DOLAR 5,7122
EURO 6,2929
ALTIN 268,5
BIST 106.588
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Hafif Sağanak

Tahmaz: Savaşa ‘savaş’ dediğimiz için tutuklanır hale geldik

09.11.2019
A+
A-

MERSİN – Barış Vakfı tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Hakan Tahmaz, çatışma sürecinin eninde sonunda masada konuşarak çözüleceğini belirterek, “Artık savaşa ‘savaş’ dediğimiz için tutuklanır hale geldik” dedi. 

 
Barış Vakfı, Mersin’in Mezitli ilçesinde “Barış Açısını Savunmak ve STK’ları Güçlendirme/Geliştirme” projesi kapsamında bir toplantı düzenledi. Toplantıya 40’a yakın Sivil Toplum Örgütü (STÖ) temsilcisinin yanı sıra gazeteci, avukat ve akademisyenler katıldı. Prof. Dr. Ayşe Gül Yılgör’ün moderatörlüğünü yaptığı toplantı, Barış Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Tahmaz’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı.
 
‘HAZIRLIKLI DEĞİLİZ’
 
Yeni bir çatışma ve çözüm sürecinde ne yapılması gerektiğini araştırdıklarını belirten Tahmaz, Türkiye’de süren çatışma sürecinin eninde sonunda masada konuşarak çözüleceğini vurguladı. Tahmaz, “Yeni bir çatışma ve çözüm sürecinde STK’ların hazır olup olmadığı yönünde çalışmalar yürüttük. Maalesef Türkiye’de çalışan STK’lar  yeni bir çözüm sürecinde ne yapılacağı konusunda hazırlıklı değil. Bugünkü toplantıda da bunu konuşmak için bir araya geldik” dedi.
 
‘NEYİ YAPMAMAK GEREKTİĞİNİ ÖĞRENDİK’
 
İktidarın son dönemde baskılarını arttırdığını dile getiren Tahmaz, “Artık savaşa ‘savaş’ dediğimiz için tutuklanır hale geldik. Barışı savunmak, altına imza atmak suç sayıldı. Ancak hatırlamak gerekir ki bizler Oslo ve Çözüm Süreci adında süreçler yaşadık. Bu süreç Türkiye’nin hafızasında bir yerde duruyor. Bizim yapmamız gereken bu hafızayı diri tutmak. Masada çözümün bir hukuku ve üslubu vardır. Biz neyi yapmamak gerektiğini öğrendik” ifadesinde bulundu. 
 
‘NEFRET SÖYLEMİ REDDEDİLMELİ’
 
Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, “Çatışma Çözümünde STK’ların Çalışma Alanları” başlıklı sunumunda şiddetin direkt, yapısal ve kültürel olmak üzere üç türe ayrıldığını ifade etti. 
 
Türkiye’de en fazla direkt şiddetin en fazla tartışıldığına işaret eden Çelik, “Maalesef biz Türkiye’de en çok direkt şiddeti konuşuyoruz çünkü o kanayan yaramız. Ancak yapısal ve kültürel şiddet de Kürt meselesinde konuşulmalı. Sorunun hep siyasal ve politik yönü gündeme getiriliyor” dedi. 
 
Yakup Levent Korkut, “Barış Hakkının  Ulusal ve Uluslararası Hukukta Yeri” başlıklı sunumunda barış hukuku konusundaki tarihsel gelişimleri ve dönüşümleri aktardı.  Doç. Dr. Fatma Akdokur Aktaş ise  “Barış Dili ve Yeni Çalışma Yöntemleri” adlı sunumda, iktidarın egemen dilinde bireysel ve toplumsal olarak barışçıl bir dil geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “İktidarın hedef gösterdiği, ‘bu olur bu olmaz’ dediği, her düşmanlaştırıcı ve ötekileştirici nefret söylemi reddedilmeli ve barış dili inşa edilmeli” dedi.   
 
Toplantı sunumların ardından basına kapalı şekilde devam etti.  
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.