DOLAR 8,4804
EURO 10,2829
ALTIN 508,96
BIST 1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Sal 22°C
Çar 24°C
Per 24°C
Cum 24°C

Savaş pilotu Altan: Esirleri infaz edenler kimyasal madde kullanmaz mı?

21.05.2021
A+
A-

İSTANBUL – Morning Star gazetesinin, Federe Kürdistan’da TSK’nin kullandığı kimyasal silah haberini değerlendiren savaş pilotu Bahadır Altan, daha önce Rojava’da da fosfor bombasının kullandığını hatırlatarak, “Esir alıp infaz edenler, kesilmiş başlarla pozlar verenler, kimyasal maddeler kullanmaz mı?” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 23 Nisan’da Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki Zap, Metîna ve Avaşîn bölgelerine yönelik başlattığı askeri operasyon sürüyor. İngiliz gazetesi Morning Star, TSK’nin bu operasyonda kimyasal silah kullandığını sayfalarına taşıdı. Söz konusu haber, fotoğraf ve görüşlerle desteklendi. 
 
Uzun yıllar savaş pilotluğu yapan Bahadır Altan, söz konusu iddiaları ve Türkiye’nin amaçlarını değerlendirdi.
 
‘DÜŞMANLIK BAKİ’ 
 
Türkiye’nin saldırgan politikasının yeni bir şey olmadığına dikkati çeken Altan, “İktidar her sıkıştığında ya doğalgaz-petrol bulduğunu söylüyor, ya komşularıyla gerginliği tırmandırıyor, ya da Kuzey Irak’a operasyon yapıyor” dedi. 
 
Milli Savunma Bakanlığı ve silahlanmaya ayrılan kaynaklara vurgu yapan Altan, bunun nedenini “Akraba şirketlerinin ürettiği savaş makineleri” olmasına bağladı. İktidara bu yönlü yapılan eleştirilere hep “Savunmadan tasarruf olmaz” şeklinde cevap verdiğinin hatırlatan Altan, “Ekranlarda boy gösteren ‘strateji uzmanları’ hep bunu işaret ederler. Örneğin emekli hava Generali Erdoğan Karakuş sık sık Yunanistan’a yönelik caydırıcılığımız için silah alma gereğinden, S-400’lerden söz eder. NATO konseptiyle yetişen insanlar başka türlü düşünemiyor! Caydırıcılık, silahlanma, vurucu unsurlar, savunma sistemleri, istihbarat vs. Israrla ‘devletlerarasında düşmanlık bakidir’ derler” dedi.
 
SAVAŞ İHTİYACI! 
 
Türkiye’nin ürettiği ve üretmekle övündüğü en başat kalemlerden birinin İHA-SİHA vb. savaş malzemeleri olduğunu vurgulayan Altan, “Örneğin Türkiye, Ukrayna’ya maddi hibede bulunuyor. O parayla Ukrayna damadın şirketlerinden SİHA satın alıyor. Para devletten çıkıp Ukrayna’ya gitmeden yandaşa transfer oluyor. Birçok yönden para bir şekilde iktidarda olanların cebine gidiyor. Halkın sırtındaki borç yükü ise dağlar kadar artıyor. İşte bunu kamufle edecek bir milliyetçi hamasete, savaşa ihtiyaç var. Savaşa bu kadar kaynak ayırmanın, insan sağlığına, aşıya, halka desteğe ayrılması halinde, yani barış olduğunda her şeyin daha güzel olacağını halk anlarsa oyun bozulur. Bu yüzden yerel gericilik Kürt düşmanlığını kardeş kavgasını körükleyip bunun üzerinden pirim yapmaya çalışıyor. Savaş hali başlı başına ekonomik krizin tetikleyicisi zaten. Bunun halk tarafından görülmesi ise iktidarın sonu demek. O yüzden sarayın savaşa ihtiyacı var” diye belirtti.
 
