DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
ALTIN 474,05
BIST 9,7776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Rüzgarlı

Özgür: Doğalgaz propagandasının altında ‘sıkışmışlık’ yatıyor

26.08.2020
A+
A-
İSTANBUL – Siyasi iktidarın uzun süredir ekonomik kriz ve pandemi sürecinin yol açtığı tahribatı gidermeye yönelik politika üretemediğini belirten gazeteci Bahadır Özgür, “Karadeniz’deki doğalgaz rezervi üzerinden yaratılan abartılı propagandanın ardında böyle bir sıkışmışlık yatıyor” dedi.
 
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın 21 Ağustos’ta kameralar karşısına geçip “Türkiye tarihinin en büyük keşfini Karadeniz’de gerçekleştirdi” diyerek 320 milyar metreküp doğalgaz rezervinin bulunduğunun “müjde” olarak vermesinin yankıları sürüyor. Erdoğan, hedeflerinin 2023 yılında doğalgazı halkın hizmetine sokmak olduğunu söylerken, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ise milli enerji politikaları açısından tarihi bir gün olduğunu savundu. Albayrak, yeni bir döneme girildiğini, artık cari açık sorununun gündemlerinden çıkacağını ve cari fazlalığının olacağını ileri sürdü. Erdoğan ve Albayrak’ın “müjde” açıklamalarını ekonomist ve gazeteci Bahadır Özgür, değerlendirdi.
 
YENİ BİR ŞEYE İHTİYAÇ VARDI
 
Özgür, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın günler öncesinde “Müjde” diyerek yarattığı beklentiye dikkati çekerek, “Siyasi iktidar uzun süredir halkın sorunlarını, özellikle de ekonomik kriz ve üzerine pandemi sürecinin yol açtığı tahribatı gidermeye yönelik politika üretemiyor. Son kur atağı da açıkça iktidarın 2018 krizi patlak verdiğinden beri güttüğü ekonomi politikalarının bir kez daha başarısızlığının tescili oldu. Böyle bir dönemde iktidarın ekonomideki gücünü kanıtlayacak bir gelişmeye ihtiyacı vardı. Karadeniz’deki doğalgaz rezervi üzerinden yaratılan abartılı propagandanın ardında böyle bir sıkışmışlık yatıyor” dedi.   
 
KUR HER AN ŞOK YARATACAK DÜZEYDE
 
Erdoğan’ın açıklamasından sonra döviz kurlarının yükselmesini hatırlatan Özgür, “İşin teknik ve kısa vadeli nedeni, yabancı basına sızdırılan rezerv miktarı ile açıklanan miktar arasındaki büyük fark yatıyor. Ama bu sadece nedenlerden biri. Esas olarak negatif faiz ile tüketimi teşvik için kredi mekanizmasının zorlanması, bunun için de suni bir şekilde kuru tutabilmek için Merkez Bankası rezervlerinin, kamu bankalarının kaynaklarının tüketilmesi belirleyicidir. Üzerine yüksek seyreden işsizlik ve enflasyon ile bütçe açığını da ekleyelim. Kur zaten bu makro ekonomik gerçekliklerden dolayı her an yeni bir şok yaratacak düzeyde artma tehlikesi taşıyordu ve artıyordu da” diye belirtti. 
 
HİZMETE SUNULMASI MÜMKÜN DEĞİL
 
Özgür, Erdoğan’ın “Hedefimiz 2023’te Karadeniz gazını milletimizin kullanımına sunmaktır” sözlerine ilişkin de bunun mümkün görünmediğini söyledi. İşin uzmanı olanların ikna edici biçimde veriler ve araştırmalar sunduğunu belirten Özgür, “Bulunan rezervin tamamı dahi çıkarılsa Türkiye’nin ancak 7-8 yıllık ihtiyacına denk düşüyor. Kaldı ki TPAO eski Genel Müdürü enerji uzmanı Necdet Pamir net bir şekilde bu rezervin rasyonelliğini de açıkladı. Yani tamamının çıkarılabilir olup olmadığı, maliyetler vs. belirsiz” diye konuştu. 
 
PARASINI ÖDEMEK ZORUNDA
 
Bulunan doğalgaz rezervinin cari açığı kapatmayacağını sözlerine ekleyen Özgür, bunun enerji sorununa da çözüm olmayacağını kaydetti. 320 milyar metreküp rezervin tamamının bugünkü hesapla 60 milyar civarında bir parasal değere sahip olduğunun altını çizen Özgür, şunları söyledi:  “Yılda 45 milyar ortalama tüketimimiz var. Türkiye’nin 50 milyar dolara yakın bir enerji ithalatı bulunuyor. Buradan bakarsak da hepsi çıksa bir yıllık enerji ithalatı ancak kapanır. Tabii burada da İran ve Rusya ile yapılan ‘al ya da öde’ anlaşmaları söz konusu. Yıllık 70 milyar metreküplük alım anlaşması bulunuyor. Tüketim en fazla 50 milyar metreküp. Türkiye aradaki kullanılmayan 20 milyar metreküpün parasını ödemek zorunda.” 
 
MA / Ferhat Çelik

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.