DOLAR 6,0972
EURO 6,8303
ALTIN 251,9
BIST 84.596
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Çok Bulutlu

Demirtaş’ın tahliye talebine ret

30.11.2018
A+
A-

HABER MERKEZİ

Mahkeme aldığı bu kararı ise şu gerekçeye dayandırdı:

“Anayasamızın 90 maddesinde ‘Usulüne göre yürürlüğe konuşmuş milletler arası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır’ hükmünün yer aldığı, yine Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. Maddesinde ise, ‘1.Yüksek Sözleşmesi Taraflar, taraf oldukları davalarda mahkemenin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler. 2. Mahkemenin kesinleşen kararı, infazını denetleyecek olan Bakanlar Komitesi’ne gönderilir’ hükmünün yer aldığı, bu hüküm karşısında kesinleşmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tarafları bağladığının belirtildiği, kararın İnsan Hakları Mahkemesi’nin büyük daire kararı olmayıp, 2. Daire (Bölüm) kararı olduğu, kararın tercümesinin ilk sayfasında ‘İş bu kararın sözleşmenin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir’ denilmek suretiyle daire kararının nihai bir karar niteliğinde bulunmadığı belirtildiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 44/2 maddesinde de bu hususun düzenlenmiş olduğu gözetilerek yukarıda belirtilen gerekçelerle sanık Selahattin Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.”

Alınan karara dair dikkat çeken bir diğer durum ise, mahkemenin AİHM’in aldığı kararının nihai olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olmaması oldu.

Bu konuda “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 20.11.2018 tarih ve 14305/17 sayılı daire kararının AİHS’in 46. Maddesi kapsamında nihai karar olup olmadığının ve sözleşmenin 44/2 maddesi gereğinde kesinleşip kesinleşmediğinin Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı’ndan sorulmasına” karar verilse de, Demiştaş’ın tutukluluğunun devamı yönünde karar kılındı.

Mahkemenin verdiği karar Demirtaş’ın avukatlarının tepkisine yol açtı.

AV. MOLU: KARARIN KESİNLEŞMİŞ OLMASINA GEREK YOK

Demirtaş’ın bir diğer avukatı olan Benan Molu ise, yaptığı paylaşımda mahkemenin AİHM kararını yerine getirmesi için kararın kesinleşmiş olmasına gerek olmadığını söyledi.
Molu, karara şu sözlerle tepki gösterdi:

“Şahin Alpay’da AYM kararına uymaya direnen yerel mahkemeler, bu kez de İHAM kararına uymaya direndi. İHAM’ın ‘derhal tahliye edin’ kararının yerine getirilmesi için kararın kesinleşmiş olmasına gerek yok. İHAM kararına rağmen cezaevinde tutulduğu her saniye, suç işleniyor.”

Demirtaş’ın avukatlarından Ramazan Demir, tahliye talebinin reddedilmesine ilişkin şu paylaşımda bulundu;

“Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi AİHM kararına rağmen Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun devamına karar verdi. Mahkeme gerekçe olarak da AİHM kararı henüz kesinleşmedi demiş,sonra da Adalet Bakanlığı’na yazı yazmışlar öyle değil mi diye.Bu rezaletin tarifi yok.”

“AİHM’in tutukluluğun devam ettirilmesi için kabul etmediği gerekçeleri tekrar gerekçe yapmışlar.”

Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Karaman konuya dair yaptığı paylaşımdaki belgede mahkemenin kararını AİHM kararının tercümesinin tamamlanmasının ardından vereceğini ifade etmişti.

AİHM NE DEMİŞTİ?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 20 Kasım’da açıkladığı karar ile Demirtaş’ın serbest bırakılması ve tutuksuz yargılanması gerektiğine hükmetmişti.

AİHM ulusal mahkemelerin Demirtaş’ın tutukluluğunu “yeterli” gerekçeleri olmadan uzun tuttuğuna hükmetmişti.

AİHM kararında, dava öncesi tutukluluk süresinin uzun olmasının Demirtaş’ın Türkiye’de Meclis’teki siyasi faaliyetlerde yer alamamasına neden olduğunu, bunun da ifade özgürlüğü ile seçme ve seçilme özgürlüğüne haklı olmayan müdahale anlamı taşıdığını belirtmişti.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.