DOLAR 5,7584
EURO 6,3825
ALTIN 271,6
BIST 109.039
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

Peköz: Operasyon istenilen sonucu vermeyecek

08.10.2019
A+
A-

İSTANBUL – Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük olası operasyonun askeri, politik ve ekonomik olarak ciddi sonuçları olacağını söyleyen Ortadoğu uzmanı Mustafa Peköz, operasyonun istenilen sonucu vermeyeceğini vurguladı. Doç. Dr. Hakan Güneş ise, iktidarın bu operasyonla 5 ana hedefinin olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik bir süredir devam eden tehditleri, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın önceki gün yaptığı telefon görüşmesinin ardından ileri bir evreye taşındı. ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon Güçleri, Girê Spî ve Serêkaniyê’deki sınır noktalarından çekilmeye, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurları ise Suriye sınırına sevk edilmeye başlandı.
 
Bu işaretler Türkiye’nin bölgeye operasyon hazırlığı içerisinde olduğunu güçlendirirken, uluslararası güçlerden ve kurumlardan Türkiye’ye yönelik uyarılar da söz konusu. Bölgeyi yakından takip eden isimler yaşanan bu gelişmeleri MA’ya yorumladı. 
 
‘İÇ POLİTİKADAKİ SIKIŞMIŞLIKLA DOĞRUDAN İLİŞKİLİ’
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kuzey-Doğu Suriye’ye girme’ biçimindeki açıklamalarının çok yönlü olarak değerlendirmenin mümkün olduğunu dile getiren Ortadoğu uzmanı Mustafa Peköz, bu açıklamaların iç politikadaki sıkışmışlıkla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. 
 
“Politik olarak çözülme sürecine giren ve iktidar gücünü kaybetmeye başlayan Erdoğan merkezli iktidar gücü, içteki politik krizi ve açmazı Kuzey-Doğu Suriye üzerinden aşmaya çalışıyor” diyen Peköz, böylelikle Erdoğan’ın, AKP iktidarına karşı oluşan güvensizliği yeni bir milliyetçi dalga ile kırmak istediğini vurguladı. 
 
‘AKP MASADA KALMANIN YOLUNU ARIYOR’
 
Peköz, İdlib’teki gücünü kaybeden AKP iktidarının Suriye denkleminde yer edinmek için Kuzey Doğu Suriye’ye operasyon yaparak masada kalmanın yollarını aradığını kaydetti. Peköz, “Bir başka ve belki de en önemli faktör ise, Kuzey-Doğu Suriye’de oluşacak ve Suriye Anayasası’yla  resmiyete kavuşacak olan en azından ‘bölgesel özerk’ yapının stratejik bir tehlike olarak görülmesidir. Bu üç olasılık, Cumhurbaşkanı Erdoğan merkezli iktidar gücünün Suriye’nin Kuzey Doğusu’na yönelik bölgeye operasyon yapmasının gerekçeleridir” dedi.
 
‘KİMSE DESTEKLEMİYOR’
 
Trump’ın ‘Biz  çekiliyoruz’ açıklamalarının da Türkiye’nin askeri operasyon yapma ihtimalini güçlendirdiğini ifade eden Peköz, ancak operasyon yapılsa bile bunun ani olmayacağı görüşünde. Trump’ın açıklamasını da çok yönlü okumak gerektiğini belirten Peköz, “Trump böylesi bir açıklamayı iç politikadaki sıkışmışlığının bir aracı haline getirmek istiyor. Dikkatleri Suriye krizine çekerek hareket alanını nispeten genişletmek istiyor.  Cumhuriyetçiler dahi, Trump’ın açıklamalarına tepki gösterdiler. Öyle ki Trump’a aktif destek veren ve hatta üzerinde ciddi bir etkisi olan Cumhuriyetçi Parti senatörü Lindsey Graham, hem Trump’ın açıklamasını kişisel olduğunu açıkladı hem de Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’ye girmesi halinde NATO üyeliğinin askıya alınacağını açıklaması’ ciddi bir tutumu ifade ediyor. Ne Birleşmiş Milletler, ne Avrupa Birliği, ne NATO ve hatta ne de ABD’nin stratejik kurumları, Türkiye’nin Suriye’ye girmesinden yanadır. İran kesinlikle karşı olduğunu açıkladı. Rusya da ihtiyatlı bir açıklama yaptı. Yani uluslararası alanda bir destek yok” ifadelerini kullandı.
 
