DOLAR 6,8223
EURO 7,5691
ALTIN 379,35
BIST 105.520
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Çok Bulutlu

Şiddet salgın potansiyeli taşıyor

07.05.2020
A+
A-

ANKARA – Fiziksel ve duygusal emek yükü artan kadınlara yönelik şiddetin arttığını belirten sosyolog Tuba Demirci Yılmaz, “Şiddet meselesinin hiçbir toplumsal, siyasal sorunun arkasına atılmaması gerekiyor. Şiddet de çok ciddi salgın potansiyeli taşıyor” dedi. 

Salgın nedeniyle eve kapanma durumu kadına yönelik şiddeti daha da arttırdı. Her yerde yaşamı tehlikede olan kadınlar, virüsten hem fiziksel hem de psikolojik olarak etkileniyor. İş yükü artan kadınların emekleri de görünmüyor, bu durum ayrı bir şiddeti beraberinde getiriyor. Altınbaş Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tuba Demirci Yılmaz, kadınların salgın sürecinde yaşadıkları sıkıntıları Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.
 
Salgının neden olduğu izolasyon sürecinin gerektirdiği içe kapanma durumunun evleri daha tehlikeli hale getirdiğine dikkati çeken Yılmaz, “Evin tehlikesi açısından iki gruptan bahsetmek lazım. Birinci grup; zaten kronik olarak şiddete uğrayan, şiddetin hüküm sürdüğü hayatlar. Onlar zaten şiddettin kronik mağdurlarıydı ve onlar için bu süreç çok daha tehlikeli hale geldi. Çünkü kendilerine şiddet uygulayan ve uzaklaştırma kararları olan adamların eve giriş çıkışları kontrol edilemez hale geldi. İkinci grupta ise her zaman risk altında yaşamayan ama eve kapanma ile beraber şiddete uğrayan kadınlar” dedi.
 
ŞİDDET YÜZDE 25-33 ARTTI
 
Pandemi süreciyle Türkiye, İspanya, Amerika, İngiltere, Çin ve İtalya’nın da aralarında bulunduğu yaklaşık 30 ülkede şiddet rakamlarının yüzde 25-33 arasında arttığını kaydeden Yılmaz, “Dolayısıyla salgın nedeniyle şu ana kadar hiç şiddet görmemiş ama bir arada yaşamaktan kaynaklanan kadına yönelik şiddette artış söz konusu” diye belirti. 
 
Eve kapanma sürecinin zaman zaman kadınların da ruhsal şikayetler yaşamalarına sebep olabileceğine değinen Yılmaz, “Kadınların üreme sistemlerinden kaynaklı özel sağlık sorunları var. Birtakım üreme fonksiyonlarına ilişkin hastalıklar, menapoz ya da bebek bekliyorlarsa, bu konularda maalesef geri plana itilmişler. Bu da sıkıntı ve baskılar yaratıyor, bunlar da şiddet biçimi aslında. Özellikle yaşlı kadınların ciddi ihmale uğradığını düşünüyorum, bu da bir tür kurumsal şiddet” diye konuştu.
 
ŞİDDET GEREKÇELENDİRİLEMEZ
 
Kadınlar üzerine yüklenen “kadınlık rollerini” salgının tekrar hatırlattığını belirten Yılmaz, “İster üniversite profesörü olun ister dünyanın en bağımsız basın ağındaki gazeteci olun veya tekstil işçisi olun, başkalarının ihtiyaçlarını tamamlamakla yükümlüsünüz, böyle bir sorumluluğunuz var. Kimse ambalajları temizlemesi veya besleyici yemekler pişirmesi gerekenin, aile bütçesini idare etmenin erkek işi olduğunu söylemiyor, geleneksel varsayımların altı çiziliyor” ifadelerini kullandı. 
 
Bu süreçte artan şiddetin “kapalıydık, psikolojimiz bozuktu” şeklinde gerekçelendirilmeye çalışılacağını ifade eden Yılmaz, şiddet gerekçelendirilemeyeceğini ve bu durumun normalleştirilmemesi uyarısında bulundu. 
 
