesi olması ise büyük bir kesim tarafından kabul edilmemiş, HDP üyesi olduğu ve HDP’nin organize ettiği yalanı ortaya atılmıştı. Hakarete uğrayan bir kadının yanında yer alınması ve buna toplumsal bir tepki verilmesi gereken yerde, bu durumu siyasi bir hesap olarak kullanan azımsanmyacak korkunç bir topluluk var. Ayrıca sayın Demirtaş’a yönelik hakareti bi çıta yukarı yükselterek ‘benim de askerim ölüyor, bu kadını mı savunacağım’ yorumunda bulunan kadınlar var. Türkiye’de kötülük ile beslenen korkunç bir topluluğun arasında umudunu yitirmemiş medeni bir aileyiz ve bu ailenin bir ferdi olan sayın Başak Demirtaş’ın yalnız olmadığını hissettiren ve ona desteklerini sunan onurlu yurttaşlar, bir bakıma bu ülkenin mayasını kötülükten arındırmak içinde olsa küçükte olsa önemli düzeyde bir katkı sunduğunu düşünüyorum.

Van’ın Başkale ilçesine bağlı Kaşkol (Qaşqol) Mahallesi’nde askerler tarafından açılan ateş sonucu yaşamını yitiren Emrah Görür (20) isimli Kürt yurttaş, Van İskele Mezarlığı’nda sessizce toprağa verildi. Sosyal medyada hatırı sayılır gündem yaratabilecek milyonlarca sosyal demokrat, sosyalist bir kesim, maalesef Emrah Görür’ü görmezden geldi.

Askerlerin Görür’ü önce bir atkı ile boğduğu sonrasında ise silah ile bedenine ateş ettiği iddia ediliyor. Ama olayın esasına bakıldığında Kürt yurttaş Görür, askerler tarafından katledildi. Üç yıl önce babasını kaybeden ve çobanlık yaparak 7 kardeşinin geçimini sağlayan Görür’ün akıbeti de, geçmişten bugüne ülkenin güvenlik güçleri! tarafından katledilen yüzlerce sivil Kürt’ten farksız olmadı. Kürt sivilleri hiç bir ivme kaybetmeden işkence eden, katleden polis ve askerlerin bu rahatlığı, mahkeme tarafından verilen cezasızlık ve takipsizlik kararlarından geliyor.

Türk anayasası Kürtlere yönelik olunca bu yasanın yerini resmi olmayan kararnameler alıyor. Yani Kürt öldürüldüğünde cezasızlığın altında yatan anayasa mevzuatının hiç bir uygulanabilir hali yoktur. Katledilen diğer Kürt sivillerin failleri hakkında verilen haksız tahrik, iyi hal indirimleri ise şimdiye kadar uygulanan en yüksek cezalar diyebiliriz. Şimdi sessiz sedasız bir şekilde toprağa verilen Emrah Görür’ün akıbetine vurdum duymaz yaklaşcak olan her bir Kürt yurttaş, böyle bir tehlike ile karşı karşıyadır.

Örneğin; Diyarbakır Çarşı Karakol’u karşısında kafe işleten iki Kürt kardeş gözaltına alınıyor ve gözaltı sırasında ağır bir işkenceye maruz kalıyorlar. Bir kardeşin ön 3 dişi kırılıyor ve kafasına dikiş atılıyor. Diğer kardeşin bedeninde ise gözle görülür işkence izleri mevcut. Peki soruyorum size; Devlet terörünün yaşandığı böylesi bir dönemde Kürt’ün güvende olduğunu kim söyleyebilir ve Kürt’ün alanen işkenceye maruz kaldığı bir ülkede cezasızlık ve takipsizliğin sonuçları Kürt’e daha ağır faturalar olarak kesilmez mi?

