DOLAR 5,7429
EURO 6,3209
ALTIN 280,0
BIST 100.237
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Az Bulutlu

Roboskî: Sormadığımız Hesap

29.12.2018
A+
A-

“İnsanlar kurtulmadıkça, ezilenler ezenlerden intikam almadıkça, kültür de bir barbarlık belgesi olmaktan kurtulamayacaktır.”
Walter Benjamin

İrfan Arslan

Türk Devleti, bundan yedi yıl önce Şırnak’ın Uludere ilçesinin Roboski köyünde çoğu genç-çocuktan oluşan 34 insanı bombalayarak katletti. Kış ortasında tonlarca bombanın yağdığı küçük bedenleri üzerine, bembeyaz kar adeta kızıla boyandı. Battaniyelerle bir araya getirilen bedenlerin, katırların sırtında taşınan görüntülerin korkunçluğu, hala zihnimizde canlılığını korumaktadır.
Devletin sömürge politikaları sonucu, yoksul bıraktığı insanların tek geçim kaynakları olan sınır ticareti, böylesine korkunç bir tabloya dönüşecekti. Bu sınır ticareti Kürdistan topraklarının dört parçaya bölünmüşdüğü, Lozan Antlaşması’ndan (1923) günümüze kadar devam etmektedir. İnsanların sürekli yaptıkları bir iş olduğu için neredeyse aleni bir şekilde yapıyorlardı. Çünkü bu ticaret yolları üzerine kurulan askeri karakollar yeri geldiği zaman haracını alıp, bu insanların geçişlerine göz yumuyordu.
27 Ocak 2011 tarihinde savaş uçakların bombardımanı sonucu bir katliam yaşandı. Olay üzerinden nerdeyse bir gün geçtikten sonra kamuoyunu haberi oldu. Katliamın üzerinden geçen 7 yıl süre zarfında devlet nazarında ne bir sorumlu ortaya çıkartıldı, ne de kimseye bir dava açıldı. Hatta o tarihte Türkiye başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan, dönemin TSK mensuplarını “başarlı” görevlerinden dolayı kutlayıp, tebrik etmişti.
Katliam sonrası oluşan kamuoyunun duyarlılığı ve acılı ailelerin girişimi üzerine başlatılan dava, Türkiye’de iç hukuk yolu tükendiği için AİHM’e taşınmıştı. Ancak dava adeta devlet ve aile avukatlarının işbirliğiyle, eksik evrak bahanesiyle AHİM tarafından takipsizlik kararı verildi. Bu davanın avukatlığını yapan şu anda Şırnak Baro başkanlığı yapmaya devam etmektedir. Böylece Roboski katliamıın, ulusal ve uluslarası hukuk aracılığıyla ikinci kez tekrarlanmasına neden olmuştur.
Bu vahşetin üzerinde onlarca yıl geçse de, sorumlular yargılanmadıkça, bu yara kanamaya devam edecektir.

Olayın seyrine baktığımızda devletin emir komuta talimatıyla yapıldığı anlaşılıyor. Bu olayın hava kuvvetlerinin Cumhurbaşkanlığın emri olmadan böyle bir operasyonun gerçekleştiremeyeceğini bilinmektedir. Devlet kendi insanının üzerine bombalar yağdırarak topluma bir mesaj vermeye çalıştı. Bu yüzden kimsenin hesap vermeyeceği baştan beliydi. Aksine katliama maruz kalan aile bireylerine davalar açıldı. HDP milletvekili olan Ferhat Encü bu yüzden iki yıldır cezaevindedir. Devletin tavrı sömürge hukukuna göre işlemektedir.

Peki Türkiye toplumu ve Kürt halkının tavrı ne oldu? Bugüne kadar neler yapıldı? Gibi sorulara karşı maalesef somut bir cevabımız yok. Olay hakkında hemen her şey söylendi, ama her şeyin yapıldığını söyleyemeyiz.

Toplumun belleksiz tavrı, yeni trajedilerin tekerrür edilmesine de zemin hazırlar. Bu bir anlamda toplumsal bilinç ve hafıza ile ilgilidir. Bilinçsiz ve belleksiz toplumların davranışları gevşektir. Olay ve olgulara karşı refleksleri kördür. Yaşanan ‘kaderdir” deyip, daha fazla irdelenmez. Bu durum özelikle 21.yüzyılda siyasal alanda yönetimsiz ve kurumsuz bırakılan halklar için daha belirgindir.

Tarihte Yahudi toplumun 2.Dünya savaşında maruz kaldığı, Alman Nazi katliamı karşısında aldığı tutum önemli bir örnektir. Hem suçluların yargılanması hem de buna benzer durumların bir daha gelişmemesi için önemlidir. O dönemde Roman(çingenler) halkı da aynı katliamdan geçmelerine rağmen çok kimse bu durumu bilmez. Çünkü sahipsiz, dağınık ve kimsesizdiler.

Anadolu ve Mezopotamyaʼda yaşayan halkların yaşadığı katliam ve soykırımlar hep cezasız ve hesapsız kalmıştır. Ermeni, Keldani, Süryani, Rumlar, Kürtler gibi halklar, Alevi, Ezidi gibi inanç grupları benzer şeyler yaşadılar. Özelikle Anadolu’da son yüzyıldır hep kan aktı. Türk devletinin kurulmasında aktif rol oynayan İttihat ve Terakki zihniyeti, profesyonelce işlediği bu katliamların hiçbirinin doğru dürüst siyasal ve hukuki bir zeminde hesabı sorulmadı.

Kürt halkı gibi yazılı kültürün yasak olduğu bir toplumda; acı, katliam, trajediler ancak sözlü kültür yoluyla günümüze kadar taşınmıştır. Örneğin Zilan deresi katliamı ile ilgili onlarca Dengbejin Stranı vardır. Yine Dersim, Şeyh Sait, Ağrı, Koçgiri vb. Aynı şekilde Van Özalp ilçesinde 33 Kürt sivilin kurşuna dizilmesi, Ahmet Arif’in 33 kuşun şiiri ile hatırlarız. Bu olaylar ile birlikte bu kültürel ürünler sembole dönüşmüştür. Bu aynı zamanda toplumsal hafızayı canlı tutmuştur.

Bu olay ve olguların hatırlamamızda bu kültürel üretimlerin önemli bir payı vardır. Ancak günümüze baktığımızda artık acı “sıradanlaşmıştır”. Ne akli ne de vicdani mekanizmalar artık işlenmiyor. Bu tarz refleksizlilik ve takipsizlik devlet tarafından yakından takip etmekte ve bu tarz eylemlere devam etmektedir. Eğer toplumsal anlamda Roboskî’nin hesabı sorulsaydı, onlarca şehir yerle bir edilmezdi, Suruç, Ankara, Reyhan katliamları olmazdı. Hatta Afrîn işgal edilmez, savaş telalığı yapılmazdı. Toplum bu katliamları sineye çektikçe, yenileri hiç eksik olmadı.

Bu durumun böylesine gelişmesinde katkısı olan, bilinçli yada bilinçsiz buna zemin hazırlayanlar aynı suçu işlemiştir.

Tarihin kapkaranlık sayfaları, despot ve zalimler tarafında acımazsızca kanla yazılırken; buna karşı sessiz kalan, görmezlikten gelen, elindeki imkanlara rağmen bir şey yapmayanlar da, aynı sayfalara dipnot olarak düşücektir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.