EŞİTSİZLİK ARTTI
 
Dışarıdaki ve içerideki tehlike arasında organik bir ayrımın olmadığının altını çizen Yılmaz, “Dışarıdaki bütün eşitsizlikler, sömürü ev içindeki ilişkilerimizi de etkiliyor. Yaklaşık 16 saat dışarıda çalışıyorsanız ve sonrasında da güvencesiz olarak ev içinde de çocuk bakmanız, yaşlı bakmanız vs. gibi birtakım yükler sizi bekliyor. Salgınla beraber cinsiyete özgü bazı tür eşitsizlikler ve şiddet biçimleri çok daha yaygın hale geldi. Hem fiziksel hem duygusal emek yükü artan kadınların şiddete uğramaları da aynı şekilde artıyor. Müdahale şansımız çok azaldı, muğlaklaştı” şeklinde konuştu.
 
SÖMÜRÜ MEKANİZMALARI
 
Salgının kadınları erkeklerden daha derin etkilediğine işaret eden Yılmaz, şunları söyledi: “Her ne kadar virüse yenik düşüp hayatını kaybeden erkek sayısı daha fazla olsa da küresel olarak sağlık çalışanlarının yüzde 75’i kadın. Özellikle bizim gibi ülkelerde bu yüzde 80’e çıkıyor. Erkek hemşire, hasta bakıcı azdır. Şimdi bir görünmezlik var burada. Salgın sanki bütün çalışan grubu aynı etkiliyormuş gibi ama öyle değil, kadın çalışan grubu doğrudan etkiliyor. Birde tabi hizmet sektörünün başka alanlarında da kadın yoğunlaşması var. Örneğin, market çalışanları, tekstil çalışanları, ev emekçileri, işte eve çağrılan manikürcüler, onları çok farklı şekillerde etkiliyor bu durum. Salgına has bir takım sömürü mekanizmaları ortaya çıkmış durumda. Kadınların büyük bir bölümü de enformel, prekarya olarak çalıştığı için, çok ciddi bir maddi tehditle karşı karşıyalar. Kovid-19’un kadınların gelirleri, otonomileri üzerindeki etkisi çok negatif.”
 
DÖRT VARDİYA ÇALIŞMA
 
Ev içinde kadına yüklenen cinsiyet rollerinin de şiddete yol açtığını belirten Yılmaz, kadınların salgın sürecinde dört vardiyalı çalıştıkları tespitinde bulunarak, “Birincisi; sizin dışarıda para karşılığı yaptığınız iştir. İkincisi bakım hizmetidir; çocuğa, yaşlıya, engelliye, hastaya ve eşe. Üçüncü vardiya da duygusal emek. Bu salgınla beraber daha çok ön plana çıktı. Kapanmadan dolayı morali, psikolojisi bozulan, işsiz kalan eşe, çocuğa iyi davranmak, onların depresyonlarını regüle etmek gibi. Dördüncü vardiyamız ise kadınlara yüklenen güzellik algısı nedeniyle kendimizi güzelleştirmek, presentable hale getirmeye çalışmak gibi” şeklinde anlattı.
 
KORUMA KARARLARI GENİŞLETİLMELİ
 
Çocuk ve kadına yönelik şiddet uygulayanların infaz düzenlemesinden yararlanmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Şiddet meselesi hiçbir toplumsal, siyasal sorunun arkasına atılmaması gerekiyor. Salgın var ama şiddet de çok ciddi salgın potansiyeli taşıyor. Salgınla birleştiğinde ikincil, üçüncül türde cinsiyete özgü şiddet salgınını yaratacak türde bir sorun söz konusu. Bunlar affedilebilir suçlar değil. Koruma kararlarının genişletilmesi, uzaklaştırma kararlarının uzatılması gerekiyor. Kolluk kuvvetinin bir bölümünün bu şiddet gözetimine bir anlamda vakfedilmesi gerekiyor. Örneğin Britanya, Avustralya gibi ülkelerde postacılara, kargo çalışanlarına yetki verildi. Mesela herhangi bir evde şiddet belirtisi gördüklerinde, bunu rapor etmekle yükümlüler. Ya da bir takım özel hatların açılması gerekiyor, yani devletin bunun önceliğini her şeyden önce kesinlikle kaybetmemesi gerekiyor” çağrısında bulundu.
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.