DOLAR 6,0977
EURO 6,8312
ALTIN 252,0
BIST 84.596
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Çok Bulutlu

Tahliye olan işçilere 2 bin 500 maaş yerine bin 800 verdiler

08.12.2018
A+
A-

İnsanca yaşam talebiyle başladıkları grev sonrası 3 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan işçiler, yaşadıkları süreci anlattı. 3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu tarafından Eğitim-Sen İstanbul 6 No’lu Şube’de tahliye olan işçilerle panel düzenledi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm ve çok sayıda kişinin katıldığı buluşmada, “Havalimanı işçilerinin haklı isyanı yargılanamaz” ve “Daha önce biz kazandık, yine biz kazanacağız” yazılı pankartları asıldı. Buluşmada işçiler konuştu. Tahliye olan işçilerden Teyip Kırğın, gözaltında ters kelepçeye maruz kaldığını kaydetti. İlk işe başladıkları zaman İGA ve taşeron firmaların yöneticilerinin kendilerine verdiği sözleri tutmadığını dile getiren Kırğın, “Ben Siverekliyim. Siverek’te yaşayan 21 kişilik bir ailenin ferdiyim. Gördüğüm bir reklamda havalimanı işine başlamak için geldim. Geldiğimde görüşme sırasında bize 2 bin 500 TL maaş vereceklerini söylemişlerdi. Ancak başladıktan sonra bize ‘arkadaşlar maaşınız bin 800 TL olarak belirlenmiş’ denildi. Mecburiyetten orda çalışmaya başlamak zorunda kaldık.
İş saatlerinde biz yemekhaneye gittiğimizde saatlerce yemek sırasında bekliyorduk. Biz Kürdistan’dan gelen işçiler olarak hiçbir zaman şatafat istemedik. Biz sadece sağlıklı yiyecekler istedik. Gelen ürünlerin çoğunun tarihi geçmiş oluyordu. Buna itiraz ettik, ben bir ay orada çalıştım. Bir ay içerisinde tam 3 defa zehirlendim. Revire gittim. Revir görevlileri ağrı kesici vermekle yetiniyordu. Bizlere yaklaşımları buydu” diye konuştu.

Kırğın, şantiyelerdeki iş güvenlik uzmanlarının sadece kağıt üzerinde uzman olduklarını belirterek, “İş güvenlik uzmanı yaşanan kazalarda tutanak tutmuyordu ve hiç birimizi hastaneye göndermiyordu” dedi.

İnşaat İş Sendikası Basın Sözcüsü Uğur Karadaş da, “14 Eylül sabahı çıkan işçi isyanı şunu gösterdi, o yandaş burjuva medya oradaki eylemin haklılığını manipüle edecek çalışmalara başladı. Bu eylemin isyana dönüşmesi bekleniyordu. Baran Teyip’in anlattıkları, orada çalışan tüm işçilerin temel sorunlarıydı. Ayrıca, sürekli basında 2 bin işçi diye bahsedildi orada 2 bin değil 35 bin işinin tümünün mağduriyeti ve isyanı vardı” diye belirtti.

ev Yapı İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut ise, dayanışmanın her şeyin çözümü olduğunu vurguladı. Karabulut, şöyle devam etti: “Direnişin kitleselleştiğini öğrendiğimizde şantiyeye gittik. Bizim görevimizdi bu. Biz görevimizi yaptık. Bende inşaat işçisiyim, aynı şeyleri bende yaşayabilirdim çünkü. Ben o süreçte kendi avukat arkadaşlarıma şunu söyledim; ne ceza vereceklerse kabul edelim. Çünkü böyle haklı bir davadan cezaevinde yatacağımı biliyordum.”

Şantiye alanını Nazi Kampına benzeten Karabulut, “İşçilerin hiçbir suçu yok. Tek suç sermayenin ve onları koruyanların. Vergi kaçıranlar onlar, işçi cinayetlerini örtbas eden onlar. Mahkeme işçi arkadaşları adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Adli kontrol bir inşaat işçisi için ölüm demektir” diye konuştu.
(Mezopotamya Ajansı)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.