DOLAR 5,7423
EURO 6,3467
ALTIN 270,9
BIST 105.380
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

Temel: Üçüncü Dünya Savaşı’nda Kürtler kurban edilmek isteniyor

23.10.2019
A+
A-

HABER MERKEZİ – Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarıyla Kürt sorununun uluslararası bir boyut kazandığına dikkati çeken HDP Milletvekili Tayip Temel, “Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeni, İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudiler kurban edildi. Üçüncü Dünya Savaşı’nda ise Kürtler kurban edilmek istiyorlar” dedi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van Milletvekili Tayip Temel, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları, Amerika ve Rusya’nın Rojava’ya dönük politikaları, kayyum politikaları ve CHP’nin tutumuna ilişkin Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı. 
 
Türkiye, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarıyla ne amaçlıyor?
 
Kürt halkı yüz yıllardır inkar ve jenosit politikalarına uğruyor. Bu soykırım politikaları uzun zamandır Türkiye tarafından organize edilip, yürütülüyor. Rojava’ya yönelik saldırılarda bunu bir kez daha görüyoruz. İnsanlık mirası olan Rojava’da, bir devrim gerçekleşti. Kürt halkı bu devrime öncülük etti. Türkiye’nin, Erdoğan ve Bahçeli’nin hedefi, nerede olursa olsun Kürt halkının kazanımlarına yönelik saldırı gerçekleştirmek. Rojava’da yapılan budur; Kürt halkının en büyük kazanımlarına yönelik imha politikasının devreye konulmasıdır. Rojava’ya saldırı; tamamen Kürt halkına saldırıdır. 
 
Böylece kendi elleriyle Kürt sorununa uluslararası boyut kazandırmadılar mı?
 
Amerika’nın, Rusya’nın ve Suriye rejiminin yaklaşımı, kendi aralarında çelişkilerle dolu.  Kürt halkının kazanımları üzerinden bir birleriyle savaşıyorlar. Kürt sorunu hem bu saldırılarla hem DAİŞ saldırılarıyla uluslararası alana taşındı. Kürt sorunu artık Filistin sorunu kadar uluslararası bir sorundur. Bunun Kürt halkı açısından olumlu yanları var ama bu soruna dahil olan aktörler sorunun çözümünü zorlaştırılıyor.
 
Kuzey ve Doğu Suriye ile Ortadoğu’nun tamamında yaşananları dünya deneyimlerinden hangi yıllara benzetilebilir? 
 

Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeni, İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudiler kurban edildi. Üçüncü Dünya Savaşı’nda ise Kürtler kurban edilmek istiyorlar.

 
21. Yüzyıl’da Üçüncü Dünya Savaşı yaşanıyor. Bu savaşta Kürtler önemli bir rol oynuyor. Kürtler Güney Kürdistan’da ve Rojava’da çok önemli kazanımlar elde etti. Türkiye’de de keza öyle. Her ne kadar topyekûn bir saldırı olsa da, Kürtler dört parçada da önemli kazanımlar elde etti. 
 
Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeniler büyük bir soykırıma ve jenoside uğradı. Ermeni halkı kurban edildi. İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudiler büyük bir soykırımdan geçirildi. Üçüncü Dünya Savaşı’nda ise Kürtleri kurban etmek istiyorlar. Emperyalist güçler bir birlerine karşı savaş ve çatışma içerisindeler ama Kürtleri kurban etmek istiyorlar. Ama dünyanın vicdan sahibi insanları ve güçleri Kürtlerle yanında. Kürtler eskisi gibi sahipsiz değil. 
 
Kürtler bugün kurban edilmek isteniyor’ dediniz. Uluslararası politikaların şuan ki pozisyonlarına göre neler söylemek istersiniz? 
 

Erdoğan içeride sıkıştı, Trump Amerika’da görevden alınma noktasına geldi. Yeni bir oyun bu defa masada devreye koydu. Ateşkesle amaçlanan çözüm değil. Savaşta dayatılanlar bugün masada dayatılıyor

.

 
Ölümleri engelleyen her ateşkes önemlidir. Ama şu çok iyi bilinmelidir; halklar ancak ve ancak direnişiyle soykırımın karşısında durabilir. Uluslararası güçler diplomatik olarak imkan sağlayabilir. Kürt halkı bugün direnişi ve mücadelesiyle Rojava’ya dönük ağır saldırıların karşısında durdu. Türkiye ve onunla anılan çeteler, savaş suçlarıyla gündeme geldi. Yasak silahların kullanıldığı iddiaları var.
 
Erdoğan içeride sıkıştı, Trump Amerika’da görevden alınma noktasına geldi. Yeni bir oyun bu defa masada devreye koydu. Kürt halkına Rojava’yı dışardan gitmiş çetelere bırakmasını dayatıyorlar. Aslında ateşkesle amaçlanan çözüm değil. Savaşta dayatılanlar bugün masada dayatılıyor. 
 
Türkiye nereye gidiyor?
 
Bugün Türkiye’yi Rojava’ya sokan akıl, Türkiye’nin iyiliğini istemeyen akıldır. Bu, çok ağır sonuçları beraberinde getirecektir. Kan dökmek ve soykırım, halkların zihninden silinmeyecektir. Kürt halkı hiçbir zaman unutmayacaktır. 
 
