DOLAR 7,8943
EURO 9,3088
ALTIN 483,13
BIST 10,2447
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

Temel: Türkiye’yi karanlık kuyudan çıkaracak aktör Öcalan’dır

26.07.2020
A+
A-
ANKARA – Türkiye’nin bir çözümsüzlük kuyusuna doğru çekildiğini söyleyen HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, çözümsüzlük siyasetine karşı çözüm siyaseti üretecek tek aktörün PKK Lideri Öcalan olduğunu vurguladı. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basın, Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit ve AKP’nin Kürt sorununda izlediği politikalara ilişkin değerlendirmede bulundu.
 
Öcalan’ın başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’da rejimlerin yarattığı otoriterleşmeye dair perspektifleri ve düşüncesi olan önemli bir siyasi aktör olduğunu kaydeden Temel, İmralı’da uygulanan izolasyon ve tecrit politikasının da Öcalan’ın düşüncesi ve fikirlerinin toplumla buluşmamasına yönelik olduğunu söyledi.
 
Öcalan üzerinde uygulanan tecridin Kürt sorununda dayatılan çözümsüzlük siyasetinden bağımsız olmadığına dikkat çeken Temel, “Kürt sorununa yönelik savaş konsepti devreye girdiğinde, çözümsüzlük siyaseti derinleşip, uygulamaya konulduğunda ilk olarak sayın Öcalan’a yönelik tecritle bu işe başlanır. Sayın Öcalan’a yaklaşım, koşulları, sağlık durumu ve ona dayatılan derinleştirilmiş mutlak tecrit, Kürt halkına, demokrasi güçlerine ve Ortadoğu’daki özgürlük eğilimine yaklaşımdır. Bu eğilim bastırılmaya, yok edilmeye çalışıldığında Sayın Öcalan üzerindeki tecritle baskıyla, toplumsal zeminle olan bağının koparılmasıyla başlanır” dedi.
 
ULUSLARARASI GÜÇLER
 
İmralı’da uygulanan tecrit politikasına ilişkin uluslararası güçlerin sessizliğinin de politik bir yaklaşım olduğuna işaret eden Temel, “Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) İmralı’da uygulanan tecride dair sessizliği ve raporlarının yayınlamaması iki yüzlülüktür. Hukuki evrensel ilkelerden soyuttur ve kopuktur. Normal koşullarda CPT’nin düzenli olarak İmralı’yı ziyaret ederek, raporlarını kamuoyu ile paylaşması gerekir. Oysa dikkat edilirse CPT gidip, görmesine rağmen aylardır raporunu açıklamıyor. Sistematik olarak ziyaretlerde geliştirmiyor. Buda şunu gösteriyor: İmralı’daki gayri hukuku tecrit sistematik olarak uluslararası bir mekanizma ve rıza ile gerçekleştiriliyor” ifadelerinde bulundu.
 
‘ÇÖZÜMÜN TEK SİYASİ AKTÖRÜ ÖCALAN’
 
Temel, Kürtlerin özgürlük taleplerinin toplumsallaşarak direniş ve özgürlük mücadelesine dönmesiyle, AKP ve öncesindeki iktidarların dönem dönem Kürt sorununda çözümü politik olarak gündeme aldığını, ancak politik olarak geliştirdiği çözüm söylemlerinde pragmatist yaklaştığını ifade etti.
 
Kürt sorununun demokratik çözümü, Kürt-Türk barışının gerçekleşmesi, tarihsel olarak yaşanan ayrışma ve karşıtlığın bitirilmesine ilişkin çözüm önerileri geliştirenin PKK Lideri Öcalan olduğunu dile getiren Temel, şöyle devam etti: “Çözüm süreci aslında Sayın Öcalan’ın çizdiği bir hattır. Bugün çözümsüzlük dayatılıyor, geliştiriliyor. Çözümsüzlük siyaseti kendini savaş, işgal ve ilhak siyaseti olarak gösteriyor. Sayın Öcalan’ın ise bir çözüm dili var. Halkların kardeşliği temelinde Kürtlerin hem Türkiye’de hem de Ortadoğu coğrafyasında kendi statüleri, isimleri ve haklarıyla yaşama ve demokratik olarak diğer halklarla birleşme perspektifi var. Saldırı konseptine, inkar, imha konseptine karşı çözüm iradesini ortaya koyan sayın Öcalan’dır. Dolayısıyla AKP ve devletin de tercih ettiği şu anda çözümsüzlük siyasetidir. Bu siyaset 1990’larda denenmiş, pespaye bir bastırma ve kırım siyasetidir. Kürt halkının buna rızası, boyun eğmesi mümkün değildir. Kürt halkı direniyor. İktidar tüm zor aygıtlarıyla bastırdığını düşünebilir ama bu gerçekçi değil bir yanılsama.”
 
