DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Paz 26°C
Pts 23°C
Sal 23°C
Çar 22°C

Takımların ticarileşmesi tribünleri ruhsuzlaştırdı

09.03.2020
A+
A-

İSTANBUL – Futbol takımlarının şirketlere, taraftarların müşteriye dönüştürüldüğünü söyleyen futbol severler, tribünlerin ruhsuzlaştırıldığını belirterek, tepkilerini, Metin Kurt’un “Futbol arsada güzeldir, borsada değil” sözüyle dile getirdi. 

Futbol, günümüzde milyon dolarlara futbolcuların alınıp satıldığı, büyük sponsorluk anlaşmalarının imzalandığı geniş bir endüstriye dönüştürüldü. Bu sistemde borç batağına sürüklenen futbol kulüpleri de çıkış için taraftarına yükleniyor. Endüstriyel futbol, taraftardan tuttuğu takım için daha fazla para verip bilet, kombine almasının yanı sıra yine takımına ait sim kartları, kredi kartları, modemler kullanarak, ekstra harcama yapmasını istiyor. Başarının ancak parayla geleceğine taraftarı inandırmak isteyen kulüpler, taraftardan sahanın içine etki eden 12’nci oyuncu olmasını değil, müşteri-seyirci olmasını istiyor. Kulüplerin bu tavrı karşısında çoğunluğunu emekçilerin oluşturdu coşkulu tribünler yerini heyecansız bir seyirci grubuna bıraktı. 
 
Kapitalizmin önemli çarkı haline getirilen futbolun ticarileşmesine karşı çıkan ve efsane oyuncu Metin Kurt’un unutulmaz “Futbol arsada güzeldir, borsada değil” sözünü savunan taraftarlar da az değil. İtalya’daki taraftarlar bu konuda sistem karşıtlığını hala canlı tutuyor. Taraftarlar, endüstriyel futbol terimini hayatımıza koyan “No al calcio moderno (Modern futbola hayır)” pankartıyla her maça gidiyor. Livorno, West Ham United, St. Pauli, Rayo Vallecano, St. Etienne, Liverpool, Borussia Dortmund gibi kulüpler taraftarını müşteri gibi görmeyen ender takımlardan birkaçı. Her hafta 80 bin kişiye karşı futbol oynayan Liverpool ve Borussia Dortmund’un başarıları taraftarın sahaya etkisini gösteriyor. Eski taraftar gruplarını özlediğini ifade eden Türkiyeli taraftarlar da, endüstriyel futbolun taraftar ruhunu öldürdüğünü söyledi. 
 
TAKIM DEĞİL ŞİRKET
 
Trabzonspor taraftarı olduğunu söyleyen Eren Özmen, futbol kulüplerinin anonim şirketlere dönüştükten sonra şirket mantığıyla yönetildiklerini dile getirdi. Kulüplerin bu tavrının yanında Passolig kartlarıyla da taraftara ekstra yük bindiğini belirten Özmen, şunları söyledi: “Passolig kartlarının, taraftarlar arasındaki kavgaları önlemek amacıyla çıkarıldığı söylenmişti. ‘Stada giren taraftar belli olacak, bu şekilde o kavgaları önleyeceğiz’ denmişti. Fakat Passolig dediğimiz şey bir yandan da kredi kartı, taraftar bileti buradan almak zorunda. Ama o biletin dışında takımın ürününü alacaksa da o karta alıyor ya da alışveriş merkezlerinde alışveriş yapacaksa o karttan alıyor. Bu kart aslında kredi kartı, müşterisini arttırmaya yönelik bir hamledir.”
 
‘KONGRELERDE PARA KONUŞULUYOR’
 
Kulüplerin şirketleştikten sonra kongrelerde artık paranın konuşulduğunu vurgulayan Özmen, “Kongrelerde sürekli kulüp bütçesi nasıl büyütülür, borçlardan nasıl kurtulabilir ve büyük transfer yapılabilir konuları konuşuluyor. Bunların yerine kulübün nasıl daha iyi oynayacağı, daha iyi oyuncular yetiştireceği konularına odaklanılması gerekir diye düşüyorum. Trabzonspor alt yapısı çok değerli oyuncularla dolu ama daha fazla önem verilmesi gerekiyor. Kongrelerde daha çok futbolun konuşulması gerekir” diye belirtti. 
 
‘TRİBÜNLER RUHSUZ’
 
Tribünlerin dönüşümünü doğru bulmadığını ifade eden Özmen, istediklerinin “eskisi gibi taraftarın 12’nci oyuncu olarak sahanın içini etkileyebilmek” olduğunu belirtti. Trabzonspor’da bunu eskiden Vira taraftar grubunun yaptığını söyleyen Özmen, “Vira’nın tribünü maraton tribünüydü ve etkisi çok belli oluyordu. Bu yıl bilet fiyatlarının da artmasıyla birlikte Vira kale arkasına geçti. Şimdi kameraların çektiği oyunun oynandığı maraton tribününde seyirciler oturuyor. Bu hiç istemediğimiz bir durum. Eskiden sırtını sahaya dönüp 90 dakika takımını destekleyen bir grup vardı orada. Ama tribünler ruhsuz bir hale doğru sürükleniyor” dedi. 
 