Bir diğer dikkat çeken nokta ise Amerika güçlerini çekiyor, Türkiye’nin Rojava saldırılarına zemin açıyor. Sonra hakaret ediyor. İktidar bunun farkında değil. Farkındaysa eğer, artık kontrol edemediği anlamına geliyor. Bu nedenle ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacaktır.
 
Dünya halkları halen Ermenilere ve Yahudilere dönük jenosit ve soykırımı konuşuyor. Halen sorumlulardan soykırımların hesabı sorulmadı. Soykırım halen büyük bir mağduriyet olarak duruyor. O nedenle halklara yönelik soykırımlar, halkların direniş ve mücadelesiyle durdurulabilir. 
 
Bu son saldırı Kürt ulusal birliğinin önemi bir kez daha açığa çıktı. Çağrılar yapılıyor, şimdi ne yapılmalı?
 

Kürt ulusal birliğinin önemini konuşmanın zamanı değil, artık gerçekleştirmenin zamanı.

 
Kürt halkı, Kürdistan halkı, bütün Kürdistani partiler, Kürt ulusal birliğinin sağlanması için büyük bir çaba içerisinde. Mesud Barzani’den, Mazlum Ebdî’ye kadar herkes bu konuda hem fikir. DTK ve Kürt partileri bu konuda yapılması gerekenleri açıkladı. Acil olarak yapılması gereken tek bir şey var; önemli şahsiyetlerden oluşan bir inisiyatif, Kürt ulusal birliği kongresi için çağrıda bulunmalı. Güney Kürdistan’da ki siyasi öncüler, KNK, DTK, bu konuda çağrılar yapmalı. Bu büyük saldırı konseptine karşı kongre gerçekleştirilmeli ve Kürt kazanımlarını siyasi olarak savunma kararı alınmalı. 
 
Rojava’ya dönük saldırılar sonuç alırsa, sıra Güney Kürdistan’a geliyor. Sayın Barzani bunun farkında. Federe Kürdistan Bölgesi referandumundan biliyoruz; Kürdistan’ın statüsünü düşmanlık olarak gördüler. Kürt ulusal birliğinin önemini konuşmanın zamanı değil, artık gerçekleştirmenin zamanı. Derhal Kürt ulusal birliği kongresi gerçekleştirilmelidir.
 
HDP buna hazır mı? 
 
HDP ilk günden bu yana Kürt halkının birliğinin sağlanmasından yana. Aynı zamanda Türkiye halklarının da faşizme karşı birlik sağlaması için çaba sarf ediyor. Bu kapsamda Güney Kürdistan’a heyetler gönderdik. Bu nedenle genel ve yerel seçimlerde ittifak sağladık. HDP buna hazır.
 
Bir yandan da belediyelerinize kayyumlar atanıyor…
 
AKP, devreye koyduğu planları artık kontrol edemiyor. Yaşananların tamamı bu planın bir parçasıdır. Kürtler 7’den 70’e ve HDP bu plana karşı boyun eğmeyecektir. Sonuna kadar direneceğiz.  
 
AKP, devreye koyduğu planları artık kontrol edemiyor. Halklara düşmanlığı esas alan bu plan, Türkiye’de Erdoğan ve Bahçeli tarafından Kürt halkının varlığına, kimliğine dönük saldırılarla sürdürülüyor. Yaşananların tamamı bu planın bir parçasıdır. Siyasi soykırım operasyonları, belediyelerimize kayyum atanması, Rojava’ya dönük saldırılar bu planın birer parçasıdır. 
 
Kürtler 7’den 70’e ve HDP bu plana karşı boyun eğmeyecektir. Sonuna kadar direneceğiz. Çünkü bu rejim zulüm uyguluyor. Bizler haklıyız. Bu nedenle siyasi soykırım operasyonlara, kayyumlara ve Rojava’ya dönük saldırılara karşı direneceğiz. Bu direniş her gün daha çok büyüyecektir. 
 
Yerel seçimler kapsamında “AKP’yi geriletme” stratejisiyle, önemli sonuçlar açığa çıktı. AKP’nin belediyeleri CHP’nin yönetimine geçti ve bir demokrasi bloğu açığa çıktı. CHP’nin bu süreçte izlediği politikaları ve tutumuyla demokrasi bloğu sekteye mi uğradı? 
 

Demokrasi bloğu CHP tarafından sekteye uğratıldı. CHP bu fırsatı değerlendiremedi, toplumun direnişini devletçi kodlarına kurban etti.

 
Yerel seçimlerde faşizme karşı bir strateji belirledik. İktidar güçlendikçe zulüm artıyor. Zayıflatmak gerekiyordu. Bu strateji kapsamında iktidarı zayıflattık. Türkiye’nin batısında CHP’nin de aralarında bulunduğu bir blokla demokrasi bloğunu inşa edildi. Neredeyse büyükşehirlerin tamamında AKP yenilgiye uğradı. 
 
Ancak demokrasi bloğu CHP tarafından sekteye uğratıldı. CHP bu fırsatı değerlendiremedi. CHP, toplumun direnişini devletçi kodlarına kurban etti. CHP’nin aklına bir sözümüz yok. Vicdan ve ahlak sahibi insanlar, Kürt halkına yönelik zulmün farkında olan insanlar var. CHP’nin büyük bir seçmeninin yüreği Kürt halkının yanında.
 
MA / Özgür Paksoy – Kadri Esen
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.