DOLAR 5,8338
EURO 6,5709
ALTIN 239,1
BIST 95.953
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu

Prof. Uzgel: Türkiye’nin Ortadoğu politikası mutlak olarak çöktü

17.04.2019
A+
A-
Mart 2011 tarihinde, Suriye’nin Dera kentinde başlayan ayaklanmalar sonrasında telafisi olmayan vekâlet savaşına dönüştü. Savaş boyunca binlerce insanın yaşamını yitirirken, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Bu süre içinde ülkeye yerleştirilen DAİŞ işlediği cinayet ve katliamlarla dünyaya korku saldı. Kısa sürede Suriye ve Irak topraklarında büyük topraklar işgal eden DAİŞ’i durduran tek güç ise Kürtler oldu. Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD), en son Dêra Zor’un Hecin Beldesine bağlı Baxoz köyünde yaptığı “Cizre Fırtınası” operasyonuyla cinayet şebekesinin resmen bitirildi. Savaş boyunca Türkiye dahil birçok ülke sahada varlık gösterdi. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) hafta sonu İstanbul’da düzenlediği Ortadoğu Konferansı’na katılan Prof. Dr. İlhan Uzgel, Türkiye’nin Suriye politikasını Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.
 
‘TÜRKİYE’NİN STRATEJİSİ ÇÖKTÜ’
 
Türkiye’nin Arap Baharıyla birlikte yeni Osmanlıcı fikirlerle Ortadoğu’da üstünlüğünü korumaya çalıştığını ifade eden Prof. Dr. İlhan Uzgel, “Özellikle Suriye sonra Mısır’la Tunus’u, Libya’yı, Gazze’yi buna dahil ederek bu hat üzerinde Ortadoğu coğrafyasında üstünlüğünü korumaya çalıştı. Bu strateji mutlak olarak çöktü. Yani Mısır’da çöktü, Tunus’ta çöktü, hatta kısmen Gazze’de ama en çokta Suriye’de çöktü. Şimdi bu başarısız olunca bu sefer kayıpları telafi etme politikasına geçti. Burada da ağırlığı Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt oluşumunu engellemek üzerine kurulu bir stratejiydi. Yani Arap Baharıyla birlikte ilk önce Esad’ı devirmeye çalıştı. Ancak bu olmayınca orada herhangi bir Kürt oluşumunu engellemeye odaklı bir stratejiye geçmek zorunda kaldı” dedi.  
 
‘KÜRT SORUNUNDA ABD HEP TÜRKİYE’DEN YANA’
 
Türkiye’nin Kürt oluşumunu engelleme de kısmen başarılı olabildiğini ifade eden Uzgel, “Türkiye bölgede iktisadi ve askeri olarak bütün içsel sıkıntılarına rağmen hala en güçlü ülkelerden biri. Her şeyden önce ABD Türkiye’nin çok yakın bir müttefiki. Özellikle Türkiye’deki Kürt sorununda ABD hep Türkiye’nin yanındadır. İktidar ABD’yle aralarındaki sorunları ‘batıya karşı kafa tutan bir lider var’ gibi sunmaya çalışıyor. Bu bir yanlış anlaşılma bozukluğudur. Bu iktidarın tercih ettiği bir şeydir. Dolayısıyla Suriye üzerinden gayet rahat bir pazarlıkları var. Suriye üzerinden Türkiye ile ABD pazarlıkları doğrultusunda Fırat’ın doğusunu bir taraf batısını da bir kontrol ediyor. Bu ABD’nin tercih ettiği bir şeydir. Bu bir alt pazarlıktır” diye belirtti. 
 
‘ABD’NİN YAPTIRIMLARINA MARUZ KALIR’
 
Türkiye ile Rusya arasında süren S-400 savunma füzelerinin alınması meselesinin Türkiye-ABD ilişkilerinde farklı bir boyut kazandıracağına dikkat çeken Uzgel, şöyle devam etti: “Biz ilk başta bunu bir pazarlık, bir blöf marjı olarak düşündük. Yani böyle görünüyordu. Fakat iş giderek ciddiye binmeye başladı. Eğer Türkiye S-400 füzelerini gerçekten alırsa bu doğrudan ABD yaptırımlarını gündeme getirir. Bu yalnızca F35 uçağını alamazsın değil. Ekonomik yaptırımları gündeme getirecek. Ki zaten kırılgan olan Türkiye ekonomisi üzerine müthiş bir baskı yapacak. Muhtemelen döviz kuru artacak. Bunun iktisadi ve siyasi sonuçlarıyla Türkiye uğraşmak zorunda kalacak. Bu da Türkiye’yi güçlendiren değil tam tersine zayıflatan bir unsura dönüşecek.”
 
‘KÜRTLER HER KIRILMADA SIÇRADI’
 
1990’lardan sonra Ortadoğu’da yaşanan her kırılmadan Kürtlerin bir sıçrama yaptığını Filistinlilerin ise bir düşüş yaşadığını dile getiren Uzgel, “Birincisi Kürtler, Suriye’de ve Irak’ta çatışma ortamında merkezi yönetimler zayıfladıkça kendi iradelerini daha açık ortaya koyabildiler. İkincisi ABD’yle ittifak kurabildiler. Bu Ortadoğu siyasetinde çok büyük bir avantajdır. Çünkü ABD Ortadoğu siyasetinde çok güçlendi. Filistinliler ise bir sürü etken nedeniyle mesela İslamcı hareketin yükselmesi Filistin halkını etkiledi ve Filistin hareketi ikiye bölündü. İslamcı kanat Hamas ve El Fetih arasında bir bölünme yaşadı. Arap siyaseti zayıflayınca Filistin’e destek azaldı. Suriye denklemden düştü, Mısır daha çok ABD’ye yanaştı. Dolayısıyla bu gelişmeler de İsrail çok rahatladı. Bütün bu etkenler Filistin hareketini zayıflattı onun muhatabı olduğu İsrail ise güç kazandı. Filistinliler İsrail’le Kürtler ise Saddam ve Esad’la karşı karşıyaydı. Dolayısıyla da stratejik olarak bölgesel koşullar Filistinlilerin aleyhine ama Kürtlerin lehine işledi” diye konuştu.  
 
MA / Ferhat Çelik
 

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.