DOLAR 6,0492
EURO 6,7525
ALTIN 247,9
BIST 85.310
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Şule Çet’in duruşması yarın: Kayıp kıyafetlere dair bir gelişme yok

14.05.2019
A+
A-
 
Ankara Gazi Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Tekstil Tasarımı 2’nci sınıf öğrencisi olan 23 yaşındaki Şule Çet, 29 Mayıs 2018’de Ankara’daki Yelken Plaza’nın 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşerek yaşamını yitirmişti. İlk olarak “intihar” denildi; ancak yargılama aşamasında ortaya çıkan deliller sonrasında, Çet’in cinsel saldırıya maruz kaldığı ve şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiği ortaya çıkmıştı. Çet’in ölümüyle bağlantısı olduğuna dair 2 kez gözaltına alınan sanıklar Berk Akand ve Çağatay Aksu gözaltına alınmalarına rağmen serbest bırakıldı. Kamuoyu baskısı ve sonrasında ortaya çıkan DNA bulgularıyla birlikte Akand ve Aksu 3’üncü kez gözaltına alınarak tutuklanmıştı. 
 
Çet’in şüpheli ölümü üzerine soruşturma savcısı Alev Ersan Albuz’un, toplanan delilleri 2018 yılının Eylül ayı başına kadar İstanbul Adli Tıp Kurumu’na göndermemesi ve kamuoyunda oluşan tepkiler sonrasında soruşturma dosyası kendisinden alınarak, Ankara Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Koca’ya verilmişti. 
 
SAVCI DEĞİŞMESİYLE SORUŞTURMA SEYRİ DEĞİŞTİ
 
Savcının değişmesi ardından soruşturma seyrinin de değiştiği Çet davasında yeni bulgular ortaya çıkmış ve Çet’in tırnaklarında Berk Akand’a ait DNA bulgusuna rastlandı. İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelen raporda Çet’in ölümüne dair “düşme esnasında şuurunun yerinde olup olmadığı ve öldürüldükten sonra atılıp atılmadığının tıbben bilinemediği, olayın adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı” yorumu yapılmıştı. 
 
BİLİMSEL MÜTALAA: POLİS EKSİK DELİL TOPLADI
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3 Aralık 2018 tarihinde Aksu ve Akand hakkında, “kasten öldürme”, “cinsel saldırı ve hürriyeti tahdit” suçlarından müebbet ve 39 yıla kadar hapis cezası istendi. 
 
İlk duruşması 6 Şubat’ta görülen Çet davasında müşteki avukatı Umur Yıldırım, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan aldıkları “bilimsel uzman mütalaası” mahkemeye sunmuştu. Adli Tıp Uzmanları Prof. Dr. Hakan Kar ve Prof. Dr. Halis Dokgöz tarafından hazırlanan mütalaada Şule Çet’in katledilmeden önce boynunun kırıldığı tespit edilerek, otopsi sırasında elde edilen bulguların Şule’nin ağır cinsel saldırıya uğradığını gösterdiği belirtmişti.  Mütalaada, olay yerinde polisin eksik delil topladığı tespitinin yanı sıra olay yerinde sperm, kan vb. biyolojik leke tespiti için değişik dalga boylarında ışık kaynağı ile ışıklı inceleme yapılmadığı ve Çet’in üzerinden çıkartılan iç çamaşırlarında inceleme yapılmadığı yer almıştı. 
 
DURUŞMA YARIN
 
Çet’in katil zanlılarının yargılandığı davanın ikinci duruşması yarın Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Duruşma öncesi Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirmede bulunan Çet’in avukatı Umur Yıldırım, bir önceki duruşmada sanıkların tüm iddiaları reddettiği gibi sanıklardan Akand’ın, Aksu’nun delilleri kararttığını da itiraf ettiğini hatırlattı. 
 
