DOLAR 6,8684
EURO 7,7236
ALTIN 392,27
BIST 8,5669
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Sömürü çarkının hiç durmadığı bölge: Tuzla Tersaneleri

14.06.2020
A+
A-
İSTANBUL – Her gün bir iş kazasının yaşandığı Tuzla Tersaneleri, işçiler için cehennem, işverenler için ise taşeron cenneti. Taşeron firmaların anlaşmalı oldukları hastaneler, kazaları “iş kazası” olarak kayıtlara geçmiyor. 
 
Türkiye’de gemi yapım, bakım ve onarım işlerinin büyük oranda yapıldığı Tuzla ve Yalova tersaneleri, işçiler için cehennemi andırıyor. Tuzla tersanelerinde iş yapan 47 büyük firma var, irili ufaklı diğer firmalarla birlikte bu sayı 83’e kadar çıkıyor. Bu firmalara bağlı olarak çalışan toplam işçi sayısı ise yazın 20 bini, kışın ise 30 ile 35 bini bulabiliyor. Bu çalışanlardan “kalifiye” diye tabir edilen kaynak, montaj, boya ustası işçilerin sayısı 15 bin dolayında. 
 
“Vasıfsız” olarak tabir edilen diğer işçiler ise, günlük 80 ila 120 TL arasında değişen yevmiyeler karşılığında daha çok getir götür, hamallık ve temizlik işlerinde çalışanlar. Vasıfsız işçilerin çoğu kışın çalıştırılıp, yazın işten çıkarılıyor. Nedeni de yaz aylarında tersanelerdeki iş yoğunluğunun düşmesi. 
 
Sabah saat 08.00’da işbaşı yapan işçilerin büyük çoğunluğu tersaneye yakın mahallerde ikamet ediyor. İşçilerin önemli çoğunluğu günlük yevmiye usulü ile çalıştığı için SGK primleri de günlük yatıyor. İşe gitmeyen işçinin hem yevmiyesi kesiliyor hem de o günkü SGK primi yatırılmıyor. Maaşları düşük olan tersane işçileri, hafta tatili, bayram izini, resmi tatillerinde de çalışarak, aldıkları fazla mesai ücretiyle geçimlerini sağlıyor. 
 
‘AHMET’E, KEMAL’E ÇALIŞIYORUM’
 
Tuzla tersanelerinde çalışan işçilerin büyük bir bölümü taşeron firmalara bağlı. Bu taşeron firmaların altında ise “götürücü” denilen sistemle çalışanlar var. Herhangi bir firmaya bağlı olmayan ustalar, beraberlerindeki işçilerle kendi hesabına çalışıyor. Bu ustaların çalıştığı işçilerin çoğu ise genelde kendi akrabalarından oluşuyor. Tersane işçileri çoğu zaman hangi firmaya çalıştığını dahi bilmiyor. Görüştüğümüz bazı işçilere “Nerede çalışıyorsun?” diye sorduğumuzda “Ahmet’e, Kemal’e çalışıyorum” yanıtını alıyoruz. 
 
YEMEKHANELERİ YOK
 
Tuzla tersanelerinde kadrolu çalışan işçilerin dışında taşeron firmalarda çalışan işçiler yemeklerini derme çatma barakalarda, konteynırlar içinde ve gemi altlarında yemek zorunda kalıyor. İşçiler çayı ise kendi aralarında topladıkları parayla ocak, demlik ve çay satın alıp kendileri demleyerek içebiliyor.
 
6 YILDA 179 İŞÇİSİ ÖLDÜ 
 
Türkiye’de en çok iş cinayetinin yaşandığı sektörlerden biri olan tersanelerde her yıl onlarca çalışan iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre, 2013 yılından 2019 yılına kadar toplam 179 tersane işçisi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 
 
Tersanelerde iş güvenlik tedbirlerinin uygulanmamasından kaynaklı patlamalar ve yüksekten düşmeler en sık yaşanan kazalar arasında yer alırken verilere göre Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 2013 yılında 18, 2014 yılında 37, 2015 yılında 25, 2016 yılında 23, 2017 yılında 16, 2018 yılında 16 ve 2019 yılında ise 44 işçi iş cinayetlerine kurban gitti.  
 
Yaşanan iş cinayetlerinin çoğunun önlenebilir kazalardan kaynaklı olmasına rağmen tersane patronları ve taşeron firmalar gerekli önlemleri almadığı için iş kazaları ve ölümler kaçınılmaz oluyor. Bölgede en çok iş cinayetinin yaşandığı yıl ise 2008 yılı. Kayıtlara geçen bilgilere göre o yıl içerisinde 121 işçi yaşamını yitirdi. 2008 yılından bu yana tersanelerde kısmi değişiklikler olsa da çalışma koşullarında ciddi değişiklikler olmadı. Tuzla bölgesinde bulunan tersanelerin önemli bir bölümü son 10 yıl içinde Yalova’ya kaydırılıp, gemi yapım işinin büyük kısmı burada yapılıyor. Tuzla’da kalan tersanelerde ise daha çok gemi bakım ve onarım işleri yapılıyor. 
 