‘KENDİSİ OLMAKTAN ÇIKAN BİR İKTİDAR VAR’
 
AKP’nin zayıfladığını ve toplumsal zeminini kaybettiğini gördükçe milliyetçi, ırkçı bir dala tutunduğunu ifade eden Temel, şunları söyledi: “Bu dalın şüphesiz bir yanı MHP, diğeri de ulusalcılık olarak adlandırılan Kızılelma ittifakıdır. Bu dala tutunan bir iktidarın çözümü tartışması, toplumsal özgürlükleri tartışması mümkün değil ve AKP bu girdabın içine girmiştir. Bastırma, işgal ile toplumu kırıma uğratma ile bu sorunu çözeceğine inandırılmış. Dolayısıyla şu an milliyetçi ırkçı kesimleri kendi yanına alarak belki değiştirip, dönüştüreceğini, kendi çizgisine çekeceğini sanan AKP, büyük oranda MHP’lileşti. Bu da AKP’nin tüm siyasetine sirayet etti. Türkiye’nin ve AKP’nin geleceği açısından çok büyük bir tehlikedir. Sayın Öcalan’da buna dikkat çekti. Bugün kendisi olmaktan çıkan bir iktidarla karşı karşıyayız. Kendi oto kontrolünü ve kontrolünü elinden kaçıran bir iktidar gerçeği ile karşı karşıyayız. O yüzden bugün Kürt düşmanlığı politikasıyla karşı karşıyayız.”
 
“Kürdü inkar eden, Kürde düşman, Kürdün kimliğini yok sayan, Kürdü katleden, işkence ile bastırmaya çalışan devletin 80 yıldır uyguladığı bir politika sürdürülüyor” değerlendirmesinde bulunan Temel, “Şimdi AKP neyin yenisini uyguluyor. Ama bazı klik ve çevreler Kürtleri eze eze kazanacağını düşünüyor. Bu büyük bir yanılgıdır ve kaybeder. Efrîn’e, İdlib’e, Girê Spî’ye girildi, Güney Kürdistan’a operasyon yapılıyor. Sürekli dışarıya karşı bir Kürt düşmanlığı üzerinden işgal ve ilhak uygulanıyor. Ama işte AKP Türkiye’de birçok merkezi de kaybetti. Eğer Kürt düşmanlığı üzerinden kazanacağını sanıyorsa, bunun sonu hüsrandır ve geleceğini aslında İstanbul seçimleri bunu göstermiştir” şeklinde konuştu.
 
‘BU ÜLKENİN ÖCALAN’A İHTİYACI VAR’
 
Türkiye’nin AKP-MHP ortaklığıyla çözümsüzlük kuyusuna çekildiğinin altını çizen Temel, Öcalan’ın çözümsüzlük siyasetine karşı çözüm siyaseti üretecek tek aktör olduğunu kaydetti. Öcalan’ın çözüm ve alternatifler ortaya koyduğunu vurgulayan Temel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de demokrasi güçleri, muhalefet güçleri ve Türkiye’deki Kürt demokratik güçlerinin ve Kürdistan’daki tüm muhalefet kurumlarının Sayın Öcalan’ın çözüm tezlerine ihtiyacı var. Sayın Öcalan’ın çizdiği hattı derinleştirerek, örgütlenmeye ihtiyaç var. O yüzden aslında Öcalan’ı sahiplenmek, Öcalan’ın çizgisine sahip çıkmak, tecride karşı çıkmaya ihtiyaç var. Çünkü bu ülkenin Sayın Öcalan’ın fikirlerine ihtiyacı var. Türkiye’nin içine girdiği girdaptan çıkmasının yolu, Sayın Öcalan’ın özgürce fikirlerini topluma ulaştırmasıyla mümkün.”
 
‘TIKANIKLIK ÖCALAN İLE AŞILABİLİR’
 
Kürt siyasetinde yaşanan dağınıklık halinin Öcalan’ın fikirleriyle aşılabileceğini söyleyen Temel, “Tecride karşı çıkma, aslında kendini sahiplenmedir. Toplumsal muhalefet kesimleri olarak bu konuda yetersiz ve eksik kalıyoruz. Tecridin amacı Sayın Öcalan’ı ve çizgisini unutturmadır. Topluma unutmayı kanıksama halini ortaya koymaya çalışıyor. Tecrit bağ kesimi ve unutturmaya yönelik siyasettir. Çok politik bir haldir. Siyasette iktidar ve muhalefetin bu çıkmazdan çıkmasının yolu ve adresi İmralı’dır” dedi.
 
MA / Berivan Altan
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.