‘SOĞUKKANLILIKLA DELİLLERİ KARARTIYORLAR’
 
Sanıkların ifadelerinin birbiriyle tamamen çelişen beyanlarla dolu olduğunu kaydeden Yıldırım, şöyle devam etti: “İnsan işlemediği suçun delillerin karartmaz. Ki bu noktada Akand, Aksu’nun delilleri kararttığını itiraf etti. Onların ifade ettiği Şule’nin intihar etmeye çalıştığı ve Aksu’nun onu tutmaya çalışırken parmaklarının kırıldığı ve Şule’nin ellerinden kayıp düştüğü. Hadi biz buna inandık diyelim. Yardım etmek isteyen kişi 17 dakika boyunca ofisten çıkmıyor, o aralıkta içki şişelerini kaldırıyorlar, bardakları yıkıyorlar, pencerenin pervazlarını temizliyorlar. Onların ofisinden çıkması Şule düştükten 17 dakika sonra 20’nci katın koridor kamerasına yansıyor. Gayet sakinler ve birbirlerini suçlayıcı ifadelerle birbirlerinin üzerine yürüyorlar. Sonrasında güvenlik görevlileri ile tartışıyorlar. Sonrasında Çağatay aracına binip kaçıyor, Akand telefon ile konuşuyor. Yardım etmek isteyen kişi 17 dakika boyunca delil karartmaz ve polisi arayıp, ambulans arar. Bunların hiçbir yok. Tam bir soğukkanlılıkla deliller karartılıyor.” 
 
‘ÇET’İN İÇ ÇAMAŞIRLARI NEREDE?’
 
Yıldırım, Çet’in iç çamaşırlarının kayıp olma durumunun söz konusu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bununla ilgili mahkemeye beyanda bulunacağız. Babaya bazı kıyafetler verildi. Şule düştüğünde üzerinde kıyafetler var. Ayrıca 20’nci kattaki ofis odasında montu, kapüşonlu sweet ve çantası var. Babaya emniyette Şule’nin 20’nci kattaki kıyafetleri verildi. 2018 yılının Haziran ayının sonlarına doğru verildi. Ama emniyet  tutanağında ise Şule’nin tüm eşyalarının verildiğine dair tutanak var. Ama sanki bunun içerisinde Şule’nin düşerken üzerinde bulunan kıyafetlerinin de bulunduğu gibi bir intiba oluşuyor. Mahkemeye dilekçe verdik verilen kıyafetlerin neler olduğuna dair. Şule’nin üzerinde bulunan kıyafetlerin hukuken ailesine verilmesi mümkün değil çünkü delil niteliği taşıyor. Polis tutanağında ‘Biz Adli Tıp Kurumu’ndan kıyafetleri aldık babaya teslim ettik’ yazıyor. İç çamaşırlarının Adli Tıp Kurumu’na girdiğini biliyoruz. Adli Tıp Kurumu bu iç çamaşırlar üzerinde bir inceleme yapmış mı? Yapmışsa neden mahkeme ile paylaşmamış. Bunlara dair müzekkere yazılmasını isteyeceğiz. Hukuken iç çamaşırlarında inceleme yapılmadan ailesine verilmesi de mümkün değil. İnceleme yapılsa bile dava sonuna kadar muhafaza edilmesi gerekiyor. Mahkeme bu durumun farkında Adli Tıp Kurumu’na müzekkere yazıldı. Çarşamba gününe kadar bir cevap verilmez ise sorumlu bulunan tüm kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacağız.” 
 
‘TANIKLARIMIZ OLACAK’
 
Bu duruşmanın önemli olduğunu ve bazı tanıkları da olduğunu kaydeden Yıldırım, bu duruşmada Berk Akand’ın itiraflarda bulunmasını beklediğini belirtti. Tüm bunların yanı sıra Mersin Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan mütalaa raporunu hazırlayan iki Prof. Dr. Halil Kar ve Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün tez savunması olduğundan kaynaklı bu duruşmada hazır bulunmayacaklarını ancak bir sonraki duruşmada hazırladıkları raporu anlatmak için mahkeme de hazır bulunacaklarını söyledi. 
 
‘TEK İSTEĞİMİZ HAKETTİKLERİ CEZAYI ALMALARI’
 
Çet davasına ilişkin Yıldırım, son olarak şunları söyledi: “Bu davada çıkan sonuç bu tecavüzcülerin, katillerin ya önünü açacak. Diyecekler ki ‘evet biz yapıyoruz ve yanımıza kar kalıyor’ ya da diyecekler ki; ‘Biz yapıyoruz ama birileri yakamıza yapışıyor, yanımıza kar kalmayacak, cezayı çekeceğiz’ algısı oluşturacak. Bu yüzden bu dava önemli, tek istediğimiz hak ettikleri cezayı almaları.”
 
MA / Berivan Altan

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.