ÇÖZÜMDEN UZAKLAŞTIRIYOR
 
Düzenlenen her operasyonla halklar arasındaki uçurumun biraz daha derinleştiğini dile getiren Altan, şöyle devam etti: “Bu operasyonlar bizi kalıcı barıştan her seferinde biraz daha uzaklaştırıyor. İktidarın bir hedefi de bu bence. Bundan beslenen ve barış olduğunda yaşama şansı kalmayacak olan mafyalaşmış bir milliyetçi-faşist çevre hep iktidarda oldu. İktidarın son 6 yılında bu konuda iyi anlaşanların ortaklığı var. Cemaatle yollar ayrıldığından beri Erdoğan’ın sağ kolu Bahçeli, sol kolu Perinçek. Zaman zaman ortaklıklarda Cemaat-Erdoğan çatırdaması gibi veya şimdilerde çeteler arası pisliklerin su üstüne saçılması, Peker-Ağar dalaşması gibi çelişkiler olsa da tepede bir şekilde çıkar ilişkileri sürüyor. Halklar arasındaki kardeşlik ve sınıf dayanışması bunun sonunu getirecek tek yol. O nedenle operasyonlarla bunu baltalayıp düşmanlıkları derinleştirmeye çalışıyorlar.”
 
HALK SAĞLIĞI SORUNU 
 
Kalıcı olanın halklar arasındaki dostluk olduğunu ifade eden Altan, insanlığın sadece buna ihtiyacı olduğunu söyledi. Kolay ve ucuz olanın komşularla dostluklar geliştirmek olduğunu belirten Altan, “O zaman bu kadar silaha ihtiyaç duyulur mu? Kürt meselesini çözmüş bir Türkiye düşünün, adil bir demokratik zeminde barış içinde yaşayan kardeş halkları düşünün. Bu hiç de zor değil yeter ki savaştan beslenen iktidarlardan kurtulalım. Savaş gerçekten pahalı ‘bir halk sağlığı sorunudur” diye konuştu.
 
SAVAŞ SUÇLARI
 
Morning Star gazetesinin haberine de değinen Altan, “Gerçekleri kamuoyundan özenle saklayan, muhalif basında bile bu konuda oto sansürün sınırsız olduğu bir medya ile kötü niyetli bir iktidar her şeyi yapar. Başarısızlıklar kahramanlıklara, zalimlikler güvercin postuna kolayca büründürülür” dedi.
 
TSK’nin daha önce Rojava’da da fosfor kullandığını bunun raporlara da yansıdığını anımsatan Altan, şunları ifade etti: “Ama raporlar inkar edilmişti. Irak’ta bombaların yerde infilak görüntülerinden bir sonuç çıkarmak benim için mümkün değil. Ama daha önce izlediğim ve inkar edilmeyen askerlere ait görüntüler savaş suçlarına yeterince kanıttır. Bir çocuk okursa diye insan söylemeye bile çekiniyor; canlı esir alıp infaz edenlere, vahşice kesilmiş başlarla pozlar verenlere sayısız örnek var. Sadece Kuzey Irak’ta da değil, yurt içinde barikatlar bahanesiyle Cizre’de Şırnak’ta 2015-16 döneminde Özel Harekat ve Suriye’den devşirdikleri cihatçı çetelerle gerçekleştirilen katliamlar düşünüldüğünde, bunları yapabilenler kimyasal maddeler kullanmaz mı?”
 
BARIŞ HAREKETİ 
 
Çocukların üzerine havan topuyla ateş eden bir asker ve ona emir veren komutanının her şeyi yapabileceğini kaydeden Altan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu tür şeyleri Vietnam’da ABD askerleri yapardı. Şimdilerde İsrail Gazze’de yapıyor. Askeri operasyonların, savaşların bile Cenevre Sözleşmesi gibi devletlerin imza attığı anlaşmaları, evrensel kuralları vardır. Ama bunca yıl sonra artık bu tür değerler, kurallar açısından dünya daha olumlu bir yere gelmiş olması gerekirken ne yazık ki tam tersi. Eğer uluslararası kamuoyu harekete geçip bu tür uygulamalara, düşmanlıklara engel olmak için bir şeyler yapılmazsa bütün ülkelerde milliyetçi faşist odakların güçlenmesi tehlikesi var. Bence dünyada bugün 68’lerdeki gibi bir yeni Barış Hareketi’ne şiddetle ihtiyaç var.”  
 
MA / Ferhat Çelik 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.