‘İŞ KAZASI’ KAYIT DIŞI 
 
Tersanelerde neredeyse her gün iş kazaları yaşanıyor. Ölümlü kazalar eskiye oranla daha az yaşanırken, bu kazaların çoğu ise “iş kazası” olarak kayıtlara geçmiyor. İş kazası sonucu yaralanan çalışan, tersane firmalarıyla anlaşmalı özel hastanelerde tedavi altına alınıyor. İşçilerden aldığımız bilgilere göre, bu hastaneler ise kayıt alırken sıradan bir vaka olarak kayıt alıyor. ‘İş kazası’ olarak kayıt altına alınması tersanenin denetim altına alınması anlamına geliyor. Bu da tersane patronları için ciddi bir zarar ve masraf demek. İşverenler hem bu masraflardan kaçınmak hem de denetimin yapılmaması için yaşanan iş kazasını kayıtlara sıradan bir vaka olarak geçirilmesini sağlıyor.
 
AĞIR İŞKOLU 
 
Yapılan iş çok tehlikeli olmasına rağmen tersane işkolu, İş Yasası’nda “ağır işkolu” olarak görülmüyor. Ağır işkolu olarak görünmesi durumunda maden işkolunda olduğu gibi 10 yıl tersanede çalışan bir işçi emeklilik hakkı kazanıyor. Yine düzenli bir maaş, sendikal örgütlüğün önündeki engellerin kaldırılması, taşeron işçilerin kadroya alınması, çift asgari ücret almaları ve sigorta primlerinin aldıkları maaş üzerinden yatırılması gibi haklara sahip olabiliyor. Ancak işçilerin bu hakları alması demek tersane işverenleri için maliyetlerin yükselmesi anlamına geliyor. Tersane işkolunun ağır işkolu kategorisine alınmamasının sebeplerinden birisi de büyük tersane sahiplerinin iktidara yakın olması hatta geçen dönemlerde bazı tersane sahiplerinin AKP’de milletvekili olması olarak gösteriliyor. 
 
İŞÇİLER ÖRGÜTSÜZ
 
Tuzla tersaneler bölgesinde çalışan işçilerin büyük kısmı örgütsüz ve sendikasız. Bölgede Türk İş’e bağlı Dok Gemi İş Sendikası, Hak İş’e bağlı Liman İş Sendikası ve DİSK’e bağlı Limter İş Sendikası örgütlenme faaliyetleri içerisinde. 20 bin tersane işçisinin çalıştığı Tuzla’da üç sendikanın Türkiye geneli üye sayısı toplam 8 bin 94’ü buluyor. Türk İş’e bağlı Dok Gemi İş Sendikası’nın Türkiye geneli toplam 3 bin 363 üyesi bulunurken, Hak İş’e bağlı Liman İş Sendikası’nın 4 bin 542, DİSK’e bağlı Limter İş Sendikası’nın ise 189 üyesi var.
 
SENDİKALARA GÜVEN YOK
 
İşçi sendikalarının örgütlenme noktasında çok yetersiz kaldığı bölgede işçiler zaman zaman kendi çabaları ile örgütlenmeye çalışsalar da her seferinde işverenlerin baskısına maruz kalıyor. İşten çıkarılma ve işsiz kalma kaygısı işçiler üzerinde ciddi bir baskı aracına dönerken, tüm baskılara rağmen geçmiş yıllarda, işçiler sigorta primlerinin düzenli yatırılması, işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarının sağlanması, daha iyi soyunma odaları, ortak yemekhane ve çay ocakları ile dinlenme yerleri, her tersanede revir ve sağlık personeli, iş güvenliği uzmanı ve personeli bulundurulmasının yanı sıra işçi eğitimleri gibi talepler ile verdikleri mücadeleler sonucunda bu haklarını kısmi olarak elde etmeyi başardı. Ancak aradan geçen yılların ardından bölgede yeterince örgütlülüğün olmaması ve sendikaların yetersizliğinden kaynaklı kazanılan bu hakların bir kısmı kaybedildi. Bölgede çalışan işçilerin birçoğu sendikalara karşı güven kaybı yaşarken, havzada sendikaların daha çok varlık göstermesi işçi haklarını daha çok savunarak bu güvenin yeniden kazanabileceği görüşü hakim.   
 
MA / Erdoğan Alayumat – Naci Kaya

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.