DOLAR 5,7096
EURO 6,4301
ALTIN 259,4
BIST 97.098
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Paganlardan bugüne Tire

30.01.2019
A+
A-

ÖZGÜR MANŞET/HANDAN ORTEKİN

İzmir’e bağlı yeşillikler içinde dağ yamacında kurulan bir ilçe olan Tire, yeşilliği ve çeşit çeşit otlarıyla meşhur olduğu için ‘Yeşil Tire’ olarak adlandırılıyor. Kültürer ve tarihi açıdan zengin olan bu eski yerleşim yerinde incir ve Zeytin tarımının yanında çeşitli ot sebze ve meyve tarımı yapılıyor.

Her ne kadar Tire’nin yamacında kurulduğu dağlara Rüzgar Enerjisi Santralleri (RES) kurulmuş olsa da ihtişamı ile göz dolduruyor. Şehrin kalbine hançer gibi saplanan RES panelleri şehrin bitki örtüsüne ve çeşitliliğine, fauna ve floryasına zarar verip ekolojik sorunlara neden olması ile eleştirilerin odağında duruyor. Şehir sakinlerinin tepkilerine rağmen yenilerinin kurulmaya devam ettiği paneller, eski bir Rum yerleşimi olan bu şehri köklerinden koparmaya yetmiyor.

ÖNCE ERMENİLER SONRA RUMLAR GÖÇERTİLDİ

Tarihi 5000 yıl öncelerine kadar giden bu şehir, dinler öncesi dönemde pagan topluluklara ev sahipliği yaptığı gibi sonrasında da Yahudilere, Hıristiyanlara, Ermenilere ve Müslümanlara kapılarını açtı.

Her köşesinde Yahudi, Ermeni ve Rumlar ile Müslümanların eski yapılarına kilise ve tarihi evlerine rastlamanın mümkün olduğu bu küçük ilçede çeşitli etnik kimlikler bir arada barış içinde yaşamayı da sürdürüyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sefarad, Romanyot ve Aşkenaz Yahudileri, Rum ve Ermeni Ortodoksları Müslüman halkla iç içe barış içerisinde yaşamayı başardı. 1915 soykırımı ile Ermenilerin göçertildiği şehirden 1922 yılına gelindiğinde ise Rumlar çıkmak zorunda bırakıldı.

Şehrin tek eksiği sayıları parmakla sayılacak kadar kalan asıl yerleşikleri olarak görülüyor. Kendileri sınırlı sayıda olsa da kültürleri, tarihleri, tarihi yapıları şehrin her köşesinde ev sahiplerinin rengini yansıtmayı sürdürüyor.

Tire’de her salı kurulan ve çeşitli renk tonlarına bezenmiş bitkileri salı pazarında görmeniz mümkün. İzmir’in en büyük sebze ve meyve pazarı olarak bilinen Tire’nin salı pazarına çevre ilçelerden de sebze ve meyveler gelmekte.

Tire giderseniz eğer şehrin meşhur Tire köftesini, tak tak kebabını, zeytinyağlı limonlu otlarını ve tatlı olarak ta Tire’nin Karadutlu lor tatlısı ile tahinli muz tatlısını, fırın kültürünün unutulmadığı Tire’de Taş fırında pişen nohutlu ve ekşi mayalı ekmekleri de denemeden dönerseniz kendinizi gitmiş saymayın.

ŞEHRİN AZİZLERİ

Gezilecek yerler arasında merkezden başlayarak şehir merkezinde bulunan Tire Göleti’ni ziyaret edebilir çeşitli ağaç ve kuş türünü görebilirsiniz. Ağaçların ve gölün üzerinde yaşayan kuşları izlerken karşınızda şehri büyük bir ihtişamla kucaklayan Aydın Dağları’nın büyüklüğü ve ormanlık alanı görmemek mümkün değil.

Göleti beyaz siyah ve yeşil ördeklere ağaçlarda dinlenen kuşlara bırakıp Tire’nin sokaklarından ilerlediğinizde eski evler, han, hamam, köprü ve camilerin yanında kiliseler mandalina ağaçlarının önünden ilerlerken tarihi bir geçmişe sahip eski çınar ağaçlarının korunduğunu ve onarıldığını görünce Tire’lilerin Rüzgar santrallerine rağmen doğal yapıyı korumaktaki hassasiyetlerini anlıyorsunuz. Bu anlamıyla şehrin sakinleri, şehrin azizleri olarak gözünüzde canlanabilir.

PERİ MASALLARINDAN BİR YER DERRKAHVE

Tire de görülmesi gereken yerlerden bir diğeri ise turistlerin ve Tire’lilerin olmazsa olmaz yerlrinden Derekahvedir. Sokaklardan ayrılıp eski evleri mandalina kokusuyla bütünleştiği sokaklaradan ilerleyerek Derekahve’ye gidildiğinde yol üzerinde gelen insanların ormanlık alanda elleriyle dizdiği taşları görürsünüz. Bunlar inanışa göre ev sahibi olmak isteyenlerin elleriyle dizdiği taşlardır. Derekahve’ye vardığınızda bir dere etrafında kurulmuş ev ve ağaçların birbirini kucakladığı ve sarmaşıklarla birbirine sarıldığı doğa sever insanların insan ve doğa uyumunun gösteren manzara karşısında büyüleniyorsunuz. Birbirini kesen taş köprüleri saran sarmaşıklar ve eski taş evlere yansıyan turuncu ışıklar size peri masallarından bir görüntü gibi gelebilir. Derenin sesi Kuş seslerine karışınca doğayı o an hissedebiliyorsunuz.

YAMAÇTAN OVAYA BEKLENENLER

Derekahve’de eski Rum yapılarını görmek mümkün bunlardan biri V. yüzyılda bu dere etrafında kurulan aziz ve azizelerin gözyaşına atfedilen Ayazma Kilisedir. ‘Ayazma’ kelime anlamı olarak dere etrafında kurulan kilise demektir.

Derekahve’den çıkıp daha yüksek noktaya Tire’nin kuşbakışı görüldüğü tepe noktasına çıktığınızda rüzgar panellerine yakınlaşmış olsanızda sırtınızı panellere dönüp yüzünüzü Tire’nin kuşbakışı manzarasında çevirip yamaçtan ovaya yayılan evleri saran zeytin ve mandalina ağaçlarını günbatımında izleyebilirsiniz.

Neresine dokunursanız sizi tarihi bir yolculuğun yanında eşsiz bir doğaya sürükleyecek olan bu şehrin göçertilen azizlerinin yeniden bu topraklarla buluşması en büyük dileğimiz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.