DOLAR 5,6990
EURO 6,3208
ALTIN 270,2
BIST 106.785
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

‘Önce çocuklarımıza ses veriyoruz sonra iftar açıyoruz’

22.05.2019
A+
A-
İmralı tecridini kırmak amacıyla bedenlerini açlığa yatıran çocuklarına ses vermek amacıyla Gebze Cezaevi’nde nöbete başlayan beyaz tülbentli annelerin eylemi birçok yere yayıldı. Annelerin çocuklarına ses oldukları alanlardan bir de Esenyurt Meydanı. Aynı duygu, inanç ve amaçla bir araya gelen anneler, tüm engellemelere rağmen her akşam 19.30’da bir araya geliyor. Meydana geldikleri gibi zırhlı araçlarla ablukaya alınan anneler, tüm engellemelere rağmen seslerini tüm dünyaya duyurdu. 
 
İFTARDAN ÖNCE ÇOCUKLARIMIZ DİYORLAR
 
Ramazan ayı olması nedeniyle kentteki herkesin iftar hazırlıkları yaptığı saatte meydana gelen anneler, eylem hazırlıkları yapıyor. Meydana gelen ailelerin bir çoğu da oruçlu. “Önce çocuklarımız” deyip eyleme katılıp ardından evlerine giderek iftarlarını açıyorlar. 
 
‘NEDEN KİMSE SESİMİZİ DUYMUYOR?’
 
“Çocuklarımız, kardeşlerimiz, ağabeylerimiz, babalarımız, yakınlarımız açlık grevinde. Ve 30 kişi ölüm orucunda. Bunların elleri ayakları artık tutmuyor ve kan kusuyorlar. Onların yaşamasını istiyoruz” diyerek söze başlıyor 26 gündür Esenyurt Meydanı’na diğer tutuklu yakınlarıyla direnişe öncülük eden Arife Yalvaç. Yalvaç’ın aslında hiçbir yakını grevde değil. Ama ona rağmen her gün Esenyurt Meydanı’na gelerek diğer ailelere destek veriyor. “Artık ölümler olmasın. Cezaevlerinde başka ölüm haberleri gelecek diye korkuyorum. Leyla Güven 196 gündür grevde. Bir kişinin 196 gün açlık grevinde olması ne demek acaba. Hiç mi duyan olmuyor? Hiç mi gören olmuyor? Niye kimse sesimizi duymuyor?  Niye böyle yapıyorlar? Bizim suçumuz Kürt olmak mı?” diye sorularını sıralayan Yalvaç, “Kimse gözümüzü kapatmamızı istemesin. Kürt, Türk, Çerkez kim olursa olsun fark etmez. Bütün annelerin buraya gelip sesimize ses versin. Buna artık son verin desin” ifadesinde bulundu. 
 
KORKU ZİNCİRİ KOPTU
 
Yalvaç, meydana oturur oturmaz kimsenin kendilerini görmemeleri için etraflarının zırhlı araçlarla sarıldığını hatırlattı. Meydana gelmekten ve sokaklara çıkmaktan korkmadıklarını belirten Yalvaç şöyle devam etti: “Bizler artık korkmuyoruz. Korkacak zincir kopmuş artık. 6 – 7 aydır insanlar açlık grevinde. O insanlar benim için, senin için açlık grevine başladı. Ben onlardan daha mı iyiyim? Hayır, ben onlardan daha iyi değilim.” 
 
‘BİZİM NİYETİMİZ ÇOCUKLARIMIZ’
 
İftar saatinde “önce çocuklarımız” diyerek meydana geldiklerini daha sonra iftarlarını açtıklarını aktaran Yalvaç, “Bizim niyetimiz yemek değil, ev işi değil. Bizim niyetimiz çocuklarımızdır. Bizim niyetimiz tecridi kırmaktır. Kırılmayana kadar da evde bir şey yapmak bize haram. Ya bu tecridi kaldıracaklar. Ya da biz sonuna kadar buradan kalkmayacağız” diye belirtti.
 
‘OĞLUM KAN KUSUYOR’
 
Her gün meydana gelen annelerden biri de Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde 5 Ocak’tan itibaren açlık grevinde olan İsmet Taş’ın annesi Hazal Taş. Anne Taş, sadece Esenyurt’ta değil İstanbul’un birçok yerinde direnen ailelere katılarak çocuğunun sesi olmaya çalışıyor. Oğlunun 3 defa kan kustuğunu söyleyen anne Taş, “Ramazan ayındayız. Bu saatte herkes orucunu açıyor. Ama bizim boğazımızdan yemek geçmiyor, su geçmiyor. Çocuklarımız grevlerine devam ettiği sürece boğazımızdan bir şey geçmez” dedi. 
 
’10 DAKİKA DA OLSA YANIMIZDA OLSUNLAR’ 
 
Meydana sürekli gelenlerden Özgül Baydoğan’ın hem eşi, hem babası hem de kardeşi cezaevinde. Baydoğan’ın eşi Ekrem Baydoğan 18 Şubat’ta, kardeşi Zülküf Acar ise 1 Mart’tan beridir açlık grevinde. 
 
Grevde olan kişilerin durumunun her geçen gün kötüye gittiğini söyleyen Baydoğan, “Bizler burada 12 saat aç kalmaya dayanamıyoruz. Ama onlar aylardır açlık grevinde. Biz aileler onların aç kaldığını düşündüğümüzde ne iftarımızı ne de sahurumuzu açabiliyoruz. Ağzımıza aldığımız her lokma da boğazımıza takılı kalıyor. Artık herkesin ailelere destek olmaya çağırıyoruz. Özellikle Kürt annelerine sesleniyorum. Bizi bu acılı günümüzde bizi yalnız bırakmasınlar. Gelsinler 10 dakika da olsa o meydanda yanımıza otursunlar” diyerek herkesi sorumluluk almaya çağırıyor. 
 
MA / Ferhat Çelik 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.