‘TÜRKİYE’Yİ CİDDİ RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA GETİRME OPERASYONU’
 
Bu nedenle Türkiye’nin olası operasyonunun askeri, politik ve ekonomik olarak ciddi sonuçları olacağını söyleyen Peköz, şunları ifade etti: 
 
“Ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan Ankara’nın böylesi bir yönelim içine girmeden önce çok ciddi düşünmesi gerekir. Bölgeye yönelik operasyon, Erdoğan iktidarını sağlamlaştırmak yerine tersten çok daha erken kaybetmesine yol açabilir. Ayrıca Pentagon da yaptığı açıklamayla Türkiye’ye ‘Buyurun girin. Ne askeri, ne politik ne de diplomatik olarak operasyonu karşı çıkmayız. Ne yapacaksanız yapın. Madem ki benim ısrarla üzerinde durduğum Güvenli Bölge planımı kabul etmiyorsun o zaman sen gel buraya gir’ dedi. Bu Türkiye’ye sanıldığı gibi pozitif bir çağrı değildir. Tersine Türkiye’yi ciddi risklerle karşı karşıya bırakma operasyonudur.”
 
‘CİDDİ SONUÇLARI OLACAKTIR’
 
Peköz, Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik askeri bir operasyonun hiçbir şekilde Afrin’e benzemeyeceğini de vurguladı. ABD’nin şimdiye kadar DSG’ye ciddi silah yardımında bulunduğunu ve bunları geri almayacağını hatırlatan Peköz, olası operasyonun Türkiye’nin kamuoyuna yansıtıldığı gibi zafere yol açmayacağını ifade etti. Peköz, “Bu ölümlerin çok olacağı bir operasyon olacağı açıktır. DSG’nin Kuzey Doğu Suriye’deki toplumsal etki alanı, askeri gücü ve politik hakimiyeti Afrin ile ölçülmeyecek kadar geniştir. Bu bölgelere girmenin kolay olmayacağı ve istenilen sonucun alınmayacağı açıktır. Suriye’de bölgesel savaşı yeniden tetikleyecek böylesi bir operasyonda kimse kazanamaz. Türkiye’yi çok yönlü krizlere sürükler. ABD denetiminde uygulanan Güvenli Bölge Planı her iki taraf açısında doğru ele alınarak uygulanmasının avantajları çok daha fazla olacaktır. AKP iktidarı iç politik dengeleri kendi lehinde dönüştürmek için atacağı bu adım, Türkiye’nin ekonomik ve politik olarak felce götürür. Bunun için ille de Trump’ın gece yarısı bir tweetini beklemeye gerek yok” diye konuştu.  
 
DOÇ. DR. GÜNEŞ: BEKLENİLEN BİR DURUM
 
Yaşanan gelişmelerin sürpriz olmadığını ifade eden İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş da, bu durumun iki yıldır beklenildiğini söyledi. 
 
Türkiye ile ABD arasındaki üç yıldır gerilimli çekişmelerin yaşandığını belirten Güneş, “Bu üç yıl içerisinde aralarında bakanlara da yaptırımları içeren bir süreç yaşandı. Yaşanan bu gerilimlere rağmen, ABD’nin Kürtlerin varlığını Türkiye’ye rağmen destekleyecek bir politika içerisinde olmayacağı gün gibi açıktı. Fakat başka pazarlıklar veya dengeler söz konusuydu. Son bir yıldır yaşanan gelişmelere rağmen ‘ABD müttefiklerini hemen yüzüstü bırakmadı’ diyebilmek için bir halkla ilişkiler süreci yürüttü. Nitekim onun da sonuna gelindi. Bu bakımdan ABD esas müttefikini tercih etmiş oldu. Yaşanan gelişme ABD açısından stratejik bir kayıp söz konusu değil. Bu bölgedeki faktörler açısından sorun oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.
 
İKTİDARIN HEDEFLERİ NELER?
 
İktidarın bu operasyonla 5 hedefinin olduğunu dile getiren Güneş, şunları söyledi: “İktidar  ilk olarak hem iç ittifakları açısından hem de partinin programı açısından orada bir statünün oluşmasını engellemeye çalışıyor. İkincisi, Türkiye’de oy kaybettirmesine neden olan mülteci sorununu bu kanalla hal etmek istiyor. Üçüncüsü, bu harekatı batı nezdinde de sempatik kılabilmek için onların ihtiyaç duyduğu mültecileri göndermeyeceğiz sözünü vermek. Dördüncüsü, yine Kürt sorununun genişlemesini pek dert etmeksizin askeri yöntemlere öncelik verip ve kazanmak. Beşincisi, bölgedeki yeni Osmanlıcı tutumlarına yeni bir delil yaratmaya çalışmak.”
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.