Türk savaş uçakları Şengal, Maxmur ve Qandil’e yönelik hava saldırısı düzenledi. Bir kişinin yaralandığı saldırıda, bombardıman sonucu yangınlar çıktığı öğrenildi. Siyasi olarak üretemeyen ve büyük bir çöküş yaşayan, hasta ekonomiyi iyileştiremeyen, yarattığı korku ile organize suç örgütüne dönüşen Saray rejimi, bu saydığım çıkmazların derinleştiği her süreçte Kürt’lere saldırıyor. Çünkü kitlesini ancak böyle hizada tutabiliyor. Kürt yerleşim birimlerine saldırı başladığı sırada bir çok politikacı, sanatçı ve spor camiasının bilindik simaları, dörtlükler dizerek saldırıdan aldıkları hazzı inanılmaz bir şekilde sosyal medya hesaplarında paylaşmaya başladı.

Öyle ki saldırının başladığı gece vakitlerinde bu paylaşımların hemen yapılması, Kürt halkına karşı örgütlenen kötülüğü birkez daha gözler önüne serdi. Adını Pençe Kartal koydukları operasyonun kumanda edildiği Hava Harekat merkezinden hemen fotoğraflar servis edilmeye başlandı. Yumruklarını sıkmış ve savunmasız bir halkın katliamını büyük bir mutlulukla izleyen ülkenin Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar’ın yüzündeki ifade, eşit koşullara sahip olduğu bir ülkeyi hezimete uğratmış gibi duruyordu. Oysa bu işgal saldırısı, Ortadoğu’da bir çok ülkenin esareti altında kalmış, öfkesini dağlara taşımış ve hakkı olanı istemekten başka bir talebi olmamış mazlum Kürt halkına yönelik kirli bir saldırıydı.

Geçtiğimiz hafta Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimini ziyaret eden MİT müsteşarı Hakan Fidan, bir dizi gizli tolantılar düzenledi. Fidan’ın bu ziyaretinin hemen akabinde bu saldırının gerçekleşmesi ise bu toplantılarda KDP yöneticileri ile ne konuşulduğu sorularını akıllara getiriyor. Saldırının olduğu sırada ise Bölgesel Kürt Yönetimi’nin yarı resmi kanalı Rüdaw saldırıyı ‘Türk savaş uçakları, PKK kamplarını bombalıyor’ olarak duyurmuştu. Oysa Türk savaş uçakları, sınır ihlakı yaparak dünyanın gözleri önünde Kürt yerleşim birimlerini bombalıyordu. Sadece bu saldırının altından bir Kürt’ün parmağının olmamasını umuyorum.

HDP’nin Demokrasi Yürüyüşü, her zamanki gibi yine polis engeline takıldı. Yürüyüş’ün Hakkari kolu polis ablukası altına alınırken, Edirne’de ise polis saldırısı yaşandı, çok sayıda kişi ise gözaltına alındı. Türkiye’de HDP’nin belediyelerini gasp eden, milletvekillerini tutuklayan, her türlü demokratik eylemleri kendisine yasaklayan Saray rejimi nasıl olurda milyonların iradesini arkasına alan bir partiye bu denli pervasızca saldırabilir? Çünkü bu irade Kürt halkının iradesi! Bu iradeye karşı toplumun (CHP, İYİ Parti dahil) onayını büyük oranda almış Saray rejimi var.

Bu iradeyi toplumun bir parçası olarak görmeyen, her fırsatta ona katliamı reva gören, hatta HDP’nin eski genel başkanını Terörist ilan edebilecek basiretsiz bir Saray rejimi var. Bu rejim Kürt’ü katletme cesaretini ilk olarak öz yönetim direnişlerinde yüzlerce Kürt gencini katlederek aldı. O gün bugündür her fırsatta dünyanın gözleri önünde savunmasız Kürt’ün başına vuruyor. Kürtleri katlederek, topraklarını işgal etme formülü ile kendisini ayakta tutan Saray rejiminin HDP’yi her fırsatta meşru zeminin dışına iterek terörize duruma düşürmeye çalışması, Kürt halkının Türkiye siyasetindeki meşruluğu ortadan kaldımak olarak okunabilir.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.