Trabzonspor’u neden desteklediğini anlatan Özmen, “Trabzonspor’u tutmak İstanbul oligarşisine karşı duruştur. O yörenin çocuğu olarak açıklanacak milliyetçi bir davranış değil. Trabzonlular için futbol çok önemli. Şehir takımıyla iç içe geçmiş durumda. Bunun için taraftar takıma dair her şeye müdahale etmek ister, kendinde bu hakkı görür” ifadelerini kullandı.
 
TARAFTARI ‘MÜŞTERİ’ YAPTILAR 
 
Beşiktaş taraftarı olan Gökhan Gürler ise, futbolun ticarileşmesinin devlet politikalarıyla alakalı olduğunu söyledi. Futbolun küresel çapta büyümesiyle birlikte bankalarla içli dışlı olmaya başlandığını ifade eden Gürler, bu durumun futbol kulüplerini eski taraftar kulübü olmaktan çıkardığını dile getirdi. Kulüplerin bankalardan aldığı kredilere de değinen Gürler, “Sonuçta milyon dolarlar bankalara ödenecek, faizi karşılamayınca taraftarların etinden, sütünden faydalanmaya çalışıyorlar. Yönetici kisvesi altında kulüplerin başına geçen kişiler özel hayatında ya da iş hayatında kademe atlamak için taraftarları merdiven gibi kullanmaya başladı. Kulübün giderlerinden çok kendi şahsi giderleri için kullanarak, bu şekilde taraftarları müşteri haline getirdiler” dedi. 
 
TRİBÜNLERİN YAPISI DEĞİŞTİ
 
Bilet fiyatlarının artmasıyla birlikte tribünlere gelir seviyesi yüksek kişilerin hakim olmaya başladığını söyleyen Gürler, bu durumun amatör futbol ruhuna zarar verdiğini dile getirdi. Yeni oluşan taraftar grubuyla birlikte sinema ya da tiyatro izler gibi futbol izleme kültürü geliştiğini söyleyen Gürler, şunları dile getirdi: “Futbol sessiz izlenen bir oyun değil, daha coşkulu izlenir. Bu, tamamen ekonomiyle alakalıdır. Bu ülkede asgari ücretle çalışıp taraftar olan milyonlarca insan var. Biletlerin fiyatı 200 lira. İnsanlar bu parayla faturalarını mı ödesin yoksa maçamı gitsin? Bu da o coşkuyu sarf eden, emek veren taraftar grubunu tribünden uzaklaştırdı” dedi. 
 
TRİBÜNLER BOŞ KALIYOR
 
Kombine sistemini de eleştiren Gürler, kombine sahiplerinin sezon başında 17 maç için bilet aldığını fakat bunun sadece 5 tanesine gittiğini belirtti. Bu durumda tribünlerin boş kaldığını dile getiren Gürler, “O taraftar grubunun etkisizliği, futbolcuya da yansıyor. Taraftarların görevi deplasman takımının üstünde baskı oluşturmak, kendi takımına da arkam sağlam psikolojisini oluşturmaktır. Böyle olunca karşı taraf sinerken, kendi takımın arkasında gördüğü güçle özgüven kazanıyor” diye belirtti. Bazı tribünlerin bu konuda hala etkili olduğunu vurgulayan Gürler, eskisine göre zayıf olmasına rağmen Beşiktaş, Adana Demirspor ve Göztepe gibi ateşli tribünlerin olduğunun altını çizdi. 
 
KULÜPLER BORÇ BATAĞINDA
 
Futbol kulübü yönetimlerinin işverenlerden oluşmasına dikkati çeken Gürler, “İş adamlarının yönetici, başkan olduğu yerde kulüplerin ne kadar kötü yönetildiğini, borç batağında olduğunu gördük. Dolayısıyla şirketleşmenin faydasını gördüklerini sanmıyorum. Kulüpler tamamen taraftar ruhlu ama profesyonel bir şekilde yönetilmelidir. Şirketleşme pratiğini Fikret Orman, Aziz Yıldırım gibi başkanlardan biliyoruz. Bunların olduğu dönemlerden sonra kulüplerin bir ülke kadar borcu oluştu. Bu insanlar, şirketleri olan ve şirket mantığıyla büyümüş insanlardır. Kulüpleri de bu şekilde yönetmeye çalıştılar. Durum ortada” dedi.  
 
MA / Tolga Güney

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.